HİCRAN

 

Yazar: Adil Akkoyunlu

Ayrılık demektir hicran. Ayrılığın verdiği şiddetli, büyük acı ve ıstırap demektir. Hicretle aynı kökten… Karşıtı vuslat ve vahdettir.

Nice zamandır Muhammed ümmeti hicran ateşiyle perişan… Vahdetin ve vuslatın hasretiyle yanıp kavrulmada… Zindan oldu dünyaları. Yaşanmaz oldu vatanları. Ölümü göze alıp nefes alabileceklerini düşündükleri diyarlara hicret ediyorlar, birçoğu yollarda telef olarak…

Tevhid ve vahdet dini olan İslam, insanlar arasında küskünlük, kırgınlık, kavga sebebi olacak, sosyal yapıyı bozacak bütün ayırımcılıkları, fesadı yasaklıyor.

Allah’ın kulları arasında renk, dil, sınıf, cemaat ayrımı, mezhepçilik ve kavmiyetçilik insanları birbirinden uzaklaştırıyor, kıskançlık, kin ve düşmanlık tohumu ekiyor aralarına. Bunların başında ırkçılık belası geliyor.

İnsanların farklı renk, dil, ırk ve kavimlere mensup yaratılmaları, birbirlerine karşı övünmeleri ve aralarına düşmanlık sokmaları için değil; tanışma sebebine dayanır. İnsanın ve her şeyin tek yaratıcısı olan Allah Teâlâ: “Ey insanlar, doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havva’dan veya bir ana ve babadan) yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’na karşı en çok takvalı davrananızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.”

Tanışmanın ötesinde kavimlerini ve kabilelerini ön plana çıkarıp bir kutsiyet verenler, diğer kavimleri de küçümseyenler, Allah’ın buyruklarını önemsemiyorlar demektir. Onlar, atalarının yollarını yol edinirler, atalarının kendilerine bıraktığı adetleri, gelenekleri, töreleri din edinirler, onlarla övünürler.

“Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun, dense; hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız, derler. Peki, ama ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (atalarının yoluna uyacaklar)?”

Peygamberimiz (as), ümmetini bu konuda uyararak şöyle buyuruyor: “Irkçılığa davet eden bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir. Irkçılık uğruna ölen bizden değildir.”

Yine buyuruyorlar ki: “Kim itaatten çıkar, cemaatten ayrılır (ve bu halde ölürse) cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Kim de ummiyye (gayesi İslam olmayan, körü körüne çekilmiş) bir bayrak altında savaşır, ırkçılık için öfkelenir veya ırkçılığa çağırır veya ırkçılığa yardım eder, bu esnada da öldürülürse bu ölüm cahiliye ölümüdür.”

Çünkü ırkçılık cehalettir. Kişinin, kendi maharetini, becerisini, başarısını bir kenara bırakıp insanın tercih hakkı bulunmayan soyu ile boş yere övünmesidir. Toplumlar arasına kıskançlık ve düşmanlık tohumu ekmektir. Bundan daha cahilce bir davranış olur mu?

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 176. “Ulus Devletler Toplamı # Hanif Millet. Ümmet” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


altı − 3 =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm