• ÇOĞULCU OKUMA BİÇİMİ YA DA OKUR’UN ÖZGÜRLÜK ALANI / -Liberalizmin Aşındırdığı Müslüman Kimlik Bağlamında Bir Değerlendirme-

    Yazar: Ramazan Yazçiçek

    Özet: Bu yazı, “Liberalizmin Aşındırdığı Müslüman Kimlik” yazısının devamı mahiyetindedir. O yazıda liberalizm kendi kavramsal zemininde tanımlanmış, yer aldığı sosyolojik serüven içerisinde anlaşılmaya çalışılmıştı. İlgili yazıda liberalizm, Müslüman kimliği aşındırma dinamiği cihetiyle tartışılmıştı. Liberteryen ve Müslüman kimliğin doğalarının farklılığı bütüncül bir bakışla ele alınmış; farklılık, ‘hürriyet’ ve ‘sünnetullah’ kavramları bağlamında açıklanmıştı. Adı geçen makalede, beşerî ideoloji ve sistemlerin İslâm ile uyuşmazlığı komünizm, kapitalizm ve liberalizm örnekleri üzerinden değerlendirilmişti.

    Bu yazıda ise çoğulcu okuma biçimleri; okurun özgürlük alanı sorunsalı, tarihselcilik ve hermenötik okumalar bağlamında değerlendirilmiştir. Makale, Kur’ân’a farklı yaklaşım tarzlarının; dinin yeniden yorumlanmasının İslâmîliği imkânı, tevil ve tefsir geleneğine atıfla kavramsal ve usûlî risklere dikkat çekerek tamamlanmıştır.

    Anahtar Kelimeler: Liberalizm, liberal teoloji, Müslüman kimlik, çoğulcu okuma, okurun özgürlük alanı, dinin yeniden yorumlanması,  tarihselcilik, hermenötik, tevil, tefsir, özgürlük, din.

     “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.”

    (Aliya İzzetbegoviç)

    Giriş

    Müslüman itikadı açısından hiçbir mesele yoktur ki ”kulluğu sadece Allah’a has kılma” ilkesinden arınmış olarak ele alınabilsin. Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • Dini Mistikleştirme Girişimleri

    Yazar: Hüseyin Karatay

    Dini dünya hayatından soyutlama kuruntusu ve planları günümüze özgü olmayıp insanlık tarih kadar eskidir. Allah’ın nimetlerini tanımayanların, kibirlerine ve ihtiraslarına tutsak olanların, hakikatten kaçanların, ilahi aydınlığı istemeyenlerin; sürdüregeldiği girişimlerdendir dini mistikleştirme girişimleri. Allah’ın dinini kendi arzularına uydurma girişimidir de denilebilir bu tür planlara.

    Gözle görülemeyecek kadar küçük bir mikroba teslim olduğu halde Yaratıcısına teslim olmak istemeyen, sınırlarını bilmeyen, kendisini olduğundan farklı göstermeye özenen, kibrinden firavunlaşan kimi insanların halden hale girmesi, Allah’ın dinini olduğu gibi kabullenmeyip kendisine din aramaya yeltenmesi ne garip değil mi? Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • ATASOY MÜFTÜOĞLU İLE CEMAAT/CEMAATLEŞME ÜZERİNE

    SÖYLEŞİ: ERSİN ERTUĞRUL SATAN

    HER TÜRLÜ BENCİLLİK BÜYÜK BİR PUTPERESTLİKTİR

    Cemaatler bitmeli mi?

    Cemaatler, her şeyden önce, hakiki bir cesaretle, samimi ve ahlâki bir cesaretle, hem içe doğru hem de dışa doğru, kapsamlı, kuşatıcı özeleştiriler yaparak, yapısal bir değişim ve dönüşüme karar vermelidirler.

    Cemaatler biter mi? Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • Gençlerle Söyleşi

    Düzenleyen: Ferhat Koç, Haluk Polat, Merve Çil

    Cemaat dendiğinde ne anlıyorsunuz? Nedir cemaat?

