İDEOLOİJİLER SİYASİ SÖYLEMLER VE KALABALIKLAR

 

Yazar: Nurettin Özcan

 

Bizim siyasi tarihimiz özellikle meşrutiyetten sonra, bazı temel kavramların
ortalığı tozu dumana katacak ölçüde arz-ı endam ettikleri, siyasi çevrelerin ve
aydınlar kadrosunun bu temel kavramlar etrafında ve aldatıcı kılıklar içinde
kümelendikleri yıllardır ki bu durum günümüzde de değişmeden aynı karakterini
hâlâ sürdürmektedir. Ancak bu kavramları dillendiren kişiler her zaman aynı
mülâhazalar içinde olmamışlar, değişen şartlar içinde onlar da muhtelif yerlere,
farklı alanlara evrilmişlerdir. Abdullah Cevdet’ten başlayarak günümüze uzanan
tarihsel bir skala içinde bunları sayacak olursak, aydınından siyasetçisine kadar
kararsız ve istikrarsız birçok kişiyi uzun listeler halinde zikretmemiz gerekir. Tek
parti yönetimiyle başlayıp çok partili siyasal hayata geçişimizden bu yana,
kitleleri peşine takan ve çok zaman da sert yüzlü ‘gürler tarafından dillendirilen
kavramlar bizim kültürel platomuzda genellikle ciddi bir felsefeyi ya da ilme
dayalı bir tabanı referans göstermezler. Göstermezler çünkü onların pek çoğu bu

toplumun ihtiyaçlarından doğmuş mecburiyetler olmamışlar, bilakis tamamı dış
kaynaklardan özenle seçilerek alınmış konjonktürel argümanlardır. Bu yüzden
kitlelere hitab edilirken sadece duygusal alanlar esas alınmış ve kalabalıkların
tepkilerinin de aynı şekilde realiteden uzak, muhayyile mahsulü olmaları
sağlanmıştır. İşte herhangi bir rasyonaliteye dayanmadığı içindir ki ülkemizde
hiçbir siyasi kavram gerçek mânâda doyurucu, kalıcı ve zihin istikrarına bağlı bir
tabanı oluşturamamıştır. Türkçülük, milliyetçilik, ulusçuluk, muhafazakârlık ve
İslâmcılık gibi söylemlerle öne çıkanlar, zaman zaman müşterek noktaları varmış
intibaını uyandırsa da aslında çok keskin çizgilerle ve çok belirgin hatlarla
birbirlerine uzak düşerler. Siyasi repertuarımızdaki Türkçülük dâvâsı Balkanların
elimizden çıkmaya başlamasıyla mevcut şartlara bir tepki olarak doğar. Paris’teki
ittihat gurubunu ele geçiren ve silahlı bir güç olan Selanik ittihatçılarının en yakın
mütte’ki Osmanlı Yahudileridir. Özellikle Balkanlarda yayılan milliyetçi hava
karşısında Osmanlı devletini bir güvence olarak gören Selanik Yahudileri, harekete
‘krî ve iktisadi destek vermekten geri durmamışlardır. Birinci ITC’nin Ermeni,
Arnavut, Bulgar siyasi örgütleriyle kurduğu işbirliği artık sona ermiş, bunun yerini
Osmanlı Yahudilerinin “Türkçülük“ ‘krinin ideolojik çerçevesine ve uygulamasına
ilişkin ‘kirleriyle ve kimi zaman bizzat siyasi aktör olarak içinde bulundukları yeni
bir ittifak almıştır.2

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 176. “Ulus Devletler Toplamı # Hanif Millet. Ümmet” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


− üç = 2

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm