AKİBET MUTTAKİLERİNDİR

Yasemin Şüheda

Size tek bir öğüdüm var.

İster başkaları ile ister yalnız iken

daima Allah’ın huzurunda

olduğunuzu unutmayın!” (Sebe/46)

 Sıyrılmış paçalar, teyakkuzda yürekler, bastığı her adımı itina ile atmakta ayaklar…

Rast gele atılmıyor hiçbir adım, öylesine teneffüs edilmiyor nefesler…

Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için…

Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor…

Bir korku recayla karışık, bir saygı tevazuuyla barışık, bir duruş İbrahim’e özenik… Bir teslimiyet İsmail’i andırır…

Bir gayret, bir azim ki sürekli geçen zamanla gevşemiyor, vazgeçmiyor hakkı hak olarak görmekten…

Bir iman ki yürekli, cesareti azık yapmış kendine, “hedefe varmayan mızrak utansın” kabilinde ilerlemekte…

Bir dua ki, her işin başında ve sonunda “Rabbena tekabbel minna” ey Rabbimiz bunu bizden kabul buyur, diyor…

Bir söz ki, bireyden topluma dalga dalga yayılan “bu beldeyi güvenli kıl” diyen peygamber misali sorumlu tuttuğu alanı genişletmekte…

Hasedden, kinden, kibirden arınmak için cehd eden bir beden; geceleri yataklarından usulce kalkıp “özel insanlar” arasında olmaya çalışan…

Gündüzleri hayırlarda yarışıp mukkarrebun “gözde kullar” arasında ağırlanmak için uğraşan ve uğraşanlar…

Hayatlarının mihengine “takva” adında bir hasleti koyup onu her zaman ve mekânda koruyup gözetmek için çalışan muttakiler…

Muttakiler…

O muttakiler ki, azığın en hayırlısına libasın en güzeline talipler…

O muttakiler ki ibadetlerdeki huşuyu karakterlerine yansıtmaya çalışırlar… Ne kurumsal işleri ne mesai saatleri onların kardeşliğinin önüne geçer. Kurumları ve onların prosedürlerine uygun düşeni değil; insanlık adına ve İslam kurallarına uygun düşeni yapmak için yarışırlar…

Adlarının yaptıkları işin önünde veya arkasında yazılması onlar için önem teşkil etmez. Yeter ki sorunları çözümlemede bir rolleri olsun. Her şeyde ve yerde takva tadını yakalamak için çırpınırlar. O tadı kaybetme korkusuyla sürekli bilenirler…

Hangi derece onlara muttaki sıfatından daha sevimli gelebilir ki; muttaki bir kul, muttaki bir eş, muttaki bir baba, muttaki bir anne… Muttaki bir yönetici, muttaki bir memur ve muttaki bir işçi… Her sıfattan önce onunla anılmayı kendilerine şiar edinirler…

Hayatlarına lezzet katan bu tadı tattıkça ıslah edici işlerinin niteliği ve niceliği artar, daha büyük rüyalar görmeye başlarlar… Daha yüksek tutarlar iman çıtalarını, çatırdayan ahlâk duvarlarına karşı… Onları örmek için daha bir coşkuyla işe koyulurlar…

Karşılaştıkları her sorunu muttaki kimliğine yakışır bir şekilde çözümlemek için hevalarına gem vurmayı becerirler… Ne becerikli kullardır muttakiler, gayretlerinden dolayı hakkı bâtıldan ayırabilecek kabiliyetlere sahip olurlar.

Yazının devamını 183. sayıdan okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

demirdöküm servissarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisiferroli servisinem kurutmarutubet kurutmanem kurutmafalke servisısımak kiralamasu kaçağı tespiti