DOĞU VE BATI ARASINDA

Yazar: Mustafa Aydın

 

 

Genel Olarak Doğu ve Batı

 

Bilindiği üzere doğu ve batı kelimeleri, güney ve kuzey; sağ ve sol, ön ve arka, alt ve üst gibi yön/taraf bildiren kavramlardır. Bunlar genel olarak bir şeye göredirler. Mesela ön ve arkadan söz ediliyorsa bir orta yer vardır ve bu ön ve arka ona göre bir anlam ifade etmektedir. Konumuz olan Doğu ve Batı da bu kuralın dışında değildir. Doğu ve batı kavramları güneş karşısındaki yer kürenin belli istikametlerini göstermektedirler. Ancak her ne kadar yer küre üzerinde güneşin doğduğu yer doğu, battığı taraf batı ise de coğrafi olarak buralar hemen sanıldığı kadar belirgin değildir. Çünkü günün hemen her anında güneş dünyanın bir yerinde doğmakta, bir yerlerde ise batmaktadır. Buna göre de dünyanın her yeri doğu ve her yeri batıdır. Kur’ân’da geçen ve lafzen “Allah iki doğunun da iki batının da Rabbıdır” ifadesindeki iki doğu ve iki batı “doğu batı, her ikisi de Allah’ındır” mânâsında anlaşılabilir.

Ancak tabiî ki bu kavramlar söz konusu ettiğimiz genellemenin ötesinde özel bir anlam ifade etmektedir. Mesela en yaygın kullanımıyla doğu, Asya; batı, Avrupa’dır. Bunlar Amerika ve Avustralya kıtalarıyla henüz bir ilişkinin kurulamadığı eski dünyanın yön belirlemeleridir. Buna göre iki ana coğrafi alanın merkezi, iki kıtanın ortasında yer alan, pek anlamlı da olmayan bir adlandırmayla günümüzde Ortadoğu olarak nitelendirilen bölgedir. Muhtemeldir ki böyle bir Doğu-Batı sınıflaması insanlığın çok eski tarihlerine kadar inmektedir. Başta Kur’ân olmak üzere semavi kitapların üzerinde cereyan ettiği coğrafya, bu doğu ile batı arasındaki bir bölgedir. Rivayetlerin verdiği bilgiye göre Zülkarneyn’in gittiği doğu muhtemelen Çin, batı ise mağrip ülkesi Fas idi. Kur’ân burada Doğu ve Batı kavramlarını kullanmaktadır. İlk ve Ortaçağlar boyunca da bu kavramlar bu anlamda kullanılagelmiş olmalıdır.

Son birkaç yüzyıldır Avrupa, bu nitelemeleri yeniden kavramsallaştırmıştır. Avrupa kendisini kültürel yönden farklı bulduğu doğunun karşısına Batı olarak yerleştirmiş ve yeryüzü coğrafyasını yeniden tasnif etmiştir. Daha sonra Avrupa’nın batılığına Okyanus ötesi uzantısı olan Amerika da eklenmiştir. Bu yapılan değişikliğin en önemli yönlerinden birisi, ortayı devreden çıkarmış olmasıdır. Artık doğu ve batı arasında herhangi birisine nispet edilmeyen bir orta yer yoktur. Batı’nın dışında artık yalnızca doğu vardır. Ancak doğu batıya göre kendi içinde sınıflandırılmıştır. Buna göre doğunun üç bölgesi vardır: Uzakdoğu, Ortadoğu, Yakındoğu. Uzakdoğu Çin, Endonezya, Japonya gibi Asya’nın öbür ucundaki ülkelerin üzerinde bulunduğu coğrafi alandır. Ortadoğu, Arap toplumlarının yaşadığı bölge, Batı’nın kendisine daha yakın gördüğü Yakındoğu ise Türkiye, Mısır gibi ülkelerin bulunduğu bölgedir. Ne var ki özellikle İngilizlerin önerdiği bu Yakındoğu kavramı tutmamış, Ortadoğu kavramı belirtilen iki alan için de kullanılan bir kavram haline gelmiştir.

 

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 174. “Oksidentalizm” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


4 × dokuz =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm