TAKVA SAHİBİ BİRİ ALLAH’TAN NİÇİN KORKSUN

Ömer Şevki Hotar

Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”vikâye” kökünden gelen “ittika” sözlükte; kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak anlamlarına gelir. İttikanın isim şekline ise “takva” denilmektedir.

Cahiliye döneminde de kullanılan bu kelimeler, ‘bir tehlikeyi önlemek üzere konulmuş engel ve siperi ifade ediyordu’ Kur’ân’ın nüzulünden sonra da yine sözlük anlamı itibariyle değişmemiş, belki kapsamı genişleyerek İslami bir mahiyet kazanmıştır.

Ragıp El-İsfehani, Müfredat’ında; “Takva sözcüğü şer’i dilde, günaha girmeye neden olacak şeylerden nefsini korumak… Yasak olan şeyi terk etmek…” diye tanımlamıştır.

Terim anlamı itibariyle de “takva”; bir mü’minin Allah’ın sınırlarına uyma konusunda ihlasla gösterdiği hassasiyetin, titizlik ve itinanın adıdır denebilir.

Tabiî, netice itibariyle aynı kapıya çıkan farklı tanımlar yapmak da mümkündür…

Mesela; Kur’ân’ı ahlâk edinmek… Allah’ın boyasıyla boyanmak… (2/138) Allah’ın kopmaz ipine sımsıkı sarılmak… (3/103;107/171) diye de tarif edebiliriz.

Özetle İslam’ın önerdiği her iyiliğe gücünce sarılmak, men ettiği her kötülükten kaçınmaktır…

Sakınılması, kaçınılması, korkulması gereken bütün kötülükleri ifade eden ‘fücur ve zulüm’ kavramlarının da zıddıdır ‘takva’.

Bütün bu tanımlara rağmen nedendir bilinmez, Kur’ân meallerinin bir kısmında ‘takva’ ‘ittika ’kelimeleri ‘Allah korkusu’ ‘Allah’tan korkmak’ ‘Allah’tan sakınmak’ şeklinde tercüme edilmiştir.

Yine nedendir bilinmez; farklı kelimeler olmalarına rağmen ‘takva’, ‘havf’, ‘haşyet’, ‘huşu’, ‘hudu’, ‘inzar’, ‘vecile’ sözcüklerinin hepsi kimi meallerde korku, korkmak, sakınmak kelimeleri ile tercüme edilmektedir. Oysa Allah’ın bu kelimeleri ayrı ayrı kullanması mutlaka bir hikmete mebnidir. Bu sözcüklerin arasında hiç değilse bir nüans olmalı ve tercümeler yapılırken bu fark gözetilmeli değil midir? Aksi takdirde kavram kargaşasına, ayetlerin gereği gibi anlaşılmamasına sebep olunmakta hatta Allah hakkında hüsn-ü zan beslemenin önü tıkanabilmektedir.

Nerde kaldı ki; Rahman, Rahim, Rauf olan Allah (cc) mü’minler için korkulası, sakınılası değil, bilakis rahmet ve merhameti âlemleri kuşatmış, sonsuz güven duyulacak bir veli, emin bir melce, bir dayanaktır. ”…Allah’a güvenip dayan. Şüphesiz Allah kendisine güvenip dayananları sever.” (3/159) “…Allah mü’minlerin velisidir.” (3/68) Allah (cc), korkulacak değil; her şeyden ve herkesten çok sevilecek en sevgilidir. “…İman edenlerin Allah sevgisi ise çok büyüktür…” (2/165). “…Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler…”  (5/54) “…Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin…” (3/31) mealindeki pek çok ayet bu mânâyı ifade etmektedir.

Yazının devamını 180. sayıdan okuyabilirsiniz.

Önceki Konu:
Sonraki Konu:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nem kurutmarutubet kurutmanem kurutmaısımak kiralamademirdöküm servissarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisiferroli servisifalke servisısımak kiralamasu kaçağı tespitidemirdöküm servisdemirdöküm servisweb tasarımı