İNSANIN BİREYSEL VE TOPLUMSAL KİRLENME SORUNU

(1-İNSANIN İSİM ALMA SÜREÇLERİ)

ALİ YALÇIN

Yegâne İlah ve Yaratıcı olan Allah tarafından insana önerilen bireysel veya toplumsal sorumlukların, kabul edilebilir geçerli bir mazeret olmaksızın terk edilmesi “Kirlenme”dir.

Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi Müslüman adını aldıktan sonra da sorumluluklarını “emanet” bilinciyle yerine getirmemesi durumunda “zalim” ve “cahil” kimliği (33/ Ahzap 72) onu kirlenmeye açık hale getirecektir. Kirlenirken aldığı mesafeler veya süreçler değişik isimler almasına yol açtığı için Kur’an’ın ayetleri ışığında insan isimli varlığı eğilimleriyle ele alacağız.

İnsanın bireysel veya toplumsal sorumluluklarından kaçışı sürecinde aldığı isimlere baktığımızda, isim almada onun davranış tarzının etkili olduğunu görmekteyiz. İsimlerin tamamını veren Allah’tır. Âdem’e öğretilen isimlerin içeriğine vakıf olmamakla beraber, insanın aldığı isimleri veren Allah’ın insanın en temel eğilimlerini esas aldığını söyleyebiliriz. Zira kalbî veya aklî değişimlerin başlatıcıları en temeldeki eğilimlerdir ve arınma gibi kirlenmeyi de bu eğilimler belirlemektedir.

İnsan, doğru ile yanlış arasında bir tercihte bulunması konusunda serbest bırakılmıştır. Aksi takdirde bir isim alması mümkün değildir. Değişimin temel belirleyicilerini “sorumluluk alma” veya “sorumluluktan kaçma” olarak ele alırsak, “arınma” veya “kirlenme” de “üzerinde bulunulan hâl” olarak karşımıza çıkar. Örneğin “arınma” iyi bir ad almasının süreçteki hâli iken; “kirlenme” de kötü bir ad almasının süreçteki hâlidir.

“Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip geçti. Şüphesiz biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören kıldık. Biz ona yolu gösterdik; şükredici veya küfredici olması artık ona kalmıştır.” (70/ İnsan, 1-3)

İnsan, bireysel veya toplumsal sorumlulukları dışında bir alanda denenmez.

Denenme sırasında bireysel ve toplumsal sorumlulukları insan için bir değer taşımaz da Allah’ın sunduğu önerileri görmezden gelip yaratılışından gelen değerlerin üzerini örtecek olursa olumlu bir değişime de taraf olmayacağı kesinleşir ve kirlenmesi onu olumsuz isimlerden bir isme hazırlar. Kirlenme neticesinde alabileceği en kötü isim “Kâfir” ismidir. Kâfir olan kişi kirlenmeyi bir süreç olarak yaşayıp üzerinde bulunduğu hali kemale erdirince kendiliğinden bu ismi alır. Bu ismi alan birisi için de başta Allah’ın varlığı olmak üzere, kendisine öneri sunan kitabî ayetlerin, nimetlerin veya hükümlerin bir değeri kalmamıştır. Zamanında yol gösterilen insanın bu noktadan sonra uyarılması da istenilen değişimi başlatmaz. Artık ona verilen işitmenin ve görmenin de bir değeri yoktur.

Yazının devamını 183. sayıdan okuyabilirsiniz.

Önceki Konu:
Sonraki Konu:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisinem kurutmarutubet kurutmanem kurutmafalke servis