    SÜMEYYE ÜSTÜN: Cemaat dendiğinde anladığım şey topluluk oluşturmadır. Tabiî bir kelimeyi farklı bir dildeki karşılığıyla söyleyince onun ne olduğunu anlatmış olmuyoruz. Cemaat kelimesi biraz daha derin bir anlam taşıyor. Aslında bana göre cemaat; insanların bir aidiyet biçimi, çünkü insan, hayvanlar gibi tek başına yaşayabilen varlık değil. Bununla beraber sürü halinde, bilinçsiz, mevsimsel bir hareketlilik de insana uygun değil. Birileriyle iletişime geçme, kabul görülme ihtiyacına sahip. Bu yüzden insan kendine -herhangi bir açıdan- benzer olan diğer insanlarla bir araya gelme eğilimini içinde barındırıyor. Bu insanın bir tür savunma stratejisi de olabilir. Zira kişi, herhangi bir açıdan -bu din olabilir, siyaset olabilir, bir meslek olabilir vs- kendisi gibi olmayanların ne düşündüklerini ve ne hissettiklerini bilmediği için onlardan gelecek zararı tahayyül edemeyebilir ve onlara karşı bir tür korunma ihtiyacı hissedebilir. Topluluk oluşturmak, bana insanın bir tür korunma ihtiyacı gibi geliyor.

    Cemaat sizce gerekli mi? Hangi sebeple?

    SÜMEYYE ÜSTÜN: Doğrudan, evet, gereklidir diyemem ama bu bir gereksinim, bir ihtiyaçtır diyebilirim. Belirttiğim gibi cemaat hem diğer insanlara karşı bir kalkan/koruma oluşturuyor hem de aidiyet/ilişki ihtiyacını karşılıyor. İnsan doğası belirsizlik, boşluk kabul etmez. Bir yere bağlanma ihtiyacı hisseder. Cemaatler işte burada devreye giriyor ve insanın bu bağı kurup tabir yerindeyse kendini avarelikten kurtarmasına yardımcı oluyor. Fakat bunun bir takım olumsuz sonuçları yok değil…

    Her inanış ve ideoloji için geçerli olan aidiyet biçimi olarak cemaat sizce insanın doğal bir temayülü, fıtri bir ihtiyacı mıdır? Neden?

    SÜMEYYE ÜSTÜN: Evet, fıtri bir temayüldür diyorum ben buna. Çünkü diğerlerine karşı kendini koruyacak bir savunma mekanizması geliştiriyor. Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • İKTİDARIN SOYKÜTÜKLERİ “Devlet Mitosu”

    Moderatör: Muhammed Yasir Bodur

    Merhaba arkadaşlar, hepiniz hoş geldiniz. Bu gün SivilSes grubu olarak yapmayı planladığımız 10 oturumluk ‘İktidarın Soykütükleri’ üst başlıklı programımızın ilk oturumu olan Devlet Mitosu programını gerçekleştireceğiz. Malumunuz, Şehir Üniversitesi’nin bize bir jesti oldu! Biz de bu yüzden oturumlarımızı bu Kitaplı Kahve’de yapacağız inşallah. Etik kodları arasında baskı ve tahammülsüzlüğün hiçbir şekline imkân tanımama azminde olduğunu söyleyen, bu hedefe ancak sürekli ve sağlıklı tartışma ortamlarıyla ulaşabileceğini söyleyen Şehir Üniversitesi, her ne kadar bu tahammülsüzlüğü kendisi göstermiş olsa da biz bu duruma şaşırmadık. Teorik bir perspektiften, entelektüel bir zeminden meseleleri tartışma gayreti içinde olan on oturumluk program, sosyal bilimler alanında etkin olma çabasındaki Şehir’e siyasal konjonktürün bu günlerde sağlıklı olmaması sebebiyle sansüre uğratıldı.

    Ben sözü fazla uzatmayayım, iki konuğumuz var bugün: Halil İbrahim Yenigün ve Cengiz Çağla. Başlamadan önce formattan bahsedeyim, iki saatlik bir program olacak. Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • Ütopya; Bunalım ve Umutsuzluğun Doğurduğu İdeal İnsan ve İdeal Mekân Arayışları

    Yazar: Arif Arcan

    Kadim çağlardan beri insanlar idealize edilmiş sakinlerinin yaşadığı cenneti andıran mekân hayalleri kurmuşlardır. Bu hayaller, ütopya dediğimiz ulaşılması ve gerçekleşmesi imkânsız düşünsel üretimlerdir. Elbette ütopya salt düşünsel bir ürün değil; ütopik bir kurgu, çok yönlü, çetrefil, içinden çıkılamaz sorunlar, zorunluluklar yumağının artık çözüm umudunu kaybettiği anlarda ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ütopya, yürürlükteki mevcut sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yapı ve ilişkileri adeta sıfırlayarak kurgusal yeniden bir üretim gerçekleştirmektedir.

