Hayata Dokunan Tefekkür: Muhteşem Münazaracılar

Yazar: İlkay Yılmaz

            “Yürümek + hiç durmadan + ödünsüz + namlusundan

            Kurşun çıkan -hâlâ çıkan- silah sıcaklığında yürümek”

                  Nuri Pakdil

Vaktiyle Afrika’dan gemilere doldurularak Avrupa’nın ve Amerika’nın köle pazarlarında soluk alan zencilerin yaşadığı durum, onlarca yıl sürerek insanlık ve Batı’nın tarihinde kara bir sayfa olarak durduğu malumunuzdur. Yuvasız, dilsiz ve köksüz bırakılan Afrikalılar, onlarca yıl bu zulmü, sanayileşmiş, güçlenmiş ve gözlerini kapital hırsı bürümüş Batılılar tarafından şiddetle yaşadılar. Başlangıçta durumu fark eden siyah aydınların sesinin, beyaz ve siyahlar arasında pek yer bulduğu söylenemez. Yıllar ilerledikçe Afrikalılar beyaz adam karşısında cesaretini toplayıp itiraz seslerini bazı aydınlar üzerinden daha güçlü bir şekilde duyurmaya başladılar. 19. yy sonlarında ve 20. yy ilk yarısında bu arayışın çığlığı daha fazla yükselmeye başladı. Böyle bir soluk taşıyan Melvin Tolson’un hayat öyküsü “The Great Debaters” filminde anlatılıyor. Film, 1930’lu yıllarda Amerika’nın güneyinde zenciler çok zor koşullar altında yaşarken, Wiley Üniversitesi öğretmeni Melvin Tolson’un bir çıkış yolu arayışını perdeye aktarıyor.

O yıllarda Amerika’nın beyaz öfkesi Siyahların üzerine yığılırken, Siyahlar bir taraftan sistemin baskısına maruz kalırken ve beyaz ırkçılığı sokaklarda şiddetle yürürken; diğer tarafta ise siyahlar sistemin kendilerine açtığı sınırlı yaşama biçimini de terk etmekte güçlük yaşarlar. Karanlık sokakların içine savrulmuş eğlence mekânlarında bilinçsiz bir hayat tarzına zorlanıp benliklerine yabancılaşmış bir kitle haline gelerek, zengin güneyli beyazların hegemonyası altında yaşamlarını sürdürmeye devam ederler. Tam anlamıyla ikiye ayrılmış bir toplum biçiminin içerisinde siyahlar her açıdan alt sınıftadırlar. Okullar, mahalleler, otobüsler ve hatta üniversiteler bile siyah ve beyaz olarak ayrışmıştır.

Bugüne değin çekilen siyahların dramını anlatan filmlerin ekseriyetinin aksine “Muhteşem Münazaracılar” filmi, siyahların bu durumdan kurtulma çabalarını, eğitimin ve irşadın kazandırdığı bilinci ve haklı mücadelelerini konu edinir.

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 178. “Savaş, ölünce değil; düşmana benzeyince kaybedilir” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


altı + 1 =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm