Elif’in Endamı

Yazar: Nurettin Özcan

 

Zaman zaman aklıma değişik sorular takılır. Bunlar yaşadığım anla bazen tamamıyla ilgisiz gibi görünse de aslında hep insanla ilgili temel sorulardır. Zaten denklemde insan faktörü hâkim olunca sorular nasıl olursa olsun cevapları bütün zamanlar için zorlaşıyor. Hele hele mü’mince bir hayatının niteliğine dair soruların en gerçekçi cevabını ararken cesurca ortaya koyacağımız öneriler, bir yandan olayları hangi gözle değerlendirdiğimizi açıklarken; diğer yandan da gerçekte kim olduğumuzun ipuçlarını verecektir. Öyle değil midir? Meselâ, kutlu bir gelecekten bahsederken kişisel olarak bu hayata neler kattığınızı hiç düşündünüz mü? Eğer bunu gerçekten düşünmüşseniz, bunda Rabbinizin rızasının mı, yoksa nefsinizin payının mı baskın olduğunu da görmelisiniz. Burası oldukça önemlidir, zira şimdiye kadar en ateşli ittifakları yalnızca nefsimizle yaptık. Kaçamak cevaplarla kendi vicdanımızı aldatmaya çalışmadığımız zamanlar bunun böyle olduğunu kolaylıkla fark edebiliriz. Bu konuda kendimize dair içimizde taşıyacağımız ve dâima önemseyeceğimiz çok ciddi endişelerimiz olmalı. Çünkü asırlardır, tarihin artığı o çirkin yalanları yırtık bir urba gibi sırtımızda taşıdık. Ve böyle bir alanda hayat bulmaya çalışan, öz niteliğini kaybetmiş bireyler olarak kendimizi aldatmayı da zaman içinde öğrendik. “…Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?” (Nisa 87). Rabbimiz böyle buyuruyor ama biz öyle yapmadık. Bozuk algılamalarımızın cazibesi altındaki düşkün ruh halimizle Kur’an’ın dışında kalan söylemleri sevmeye çalıştık. Çünkü hem bizimdir diye benimsediğimiz yanlış kültür kodlarımız hem de asla itiraf edemediğimiz îman zaaflarımız vardı. Bu yüzden hiçbir zaman kuvvetli olamadık. Heyecan duyduğumuz anlarda sadece anlamsız ve çok çabuk sönen coşkunluklarımız oldu. Ama biz bunları muktedir bir îmanın hayatımıza yansıması olarak gördük. Oysa bir asr-ı saadet mü’mininin vizyonuna giden yolu bulabilseydik, nasıl bir iman ve ahlâk kıtlığı içinde boğulmakta olduğumuzu elbette fark edebilirdik. Yanlış sevgilere yönelmekle, bugün söylediklerine yarın kefil olamayan seçkinlerin hezeyanlarını göremedik.

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 178. “Savaş, ölünce değil; düşmana benzeyince kaybedilir” sayısını edinebilirsiniz.)

Önceki Konu:
Sonraki Konu:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


− 6 = üç

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm