EY GÖREN GÖZÜ OLANLAR İBRET ALINIZ!

Yazar: Prof. Dr. İbrahim Sarmış

 

Yüce Allah, insanlara acıyıp şefkat gösterdiği için rahmet (6 En’âm/154, 157), gerçekleri görmeleri için nur/ışık (5 Maide/15), hakla bâtılı ayırt etmek için furkan/ayırıcı (25 Furkan/1), hakkın gerçekliğinin ispatı için beyyine/açık delil (6 En’âm/157), kesin doğrunun delillerini göstermek için burhan/kesin delil (4 Nisâ/174), hakkın adalet ölçüsüyle ölçüp tartmak için mizan/ölçü-terazi (42 Şura/17), hakkı unutmuş olanlara hatırlatmak için zikir/hatırlatma (16 Nahl/44), ıslah edip hakka yönlendirmek için mev’ize/öğüt (10 Yunus/57), teşvikle yola gelmeyenleri ceza ile tehdit ederek yola getirmek için nezîr/tehditle uyarı (53 Necm/56; 54 Kamer/5, 23, 33, 36, 41), Allah katında geçerli ve geçersiz şeyleri belirlemek için hüküm/karar (6 En’âm/57, 62, 89; 13 Ra’d/37, vd), hakkı yerli yerinde sağlam öğretmek için hikmet (2 Bakara/129, 151; 4 Nisâ/113), tevhide aykırı hastalıklardan kurtuluş için şifa/iyileştirme (10 Yunus/57; 17 İsra/82; 41 Fussılet/44), imdat isteyenlere kurtuluş için uzatılan hablullah/Allah’ın ipi (3 Ali İmran/103), kopmayan sağlam bir ipe tutunmaları için el-urvetu’l-vuska/sağlam ip (2 Bakara/156; 31 Lokman/22), doğru yol olarak sırat-ı müstakim/dosdoğru yol (1 Fatiha/6-7; 2 Bakara/142, 213; 3 Âli İmran/51, 101; 5 Maide/16 vd) ve doğru yola kılavuzluk için hidayet (2 Bakara/2, 97, 120, 185; 3 Âli İmran/4, 73, 138 vd) olarak vahyi indirmiştir.

İnsanlar vahyin rehberliğinde yürüdüğü ve öğretilerine uyduğu sürece dünyada huzurlu ve ahirette mutlu olmuşlardır. Ama her şeylerini borçlu oldukları Allah’ın öğrettiği şekilde inanmak, yaşamak ve uygulama yapmak yerine heveslerine ve şeytanın aldatmalarına uydukları zaman hayatları kararmış ve ahiretleri cehennem olmuştur. Bunu tarihin her döneminde görüyoruz.

Mesela İslâm’ın geldiği günkü cahiliye Arap toplumuna bakıyoruz. İnsanlar atalarından gördükleri şirk inanış ve davranışlarının oluşturduğu bir cahiliye hayatı yaşıyordu. İnanışları, değer yargıları, cahiliye ahlâksızlıkları ve hurafeleri hayatlarını şekillendirdi ve yönlendirdi. Tevhid, edep, ahlâk, adalet, eşitlik, namus, vicdan, fakiri ve kimsesizleri korumak, hak ve adalet üzerinde yardımlaşma, sosyal paylaşma vd. insanı insan yapan ve Allah’ın öğrettiği şekilde yaşamasını sağlayan değerlerin yerini haklı veya haksız olduğuna bakılmadan ailesinden,  aşiretinden, kabilesinden, bölgesinden olup olmadığına bakarak yanında veya karşısında olmaya karar verir oldu. Kimsesizler ve korumasızlar köleleştirildi ve cariyeleştirildi. Mal gibi alınıp satıldı ve kullanıldı. Yalnız Allah’a yapılması gereken ibadet ve itaat, uydurulan çok sayıda tanrıya yapıldı, iyilik ve kötülük onlardan istendi, sığınma cinlere yapıldı. Faiz ve ırkçılık toplumun hayatını kemirdi. Bu hayat onları ateş çukurunun kenarına getirdi.

 

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 175. “Neo-Liberalizm” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


3 × sekiz =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm