• CEMİL

    Yazar: Ömer KARATAŞ

    Köyümün bağlı olduğu ilçede dershaneye gitme imkânımız yoktu. Bu yüzden babam beni dershane öğretmeni olan amcamın yanına göndermişti. Böylece okulla birlikte dershaneye de gidecek, üniversite sınavına hazırlanacaktım. Ailemden ilk defa ayrılmış, bir öğrenci evinde kalmaya başlamıştım. Her şey yeni idi benim için. Yeni bir il, yeni bir okul, yeni arkadaşlar.

    Lise ikinci sınıftaydım. Sınıfımız benim gibi başka illerden gelen arkadaşlardan oluşuyordu. Sınıf başarısının çok da iyi olmadığını söyleyebilirim. Dersimiz edebiyattı. Öğretmenimiz daha önce hiç görmediğim bir tarzda dersi işliyordu. Dönem başından beri Fuzûlî’nin “Su Kasidesi” isimli şiirinin tahlilini yapıyorduk.  Edebiyat öğretmenimiz her ders şiirin birkaç beytini tahtaya yazıyor, anlamını bilmediğimiz kelimelerin anlamını veriyor, şiirdeki söz sanatlarını açıklıyordu. Ders bu şekilde devam ediyordu. Birçok arkadaşım dersin işlenişinden rahatsız olsa da benim şiire olan merakım derse olan ilgimi arttırmıştı. Bir yandan öğretmeni dinliyor, bir yandan da “ben de böyle güzel şiirler yazabilir miyim acaba?” diye düşünüyordum. İlerde böyle güzel şiirler yazacak, sonra bunları edebiyat dergilerinde yayımlayacaktım. Şiirlerim edebiyatçılar tarafından beğeniyle karşılanacaktı. Belki de bir yayınevi kitabımı yayımlar ve okurlar için bir imza günü dahi düzenleyebilirdi. Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Genel

  • HİSSEDER RÜZGÂRI

    Rabia Efe
    Bazen insan rüzgâra bırakır kendini
    Ne rüzgâr onu sarsar ne de o rüzgârı
    Sadece hissetmek ister
    Rüzgâr nedir diye
    Ağlatır ama ağlamaz
    İter ama geri gitmez
    Rüzgârdan ne vaz geçer
    Ne de bırakır
    Hisseder rüzgârı

     

    10 Kasım 2016 • Genel

  • DÜŞ

    Besime Özgür

    Karanlığa gömülür şehir

    Caddeler, evler, ben

    Gülüşünü hatırlarım

    Bir ışık huzmesi

    Bir serçe sesi

    Bir deniz esintisi

    Aydınlanırım.

    Toplaşır bulutlar

    Yağmurlar yağar

    Gökkuşağını beklerim

    Sıcak, demli bir çayı

    Pencere önünde

    Açar menekşeler.

    Kokun gelir önce

    Hasretlenir çiçekler

    Kalbe değer sesin

    Kalırım öylece

    Konuş dersin,

    Anlat Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Genel

  • Mermilerin Vızıltısı Duyulur mu

    Yazar: İlkay Yılmaz

    Şarkı söylediğimi hayal ediyorum. 

    Ve bana soruyorsun:

    “Ne yapıyorsun, oğlum?

    Hayalindeki şarkı ne anlatıyor çocuğum?”  

     Anne, bir zamanlar bir evim olduğunu söylüyor 

    Şimdi hiç evim yok anne.

    Bir zamanlar bir sesim ve dilim vardı.

    Şimdi ise ne sesim, ne de dilim var.

     Kaybettiğim sesim ile,

     Kaybettiğim bir dilde,

     Kaybettiğim evim hakkında,

      Bir şarkı söylüyorum anne.

    Paramparça olmuş evler ve rüzgârın etrafa savurduğu paçavralar. Sonra kar… Her yer bembeyaz… Ardından mezarlık… Bir kadın, rüzgârlı havada karlarla örtünmüş mezarlığın içinden geçerek gidiyor. Bir ağacın dalında boynundaki ilmekle şair Hamza’nın bedeni asılı duruyor. Abdullah Sidran’ın yukarıdaki dizeleri eşlik ediyor filmin açılış sekansına. Ölüm var sadece sahnede. Bu sahne hayatın içinden bir kurgu ya da bir senaristin fantazyası değildi. Bizatihi bir şehrin görünümüydü. Hem de en yalın haliyle. Sadece ölüm vardı havada ve yerde. Kar örtebilir mi ölümleri?

    1992-1995 yılları arasında Bosna kan akıttı. On binlerce beden Sırpların katliamlarına uğradı. Bosna’nın üzerine ölüm çöktü. Dünya oradaydı. Ama sessiz kaldı. 1997 yılında savaştan iki yıl sonra yok olmaya yüz tutmuş bir ülkenin yaşadıkları hâlâ taptaze iken, yönetmen Ademir Konevic, senaryosunu Abdullah Sidran ve Pjer Zalica ile birlikte yazarak dünyanın görmek istemediği ülkelerini şiirsel bir dille sinemaya aktarmışlar. Eğer dünya bir gün kendisiyle yüzleşmeye başlarsa tarihin tozlu sayfalarına bakarken belki bu kayıtla da görmezden geldiği Bosna’yı bu defa görebilir.

    Kusursuz Çember, Bosna’nın savaş yılları boyunca yaşadıklarına, bir milletin nasıl yok edilmeye çalışıldığına ışık tutarken, insanoğlunun zor zamanlardaki çaresizliğine de değinerek, tarihin bir dönemine ve dünyanın kayıtsızlığına şahitliğe çağırıyor bizleri. Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Genel

  • HİCRAN

     

    Yazar: Adil Akkoyunlu

    Ayrılık demektir hicran. Ayrılığın verdiği şiddetli, büyük acı ve ıstırap demektir. Hicretle aynı kökten… Karşıtı vuslat ve vahdettir.

    Nice zamandır Muhammed ümmeti hicran ateşiyle perişan… Vahdetin ve vuslatın hasretiyle yanıp kavrulmada… Zindan oldu dünyaları. Yaşanmaz oldu vatanları. Ölümü göze alıp nefes alabileceklerini düşündükleri diyarlara hicret ediyorlar, birçoğu yollarda telef olarak…

    Tevhid ve vahdet dini olan İslam, insanlar arasında küskünlük, kırgınlık, kavga sebebi olacak, sosyal yapıyı bozacak bütün ayırımcılıkları, fesadı yasaklıyor.

    Allah’ın kulları arasında renk, dil, sınıf, cemaat ayrımı, mezhepçilik ve kavmiyetçilik insanları birbirinden uzaklaştırıyor, kıskançlık, kin ve düşmanlık tohumu ekiyor aralarına. Bunların başında ırkçılık belası geliyor.

    İnsanların farklı renk, dil, ırk ve kavimlere mensup yaratılmaları, birbirlerine karşı övünmeleri ve aralarına düşmanlık sokmaları için değil; tanışma sebebine dayanır. İnsanın ve her şeyin tek yaratıcısı olan Allah Teâlâ: “Ey insanlar, doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havva’dan veya bir ana ve babadan) yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’na karşı en çok takvalı davrananızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Genel

  • FURKAN SURESİ 30. AYET TEFSİRİ

     

    ABDULHAMİD BİN BÂDİS[1]

     

    Tercüme: Orhan Güvel

     

    Hz. Peygamber’in, Kavminin Kur’an’dan Yüz Çevirmesi Hususundaki Şikâyeti

     

    ] وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِى اتَّخَذُوا هٰـذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا[

    “O gün Peygamber, “Ey Rabbim! Benim [müşrik] halkım bu Kur’an’ı gözden çıkarılacak bir şey olarak gördü” diyerek Allah’a şikâyette bulunacaktır.” Furkan/30

     

    Ayetin bağlamı ]المناسبة[   

    Allah (cc), müşriklerin Kur’an’a karşı dile getirdikleri asılsız sözlere[1], ondan yüz çevirmeleri ve ondan alıkoymalarına, kıyamet gününde; dünyada takındıkları bu tavır hakkındaki hasret ve pişmanlık içerikli sözlerine[2] değindikten sonra, Hz. Peygamber’in; onlar hakkında Kur’an’ı terk etmeleri ve ondan yüz çevirmelerinden kaynaklanan şikâyetine yer vermiştir.

     

    Kelimeler ]المفردات[

     

    مَهْجُورًا: Terkedilmiş, ilişki kesilmiş, istenmeyen

    الرَّسُولُ: Muhammed (as)

     قَوْمِهKureyş

     

    ] Terkiplerالتراكيب[

    “Ya Rabbi” ifadesi, Hz. Peygamber’in, yücelterek rabbine sığınması ve ona olan güveninin büyüklüğünün tezahürüdür. Bunun yanısıra onun, efendisi; işlerini düzene koyan ve sürekli olarak kendisini nimetlendirene karşı olan bağlılığının kemaliyetine işaret eder. Kureyş’ten kendi kavmi diye söz etmesi ve onları kendine izafe etmesi قَوْمِىKur’an’dan bahsederken yakınlık bildiren ismi işaret هٰـذَاkullanması, onların; Kur’an kendilerine yakınken onu terk ederek işledikleri cürmün büyüklüğünü açıklar niteliktedir. Kur’an’ı onlara kendi içlerinden, yakınlık itibarıyla onlara en yakın insan getirmişti. Onlar ise etraflarındaki insanları Kur’an’dan alıkoydular ve ondan uzaklaştırdılar. Bu ise alıkoymanın en çirkin ve en zalimce olanıdır. Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Bu Sayı, Genel

  • OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE DİN EĞİTİMİ–3

     

    Yazar: Cenk Ağ

     

    5. Psiko-Sosyal Gelişim

    Erik Erikson (1902-1994), ego psikolojisinin en önde gelen kişileri arasında yer almaktadır. Erikson, Freud’un psiko-seksüel gelişim olarak tanımladığı ve cinsel gelişmeyi temel alarak hazırladığı gelişimi, psiko-sosyal kuram adı altında yeniden incelemiştir. Psiko-sosyal gelişim kuramı kişiliğin oluşumunda biyolojik etmenlerin yanı sıra, toplumsal etmenlerin belirleyici rolünü vurgular (Can, 2006:120). Erikson’a göre psikolojik fenomenlerin, biyolojik, davranışsal, yaşantısal ve sosyal faktörlerin karşılıklı etkileşimi çerçevesinde incelenmesi ve anlaşılması gerekmektedir (İnanç ve Yerlikaya, 2014:160).

    Erik Homburger Erikson, açmazlarla dolu hayatında bir çıkış yolu aramasını, kurduğu psiko-sosyal kuramın temeli yapmıştır. Daha anne rahmindeyken Danimarkalı babasını kaybedip, sarışın mavi gözlü bir çocuk olarak Yahudi bir toplumunun içerisinde ‘sen Yahudi değilsin, bir yabancısın’ denilip gittiği farklı okullarda da ‘sen bir Yahudi annenin çocuğusun, Yahudi babanın çocuğusun, Yahudisin’ diye dışlanması neticesinde bir kimlik bocalamasına düşmüştür. Erikson’un hayatında, kimliğini bir türlü bulamayan bir insanın, kimliğini arayışının hikâyesini görebilirsiniz. Kimliğini ilmek ilmek işleyerek ve anlayarak, insan hayatının doğumdan ölüme kadar hikâyesini aşamalı bir epigenetik açılımla izah eden bir teori geliştirdi. Bu teorinin özünde Erikson; “insan, çevresiyle bir bütündür” dedi. İnsanın sadece bir birey olarak veya bir çift olarak ele alınmasının mümkün olmadığını dile getirdi. İnsanın çevresel etkileşimlerle bir kimlik edinebileceğini söyledi. Erikson’a göre; her birimizin bir yaşam alanı vardır. Çevreyle, coğrafyayla, doğayla, iklimle, insanlarla, mimariyle bir iletişim şeklimiz vardır. İletişimde olduğumuz her alanı anlayıp, kimlik ve kişiliğin her an çevreyle iletişim içerisinde değişimini simgeleyen bir süreçten bahsetti. Bu sürece “epigenetik açılım” adını verdi.  Buna göre; insanoğlu, doğumdan itibaren belirli kritik evrelerden geçer. Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Bu Sayı, Genel

  • Ey Benim Puslu Düşlerim Ey Donup Kalan Gülüşlerim

     

    Yazar: Reşat Cengil

     

    Alev Alev yanan bir kalple, bulutların arasında yağmur damlalarıyla yaşıyorum… Bir gün geldi, nefesim rüzgâra dönüştü ve gökyüzünü beyaz bulutlarla süsledim ve bir gün geldi, ateş taşıyan bir kasırga sürdü bembeyaz bulutlarımı. Nefesim kasırgaya dönüştü ve ufkumu kana buladım.

    Apaçık ve merhamet dolu bir kalple doğuyorsun bu hayata… Ve yaşıyorsun… Ve sonra yürek kapanıyor yavaş yavaş… Ansızın boğuyor seni… Boğulur gibi oluyorsun… Gün geliyor ve sen sadece maske oluyorsun…

    Yeni hayatının kıymetini bil… Onu sana vereceğim… Bil ki yaşamak hayret etmektir…

    Tenkid ibadettir derler… Niyetler sadece sahiplerine aşikârdır… Bil ki yaşamak sorgulamaktır… Bil ki sorgulanmayan bir ezberi, karanlık gecelere tapmaktır…

    Dokunsam arkadaşlarına ölürler hemen… Kırılır zihinleri, buz tutmuş ırmaklar misali… Zifiri karanlık gecede bir yıldızın kayması gibi düşerler sonsuzluğa… Gözlerimden yaşlar boşandı ve bu karanlık, bu acayip dünyadan nefret ettim ben… Bir gün gelir yeniden severim diye… Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Genel

  • Modernizmin Korkuttuğu Müslümanlar ….

     

    Yazar: Ragıp Ergün

    İnsan(lık) Açmazı

    Oku! Yaratan rabbinin adıyla,

    O insanı bir “alak”tan yarattı.

    (Alak 1-2)

    İnsan olmanın ne demek olduğunu

    her geçen gün daha az bileceğiz.

    Kehanetler Kitabı

    Bir insanı anlamak istiyorsanız, öncelikle insanlar

    hakkında bildiğiniz her şeyi ama her şeyi unutmalısınız.

    Carl Gustav Jung

    himmete muhtaç dede,

    nerede kaldı gayrıya himmet ede.

    !!! Sigmund Freud !!!

    Nehirler mürekkep, ağaçlar kalem, yazarların da Nuh kadar ömrü olsa; insan ve insana dair konular anlatılarak bitirilemez. O kadar çok insan tanımı yapılmış ki insanlar tarafından, literatür taraması yapılırken insan insanlıktan çıkıyor. Sazı eline alan, muktedirliği söze alan, iktidarı gönlüne koyan, mürekkep yalayan, tükürdüğünü yalayan, sabah erken uyanan kim varsa, âlim ya da zalim, bugün bedenen yaşayan ya da soluğunu bugüne taşıyan herkes insan ve insanlık diye başlayan en az birkaç kelam etmiştir. Hem büyük yaratılıştan (dünyanın ve insanlığın) hem de küçük yaratılıştan (insanın) beri en çok bahsedilen olgu insanın ve insanlığın ne olduğudur. Otoriteyi -küçük ya da büyük fark etmez- eline geçirenin ilk yaptığı şeylerden biri insanın ne olduğu veya nasıl olması gerektiğini insanlara vahyetmesi olmuştur. Vahiy tabiri, tanımlaması mübalağa değil, az bile; çünkü vahyin asıl sahibi bile yüz çevirene mühlet tanıyor. “Yeryüzü Tanrıları”nın ise yüz çevirene zerre tahammülü olmuyor. “Mürtedin sosyo-psikolojik linçe tâbi tutulması helal, caiz, farz-ı kifaye”… Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Genel

  • İktidarın Soykütükleri: Sınıf; Emek/Sermaye

     

    Konuşmacılar: Ferhat Kentel – Alev Erkilet

    Moderatör: Şahin Gürçay

    Tarih: 7 Mart 2016 Pazartesi

    Yer: Kitaplı Kahve

    Şahin Gürçay: SivilSes grubunun organize ettiği “İktidarın Soykütükleri” panel serisinin ‘Sınıf: Emek/Sermaye” konulu ikinci programına hoş geldiniz. Söz hakkını ilk olarak Ferhat Kentel hocamız alacak ama öncesinde şunu belirtmeliyim: Şehir Üniversitesi’nin, kendi bünyesinde program yapmamıza izin vermeyerek bizim bu güzel yerde buluşmamıza vesile olduğu için teşekkürü hak ettiklerini söylemeden geçemeyeceğim. Ferhat hocam, buyurun; yarım saatlik bir konuşmanın ardından Alev hocamıza söz hakkını verecek ve soru cevaplarla oturumumuzu tamamlamış olacağız.

    Ferhat Kentel: Merhaba arkadaşlar, ben sınıf üzerine çok fazla çalışan biri değilim, o yüzden sınıf üzerine çalışanların alanına girip haddimi aşmak istemem ama kendi perspektifimden konuya bakmaya çalışacağım. Sınıf, emek, sermaye, sömürü, Türkiye’de ve dünyada daha çok solun, sosyalizmin, komünist partilerin, işçi partilerinin veya Marksist okumalar ve analizler yapanların ilgilendiği bir konu. Ben de bu kapsamda teorik bir sunum yapmaktan ziyade bir problematik etrafında sınıf meselesini tartışmak istiyorum. Alev’in tam olarak konunun hangi yönü üzerinde duracağını bilmiyorum ama onunla belki birbirini tamamlayan bir sunum olur. Şöyle bir hipotezden hareket edeceğim: ‘Her sınıf kendi kültürünü yaratır.’ Dolayısıyla sınıfın kültürle ilişkisini kurmak istiyorum. Bu vesileyle, dünyada ve Türkiye’de sınıf literatürüne geleneksel olarak hâkim olmuş okumaların biraz dışına çıkıp ‘kültürel kimlik’ meselelerini de tartışabiliriz. Yani sınıf ve kültürel kimlik meselelerinin çok fazla birbirinden kopartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Continue Reading

    10 Kasım 2016 • Bu Sayı, Genel, Röportaj

nem kurutmaistanbul web tasarımrutubet kurutmanem kurutmaısımak kiralamakombi servisdemirdöküm servissarısoy nakliyat>su kaçağı tespitidemirdöküm servis