    Ütopyaların taşımış oldukları umut ve özlemlerin ana temaları; öncelikle mevcuda karşı yönetilen sosyal ve siyasal bir eleştirinin genel çizgilerini oluşturur. Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • EVET, BİRLİK AMA NEREDE

    Yazar: Adil Akkoyunlu

    “İslam dünyası nereye gidiyor? Nereye varacak bu gidişin sonu?” diyor Müslümanlar. Artık sadece haberler değil, yazılar, yorumlar, paneller, konferanslar da hep bunun üzerine.

    Günlük sohbetlerde bile insanların mihver konusu bu oluyor.

    Müslümanların Müslümanları katletmelerine yanıp yakınıyorlar. Birlik ve beraberliğin zarureti ile ilgili öneriler ileri sürüyorlar.

    Bu sosyal hastalıktan/tefrika belasından rahatsız olmayan yok. Dün de düşünen, duyarlı insanlarımız bundan şikâyetçiydi.

    Örneğin, Mehmet Akif Ersoy:

    “Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

    Fikr-i kavmiyeti şeytan mı soktu zihninize?” diyerek feryat ediyordu.

    Mehmed Said Çekmegil:

    “İpi kopan tesbihim dağıldı tane tane

    Acı ama teşbihim; hani, nerde imame?

    Taneleri toplayın, Hak ipine derleyin.

    Bir imame bağlayın; tevhid gelsin meydane.” dizelerini kâğıda döküyordu.

    İyiye gitmedi, yara sağalmadı. Her geçen gün tefrika daha çok büyüdü, daha çok kardeş kardeşin kanını döküyor.  Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • GÜNÜNÜZ DOĞRU OLSUN

    Yazar: Yasemin Şüheda

    “Para ve emniyet peşinde koşarsan

    Kalbin katı kalacaksın.

    İnsanların rızasını önemsersen

    Onların mahkûmu olacaksın.

    Görevini yap, sonra çekil geriye

    Huzurun yolunu bulacaksın…”

    Lao Tzu

    Güneş, yeni bir güne merhaba diyebilmek için hızlıca koşuyordu. Dünyanın bir tarafı karanlık olsa da bir tarafı hep aydınlık kalmalıydı…

    Güneş bunun fevkinde, kendine çizilen seyirde doğruca akıp geliyordu. Çünkü dünya hep muştularla yaşanır olmuştu. Tam her şey bitiverirken tekrar başlardı hayat. Onun için ölümle hayat hep kol kola gezerlerdi. Biri olmadan diğeri de olamazdı.

    Tufan olurdu, yer ve gök suya doyardı… Her tarafta bir sessizlik, her tarafta bir yok oluş… Kâinat bir ümitsizlik içine sürüklenirken birden haykırırdı dünya; güneş ışıklarını yayardı, tufandan yeni hayatlar doğardı. Bir gemi dolusu yaşam dünyaya ayak basardı… Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • ev ve anne

    Şiir: Ferhat Çiftçi

    bir ev ki yenilgiyi sırtlar

    solmaya yüz tutmuş çiçekler

    ölümden önce

    pencerelerden bakar

    duvarlar ve annem sağlam durur

    değdikçe uzaklara

    içimizin camları kırılgan

    her gün ölür mü insan

    çiçeklere toprak bulamamaktan

    çocuğun sessizliğini tamamlayan Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

  • OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE DİN EĞİTİMİ V

    Yazar: Cenk Ağ

    2.3.  Çocuğun Allah Tasavvuruna Etki Eden Bazı Faktörler

    Yazı dizimizde Allah tasavvuruna etki eden yaş ve cinsiyet faktörünü ele almıştık. Bu sayıda kaldığımız yerden devam edip çocuğun Allah tasavvuruna etki eden faktörlerden ve kişilik özelliklerinden bahsetmek istiyoruz.

    2.3.3. Kişilik Özellikleri

    Çocukların yaşları ve cinsiyetleri kadar kişilik yapıları da onların Allah hakkındaki düşüncelerini etkilemektedir. Bunun aile yapısıyla, ebeveynin çocuğa karşı ilgi ve davranışlarıyla yakından ilgili olduğu görülmektedir. Çocukların Allah inancına ilişkin derinlemesine yaptığı araştırmada Heller, çocukların yetiştikleri aile ortamına bağlı olarak 6 tür Allah inancına sahip olduklarını belirtmektedir. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz.

    Çocuklar arasında baskın olan birinci tür Allah anlayışı, Allah’ı arkadaşça ve dostça bir varlık olarak kabul etmeleridir. Allah, çocuğun gözünde hayali bir oyun arkadaşı gibidir ve çocuk için bu ilişki mutluluk vericidir. Continue Reading

    3 Ocak 2017 • Bu Sayı, Genel

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm