CEMİL

Yazar: Ömer KARATAŞ

Köyümün bağlı olduğu ilçede dershaneye gitme imkânımız yoktu. Bu yüzden babam beni dershane öğretmeni olan amcamın yanına göndermişti. Böylece okulla birlikte dershaneye de gidecek, üniversite sınavına hazırlanacaktım. Ailemden ilk defa ayrılmış, bir öğrenci evinde kalmaya başlamıştım. Her şey yeni idi benim için. Yeni bir il, yeni bir okul, yeni arkadaşlar.

Lise ikinci sınıftaydım. Sınıfımız benim gibi başka illerden gelen arkadaşlardan oluşuyordu. Sınıf başarısının çok da iyi olmadığını söyleyebilirim. Dersimiz edebiyattı. Öğretmenimiz daha önce hiç görmediğim bir tarzda dersi işliyordu. Dönem başından beri Fuzûlî’nin “Su Kasidesi” isimli şiirinin tahlilini yapıyorduk.  Edebiyat öğretmenimiz her ders şiirin birkaç beytini tahtaya yazıyor, anlamını bilmediğimiz kelimelerin anlamını veriyor, şiirdeki söz sanatlarını açıklıyordu. Ders bu şekilde devam ediyordu. Birçok arkadaşım dersin işlenişinden rahatsız olsa da benim şiire olan merakım derse olan ilgimi arttırmıştı. Bir yandan öğretmeni dinliyor, bir yandan da “ben de böyle güzel şiirler yazabilir miyim acaba?” diye düşünüyordum. İlerde böyle güzel şiirler yazacak, sonra bunları edebiyat dergilerinde yayımlayacaktım. Şiirlerim edebiyatçılar tarafından beğeniyle karşılanacaktı. Belki de bir yayınevi kitabımı yayımlar ve okurlar için bir imza günü dahi düzenleyebilirdi.

Ben böyle hayallere dalmışken sınıftan gelen kahkaha sesleri ile kendime geldim. “Acaba bana mı gülüyorlar?” diye etrafıma bakındım. Güldükleri ben değildim. Arkadaşlar, sınıfımızın en aykırı öğrencisi Cemil’e gülüyordu. Çünkü Cemil her zamanki gibi arka sırada uyumuştu. Uyumakla kalsa yine iyi idi. Bir de ağzı açılmış, salyası sıraya akmıştı. Bunu gören öğretmen Cemil’i uyarma ihtiyacı hissetmiş, Cemil’in bu hâlini gören sınıf ise kahkahayı patlatmıştı. Cemil ise her zaman ki rahatlığı ile başını kaldırmış “efendim hocam, bir şey mi dediniz?” diye sormuştu. Öğretmen ise “yok evladım yok, sen uyumana bak, gece çok ders çalıştın sanırım!” diye alttan alta Cemil’e takılmıştı. Cemil ise her zamanki rahatlığı ile elini sağdan sola doğru havada sallayarak “aman hocam siz de” der gibisinden bir hareket yapmış ve başını masaya koyup kaldığı yerden uykusuna devam etmişti.

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 176. “Ulus Devletler Toplamı # Hanif Millet. Ümmet” sayısını edinebilirsiniz.)

Önceki Konu:
Sonraki Konu:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× 2 = onsekiz

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm