KAR FIRTINASI KAPIYA DAYANDI: FORCE MAJEURE

 

Yazar: Selma Elmas

 

“Sen ve ben birbirimizi çok şımartmıştık, hava geçirmez bir varoluşun içindeydik.

Her şey kusursuzdu, tek çatlak yoktu. Oksijensizlikten öldük.”

Kardan Adamların Kardan Kaleleri…

Erkeklerin hikâyesi neden yok?

Hikâye biriktiren, hikâyelerle birbirine tutunan, hikâyeleriyle yarışan, hikâyeleriyle kavuşan kadınlara inat, neden bunca sessiz erkekler dünyası! Gürültüden yana zengin, sözden yana fakir!

Kadınlar erkeklerin “burada” olmamasından şikâyet eder daima.

“Burada” olmayan erkekler nerededir? Eğlenen, oyalanan, yarışan, ama konuşmayan sessiz erkekler korosu.

Godard’ın ‘Sinema; erkek bakış açısıyla yazılmış kadın tarihidir.’ sözünün bana göre kanlı canlı vücut bulmuş hali olan İngmar Bergman’ı anmadan, birazdan değineceğim filmin yarım kalacağı hissine kapıldım nedense. Nitekim İskandinav sinemasının en önemli isimlerinden biri olan Bergman filmlerini anımsamanın bu filmi değerlendirme noktasında bana yardımcı olacağını düşünüyorum. Onun sinemasında erkekler etik bir realizm; kadınları ise biyolojik bir duruş sunar. Bergman’ın erkekleri karmaşık bir oluşa gebe iken; kadınları antipatik, yaratıcı bir doğaya sahiptir. Kadınları anlama babında eşsiz bir eğilimi olan Bergman’ın da kendi sinemasında ‘kadın’ figürü oldukça güçlüdür. Bergman’ın kadınları daha çok günlük yaşamda karşımıza çıkan kadınlar gibidir. Sadece çeşitli nüanslara sahiptirler. Anlamak için pencereyi biraz daha aralamak gerekebilir. Öyle ki bu ‘kadın’ figürünün yer yer Bergman’ın birebir kendisi olduğuna dair söylentiler bile mevcuttur. Yönetmen, anlatacağı hemen her şeyi işte bu kadın karakterleri üzerine yükler zira kendisi bir duygunun en taze, saf ve boş şeklinin bu figürler üzerinden yürütülebileceğine inanır. Esasında bu açıdan baktığımızda karşımızda çifte standart vardır. Çünkü Bergman’ın kadınları daima güçlü ve haklıdır.

İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un 2014 yapımı dördüncü kurmaca filmi olan Force Majeure (Turist) filminde de filmin daha ilk sahnesinde bir parça Bergman ve hatta yer yer Michael Haneke’den izlere rastlamak mümkün.

Filmin açılış seansında mutlu bir aile tablosuyla karşılaşırız ve yönetmen henüz bizleri görüntü ile buluşturmadan, bir evliliğin olmazsa olmazı çocukların oldukça keyifli sesleriyle buluşturur. Ses tonlarından oldukça keyifli olduklarını anlarız ailenin. Ve akabinde hemen karlarla kaplı bembeyaz bir manzara karşılar bizi. Bir “evlilikten manzaralar” ile karşı karşıyayızdır. Tatlı tatlı, mutlu mesut tatil yapan İsveçli bir aile, sağlıklı, iyi para kazanan genç anne-baba ve iki çocukları, Fransa’ya Alpler’de kaymaya gitmişler. Çok güzel fotoğraflar veriyorlar, kıyafetleri de çok yakışıyor. Bu da hallerinden memnun olmaları için yetiyor da artıyor bile.

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 175. “Neo-Liberalizm” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


3 − bir =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm