İSMAİL DEMİREZEN İLE…

TÜKETİM’, ‘TOPLUM’ ‘TÜKETİM TOPLUMU’ ÜZERİNE…

RÖPORTAJ: ÖMER KARATAŞ

 

Hocam, Tüketim kültürü dediğimizde “tüketim” ve “kültür” olarak iki kavramdan bahsediyoruz. “Tüketimin Kültürleşmesi” dediğimizde neyi kastediyoruz?

Metalar, kullanım değeri (ihtiyaç değeri) ve market değerlerine ek olarak kültürel değerler kazanmaları neticesinde kültürleşme sürecine dâhil olmaktadırlar. Özellikle Baudrillard’ın işaret değerleri kavramsallaştırması metaların kültürleşmesine örnek olarak verilebilir.  Fakat biz burada daha geniş bir perspektifle metaların değişik anlamlar kazanarak kullanım ve market değerinden sıyrılmasını kastetmekteyiz. Günümüz toplumlarında çok az meta, kullanım değeri çerçevesinde satın alınıp tüketilmektedir.  Özellikle meta fetişizmi, reklamların etkisi ve oluşturulmuş ihtiyaçlar, metaların farklı anlamlar ve değerler kazanmalarını sağlamaktadır. Bireyler de bu farklı anlamlar çerçevesinde metaları tüketme eğilimi göstermektedirler. 

Metaların kültürel değerler kazanmasına en güzel örnek işaret değerleridir. Metalar sosyal statü göstergeleri haline gelerek işaret değerleri kazanmaktadırlar.  Tüketim toplumunda, işaret değerleri çoğu zaman kullanım değerlerinin de önüne geçerek metaların asıl değerlerini oluşturmaktadırlar. Tüketim toplumlarında metaların sosyal statü göstergeleri haline gelmeleri sadece zengin gruplar için geçerli bir durum olmaktan çıkıp toplumun tümüne yayılarak, toplumdaki tüm bireyler için sosyal gerçekliğe dönüşmüştür. Thorstein Veblen, üst sınıfın gösteriş yapmak amacıyla tüketim yapmasını, Aylak Sınıf Teorisi adlı eserinde yetkin bir şekilde göstermiş bulunmaktadır. Geçmiş toplumlarda sadece üst sınıfın kendini farklılaştırmak için kullandığı metalar günümüz toplumlarında bütün sınıflar için geçerli olmaya başlamıştır. Günümüz toplumlarında, farklılaştırma koduyla ayrışan hiyerarşik bir metalar sistemi oluşmuş ve bu metalar sistemi toplumsal hayatı belirler hale gelmiştir. Baudrillard’ın ifadeleriyle, kelimeler nasıl dil sistemindeki konumuna göre anlam kazanıyorsa, işaret değerleri de saygınlık ve statü sistemindeki konumlarına göre anlam kazanmaktadırlar. İhtiyaç çerçevesinde değil de yukarıda bahsettiğimiz anlamlar çerçevesinde metaların tüketilmesine, metaların kültürleşmesi ismini vermekteyiz.

Bir de “Tüketim Toplumu” diyoruz. Tüketim toplumunun bir tanımını yapabilmek mümkün mü?

Tüketim toplumu kavramsallaştırmasını bir ideal tip olarak kabul edebiliriz. Tabiî ki realitede saf bir tüketim toplumu bulmak çok zordur. Fakat saflaştırdığımız bu kavramsallaştırmayla günümüz toplumlarını anlayabilir ve açıklayabiliriz. Bauman’ın da ifade ettiği gibi, tüketim toplumunu diğer toplumlardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi, bu toplumda insanoğlunun en tabiî aktivitesi olan tüketimin, toplumu yönlendiren ve belirleyen bir güce dönüşmesidir. Bu güç, toplumun kendini yeniden üretmesini, sosyalleşmeyi, sosyal dayanışmayı, toplumsal tabakalaşmayı, bireylerin kimlik inşasını ve hayat stillerinin oluşumunu belirlemekte ve şekillendirmektedir. Sanayi toplumlarında üretim nasıl o toplumu belirliyor ve şekillendiriyorsa aynı şekilde tüketim toplumlarında da tüketim toplumsal yapıyı belirlemektedir.

Geleneksel toplumlarda ibadethaneler nasıl şehir merkezlerinde yer alıyorlarsa, tüketim toplumlarında da alış veriş merkezleri (AVM) şehir merkezlerinde yer almaktadır. AVM’lerin şehir merkezlerinde yer almaları tesadüfen gerçekleşen bir durum değildir. Söz konusu konum simgesel olarak günümüz toplumlarında tüketimin oynadığı rolün merkezliğini göstermesi açısından önemlidir. AVM’ler sadece tüketimin gerçekleştiği mekânlar olma özelliklerinin ötesine geçerek sosyalleşme, eğlence ve boş vakit geçirme mekânları haline dönüşmeye başlamışlardır.

Hangi piyasa koşulları “Tüketim Toplumu” diye bir şeyden bahsetmemizi gerekli kılıyor? “Tüketim Toplumu” kavramsallaştırması Türkiye ya da halkı Müslüman ülkeler için de geçerli midir?

Modern kapitalizmin yaygınlaşması ve bir dünya sistemi haline gelmesiyle medyanın güçlenmesi ve yaygınlaşması birleşince tüketim toplumunun ekonomik, toplumsal ve kültürel alt yapısı oluşmuş olmaktadır. 1970’lerde Jean Baudrillard (1929-2007), George Ritzer (1940-) gibi bazı Batılı akademisyenler, Batı toplumlarının tüketim toplumları olmaya başladıklarını ifade ettiler. Soğuk savaşın bitimiyle birlikte sadece Batı bloğu değil; tüm dünya ülkeleri küreselleşmenin de etkileriyle tüketim toplumu olma yolunda önemli mesafeler kat etti. 1980’lerde başlayan liberalleşme politikalarının bir sonucu olarak Türkiye hem dünya kapitalist sistemine daha güçlü bir şekilde entegre oldu hem de tüketim toplumu olmak için gerekli olan ekonomik alt yapı sağlanmış oldu. Türkiye’de 1990’larda özel TV ve radyo yayınlarına izin verilmesi, tüketimin toplumsal yapısının dayandığı ve tüketim kodlarının halka ulaşmasını sağlayan kültür endüstrisinin oluşmasına imkân sağladı. 2000’li yıllarda ise Ak Parti’nin liberal ekonomik politikaları takip etmesi hem kapitalist sistemin derinleşmesini sağladı hem de muhafazakâr kesimin tüketim toplumuna entegrasyonunda önemli roller üstlendi. Böylece Türkiye de tüketim toplumu olma yolunda önemli aşamalar kat etti.      YAZININ DEVAMINI 182. SAYIDAN OKUYABİLİRSİNİZ .

Önceki Konu:
Sonraki Konu:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisinem kurutmarutubet kurutmanem kurutmafalke servis