KUR’ÂN’DA İNFAK

MAKALE/Ömer Faruk KARATAŞ

Giriş:
Size ne oluyor da Allah yolunda/uğrunda infak etmiyorsunuz! …’ (57/Hadid, 10)
Kur’ân’ın temel talimatlarından, temel değerler sisteminin biz mü’minlere yüklediği olmazsa olmaz vecibelerinden birisi olan infak, tabii olarak Resulullah Efendimizin hayatında da çok önemli ve öncelikli bir yere sahipti. Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esasların gerektiği gibi iman etmek, Allah’a karşı bilmemiz, bilincinde olmamız ve ifa etmekle yükümlü olduğumuz vecibeler, dinin aslını ve esasını teşkil eder ve bizler için olmazsa olmaz bir ağırlığı, ciddiyeti vardır. Fakat bunlara ek olarak ve tamamlayıcı özellikte ferdi, ailevi, çevresel, sosyal, ekonomik vs yükümlülüklerimiz de vardır ve dinde bunların da olmazsa olmaz bir ehemmiyet ve vazgeçilmezliği söz konusudur. Bunlardan birisi ve en öncelikli, en olmazsa olmazlardan birisi de infaktır. Tarif olarak: ‘Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara ayni ve nakdi yardımda bulunması.


İslami telakkiye göre insanın sahip olduğu servetin asıl sahibi Allah’tır. O’nun emanet olarak verdiği bu servetten başkalarına infakta bulunmak gerekir. 2/Bakara 2’de Allah’a samimiyetle inanan mü’minlerin başlıca özellikleri sayılırken, İman ve namazın ardından infak zikredilmiştir. Fahreddin e’r-Razi’ye göre bu ayet farz ve mendup olan bütün infak çeşitlerini kapsamaktadır. (Buna göre) Farz olan infak zekatla, kişinin kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak üzere yaptığı harcamalar ve ülkenin
savunmasına katkılarıdır. Mendup olan infak ise bunun dışında kalan harcamalardır. 2/Bakara, 195’de geçen ‘Allah yolunda infak’ tabirinin, ayetin bağlamı dikkate alındığında öncelikle ülkenin savunması için gerekli maddi yardımda bulunmayı ifade ettiği görülür. Ancak bu tabirin geçtiği birçok ayet ve hadisin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre Allah’a itaat ve ibadet niyeti taşıyan, İslam’a ve müslümanlara yardım ve fayda sağlayan her harcama Allah yolunda infak sayılmaktadır. İslam medeniyet
tarihinde de böyle bir niyet taşıması şartıyla ülkenin savunması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi, okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi hayır kurumlarının tesisi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar çok çeşitli hizmetler için yapılan her türlü harcama Allah yolunda infak kapsamında değerlendirilmiştir.  Ayetin devamında ‘Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ cümlesiyle bir anlamda, cimrilik edip bu tür harcamalardan kaçınmanın müslüman toplum ve fertler için tehlike oluşturduğu bildirilmiştir. Hadislerde de aile fertlerine yapılan harcamalar infak kavramıyla ifade edilmiş ve bunun bütün sadakaların en hayırlısı olduğu belirtilmiştir.
Modern hayatın keşmekeşi, kapitalizmin ürettiği aşırı egoist ve egosantrik kişilikler, huzurun arandığıbir melce’ haline gelmiş olan ‘tükettikçe ve sürekli yeniledikçe mutlu olma’ kaygısına şartlandırılmış bireyler, kısmen sistem gereği olsa da kazanma hırsına mağlup ve esir durumdaki rutin gel-gitler, tükettikçe iştahı kabaran ve tüketimi mutluluk ve doygunluğun adresi bilen genel algı ve anlayışlar insanın canavarlaşmasına, modern görünümlü vahşetlere birkaç örnektir. Yabanileşen, gittikçe bambaşka
bir anafora sürüklenen insanların fıtratından, fıtratına uygun irade, tercih ve işlerden uzaklaştıkça kendisine yabancılaştığı, ‘köksüz’ veya ‘kökü belirsiz’ toplum mühendislerinin kendileri için çizdiği, türlü imkan ve yöntemlerle belirleyip yönlendirdiği bir hale geliyor.

Gittikçe de buhranlara, kişilik bozukluklarına, koyu bir depresif yalnızlık psikolojilerine kapılıyor, farkında olmadan Kur’ân’ın mükerrer tabiriyle ‘Kendi elleriyle kendisine zulmediyor.’ (örn. 2/Bakara, 57)
Sadece infakın elzemiyetinden habersiz olmak ve uzak durmakla değil, kişisel veya grupsal tercih ve alışkanlıklarla, psikolojik veya sosyolojik anlamda infakı teşvik edici ve intişarını sağlayacak unsur ve kurumların yetersizlik veya dejenerasyonuyla yahut aksi unsur ve kurumların muhtelif yöntemlerüzerinden ‘menfi kullanma’ örnekleriyle, şeytani dürtü ve tercihlerle de ilgili olarak unutulan veya gereken ilgi gösterilmeyerek hayatın dışında bırakılmaya çalışılan infak; asla mazeretlerle geçiştirilecek, vazife değil fazilet olarak görülecek kadar basit ve lüks bir amel değildir. Her şeyden önce bir kul, bir insan olarak fark edilmesi gereken ilahi bir emir, nebevi bir uygulama, insani ve vicdani bir amel-i salih’tir. Allah’ın kitabında sürekli tekrarlanarak önemli ve ciddi konumu, değer ve anlamı vurgulanan,
Allah’ın rızasını önceleyenlerce öteden beri hassasiyetle yerine getirilen bir vazife, bir vecibedir! Hablu’llah (Allah’ın sağlam ipi), Şifa, Rahmet, Nur gibi sıfatlara sahip Kur’ân’ın farklı kavramlarlasürekli ve mükerreren elzemiyet ve ehemmiyetinden bahsettiği infak, işte insanların habire sürüklendiği ve içinden çıkılması gittikçe zorlaştığı zamanlarda psikolojik, sosyolojik, ekonomik vs ehemmiyeti çok boyutlu bir reçete, bir şifa kaynağıdır. İnsanlar infakla, hem kişiliğin arzu ve ihtiraslarını dizginleyip
kendine gelmesini sağlayarak kendi içsel çözümünü bulmasına yardımcı olacak, hem de yaygınlaştığıoranda toplumda nezih, dinamik, paylaşıma dayalı ve sağlıklı bir atmosfer oluşacaktır.

Yazının devamını 182. sayıdan okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nem kurutmarutubet kurutmanem kurutmaısımak kiralamademirdöküm servissarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisiferroli servisifalke servisısımak kiralamasu kaçağı tespitidemirdöküm servisdemirdöküm servisweb tasarımı