KÜLTÜR TOPRAĞIMIZ

Yazar: Adil Akkoyunlu

Bizim kültürümüzün toprağı vahiydir.

Tarihimiz, sanatımız, örfümüz ve folklorumuz vahiy toprağına kök salarak beslendi.

Bünyemiz, vahiy toprağını sulayan Kur’ân ve sahih hadis kanallarının can suyu ile canlandı.

Medeniyetimiz, vahiy kültürümüzde yeşerdi. Vahiy kültürümüzün semeresi medeniyetimiz…

Yani vahiy, toprak anamız bizim. Toplumumuzun hayat tarzı, vahyin temiz göğsünden süt emerek gelişti. İslâm’ın şefkatli kolları arasında büyüdü… Vahyin projesiyle inşa oldu milletimiz.

Sadece Müslümanlar değil elbet. Yaratıcı, bütün toplumlar çürümesin, solmasın, kurumasın diye vahyi verimli bir toprak olarak lütfetti. Nankör insan razı olmadı, beğenmedi Rabbin bu kayrasını. Ayrıldı vahiyden. Seraba gömdü köklerini…

Kültür; aklını kullanan toplumların vahiy okulunda ders görmesidir. Taallimidir, eğitimidir, öğretimidir… Medeniyet, bu eğitimin toplumların hayatına yansımasıdır. Nesilden nesile devrettikleri toplum mirasıdır.

Latince bir kelime olan kültür,[1] sözlükte; hars, ekin, ziraat, anlamına gelir. Toprağın tohuma hamile kalışı, üretmesi demektir. Bazı mikropları uygun bir ortamda çoğaltma işine de kültür deniyor.

Sosyolojide; bir toplumun, nesilden nesile devam eden maddi ve manevi değerlerine kültür deniyor. Toplumları eğitme, terbiye etme yönlendirme eylemidir. Bazı kazanımları alışkanlık haline getirip örfleştirmek demektir.

Daha geniş mânâda; toplumların, inanç, ahlâk, düşünce, hukuk, bilgi, sanat, edebiyat, estetik, gelenek, örf, töre ve ekonomik hayatlarının bütününe kültür denir.

Toplumların tarihlerinden gelen bazı değerlerini inançları ile mayalandırarak hayatlarına aktarmaları da denebilir.

Daha özet bir ifade ile kültür, toplumların kendilerine has yaşama tarzıdır.

Aileler ve fertler için de kullanılır. İlim ve bilgi sahibi, ileri görüşlü, ahlâklı, edepli, terbiyeli, görgülü, inanç ve örfüne bağlı saygın kimseler için “kültürlü insan”, bu özelliklere sahip aileler için de “kültürlü aile” deniyor.

Kültür, bazen de belli bir dal için kullanılır: din kültürü, tarih kültürü gibi…

Kültür; toplumların kimliğidir. Fotoğrafıdır. Özellikleridir…

Kültürüne sahip çıkamayan toplumlar, kimliklerini, kişiliklerini, özelliklerini, saygınlıklarını yitirirler.

Kültürlerini yitiren toplumlar, diğer toplumların dev dalgalarına direnemezler, karşı koyamazlar; yıkılırlar. Tarihin okyanusunda alabora olur; batıp kaybolurlar.

Toplumların kültürünün oluşumunda ana unsur dindir.

Dilin, tarihin, sanatın, edebiyatın ve törenin etkinliği de inkâr edilmez elbet.

Tarih, bize; vahiy ile beslenen medeniyetlerin sağlam olduğunu, uzun yıllar ayakta durduğunu bildiriyor. Zaman zaman düşüp kalksalar da; kolay kolay yıkılmıyorlar. O toplumların yıkılış çatırtıları, çoğu kez kendi kültür topraklarından ayrılmaya başlayınca duyulmuştur.

Medeniyetler kültürle; kültür de kitapla beslenmeye muhtaçtır.

Kitaplarını yitirerek zulme yönelen toplumlar, kültürlerini, kimlik ve kişiliklerini de yitirirler. Yozlaşırlar. Silinip giderler yeryüzü sahnesinden. Tarihin tozları arasında kaybolup giden kavimlerin yıkılış sebebi budur. Çöküşleri bu yüzden medeniyetlerin…

Yeryüzünü gezdikçe, onların nice kalıntılarına rastlamak mümkündür.

Buna medeniyetlerin intiharı da diyebilirsiniz…

İntihar eden büyük bir medeniyetin trajedisi sahnelenmek isteniyor son bir asırdır topraklarımızda…

Halkı Müslüman olan birçok ülkede oynanan oyunlar, yaşadığımız coğrafyada da sahnelenmek isteniyor…

Kültürüyle bağı çözülmeyen veya asimile edilmeyen toplumların topraklarını işgal etmek kolay değil… Bunu işgalci güçler de biliyor. Onun için önce kültürü besleyen kaynakları kurutmaya çalışıyorlar… İnancını, dilini, örfünü, tarihini ve diğer değerlerini elinden aldıkları bir toplumun toprağını da almak zor olmuyor.

Vahyin soluğu, fertlerin, ailelerin ve toplumların bütün hayatını atmosfer gibi kuşatmıştır. Vahiy, toplumların inancına, ibadetine, ahlâkına, ekonomisine, düşüncesine, siyasetine yön verdiği gibi; yemesine, içmesine, giyinmesine ve folkloruna da yön vermektedir.

Vahiy kültürü başlı başına bir oluşumdur. Farklılıktır. Hiçbir din ve felsefeyle sentez, anlaşma, yama kabul etmez. Toplumlara, ailelere ve fertlere farklı bir hayat anlayışının kapılarını açar. Apayrı bir dünyaya taşır. Dünyaya yeniden doğar vahiy kültürü ile beslenen toplumlar.

Başkalarının kirli kültür toprağıyla beslenen toplumlar, onlar gibi düşünmeye, onlar gibi inanmaya ve yaşamaya başlarlar. Başkalaşırlar…

Bilimsel ve teknik gelişmelerin dışında, (öz kültür yapımızı yaralayan) etkilere kapalı olmazsak; tarihte helak olan birçok kavim gibi biz de yıkılır, tarihin tozları arasında kaybolur gideriz.

Ayakta durabilmemiz, yabancı rüzgârlara, depremlere, tsunamilere karşı dayanıklılığımız; kültürümüzün toprağı olan vahye bağlılığımız derecesindedir.

Hayatta kalmak için kendi kimliğimizi kuşanmamız gerekir. Mecburuz buna. Tarih sahnesinden tarihin müzesine atılmamak için mecburuz. Kimliğimizi tanımaya, kabullenmeye ve ona sahip çıkmaya mecburuz.

Sırtımıza yüklenen tarihi bir misyon bu.

Toplumumuz bir kültür erozyonuyla nice zamandır karşı karşıya… Kendi öz kültürünü sahiplenen kimseler de hainler kadar cesur, fedakâr, sabırlı ve duyarlı olmadıkça, çalışıp ter dökmedikçe istikbalde gözyaşı dökmek nafile…

Kültür yitikliği; mal, para ve toprak yitirmekten daha vahimdir. Onlar tekrar kazanılabilir. Fakat kültürünü yitiren bütün güzelliğini yitirir. Kültür yapımızı yabancı virüslerden korumazsak her şey çöker. Kararır dünyamız…

Toplumda zaman zaman görülen tüm huzur bozucu olumsuz davranışlar, kendi kültürüne yabancı düşmüş olanların iç huzursuzluklarının dışa yansımasıdır. Fıtratın bozuluşudur. Bir hastalıktır kendi öz kültürüne yabancılaşma. Kendi yavrusunu yiyen kediden farkı yoktur kendi kültürüyle savaşanların…

Toplumsal hastalıkların; öz kültürü besleyen vahye yönelmekten başka tedavileri yoktur!

İçinde yaşadığımız toplum da hastalıklarının tedavisi için yine şiddetle buna muhtaç… Bu şuur ile yeniden dirilmeye muhtaç… Buna, yitirilen cenneti yeniden arama yolculuğu da diyebilirsiniz…

Kültürümüzü yitirince, bizi biz yapan nice değerlerimizi de yitirdik…

Toplumuz, büyük ölçüde sevgiyi, saygıyı, yardımlaşmayı, iyilikte yarışmayı, isarı yitirdi. İslâm ahlâkını yitirdi… Adaleti, emin olmayı/güveni yitirdi… Ne ki bu toplum kitabını vermedi. Namusu gibi korudu onu. Gün oldu samanlıklarda sakladı. Saklanarak okudu… Okuduklarını belki anlamaya, fiillerine/hayatına yansıtmaya imkân bulamadı. Fakat ezberledi; kafasında sakladı. Gönlüne gömdü ama vermedi kitabını.

Kültür ve medeniyetimiz hastalansa da, sarıp solsa da bir gün ‘kitap’la yeniden sağlığına kavuşacağını biliyordu bizim insanımız.

Baharın kokusu sardı ufkumuzu… Toplumumuz kendine geliyor artık. Gözlerini ovuşturuyor… Silkiyor üzerine atılan ölü toprağını…

Toplumumuzun yeniden dirilişini görmenin sevincini yaşama ümidimizi hiç yitirmedik…

Bizim dışımızdakiler hep birlikte koro tutturmuş, uyumamız için ninni söylüyorlar… Dikkatimiz başka yönlere çekmek istiyorlar. Bazen kızıyorlar, söz dinlememekle, dik başlılıkla, teröristlikle suçluyorlar bizi. Ertelemek istiyorlar uyanışımızı. Saldırganların hırçınlıkları bu yüzden…

“Onlar istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”[2] “Allah bizimle beraberdir.”[3]

“Allah inananların velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur. Onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür…”[4]

Bu hasretliğin sona ermesi için -sataşanlara aldırmadan- Peygamberi örnek alarak hayat rehberimiz olan kitabımıza yönelmemiz, hiç bırakmamak üzere onun elini tutmamız yeterli olacaktır.

——————

[1] Latince: Eski Roma dili… Şimdi; Fransa, İtalya ve İspanyolların kullandığı dil.

[2] Saf 61/8

[3] Tevbe 9/40

[4] Bakara 2/257

 

(Yazı, Nida Dergisi, Mart-Nisan 169. sayısında yayımlanmıştır. Yazılar Nida adı anılarak iktibas edilebilir.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


+ yedi = 11

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm