KUR’AN’IN HAYATA MÜDAHALESİ

(BİREYİN VE TOPLUMUN İNŞASI)
Ahmet Cemil Ertunç

İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi
Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları
gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut
bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç
ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i
değil, Kur’an’da “sünnetullah” olarak tanımlanan ve bilimlerin araştırma konusu
olan “varlık ilkeleri”ni kastediyoruz.
Her varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasalara göre vücut bulmasına
rağmen, özellikle insan söz konusu olduğunda, yüce Allah bazı zamanlar tarihe ve
dolayısıyla insanlığın gidişatına ayrıca özel müdahalelerde de bulunur. Vahiy bu
müdahalenin doğrudan gerçekleşen en önemli biçimini oluşturur. “Varlık ilkesiyle”
ilgili yasalar varoluşun “olması gereken” nesnel şartlarını tesis etmesine karşılık;
vahiyle müdahale de insanın inancını ve hayat tarzını doğru kılma amacı vardır.
Fakat, vahiyle müdahalede inancın ve hayat tarzının doğru ölçütleri sadece teorik
düzlemde anlam ifade eden bir bilgi paketi biçiminde sunulmaz; ilahi lûtuf gereği
uygulamadaki biçimiyle de insanlığa takdim edilir. Bu itibarla, vahiyle bilgilendirilip
desteklenen her bir elçinin şahsında ve çevresinde inşa olunan örnek insan ve toplum,
vahiyle müdahalenin uygulamadaki boyutu olarak anlam kazanmıştır. Kur’an ve Hz
Muhammed (s) ise tarihe vahiyle müdahalenin sonuncusunu teşkil eder. Kur’an bu
son müdahalenin bilgi, ilke ve gereklerini sunarken; Hz Peygamber ise müdahalenin
amaçladığı inşayı gerçekleştirir. Birisi teoriyi, diğeri pratiği temsil eder ve bu ikili
hiçbir şekilde birbirinden ayrı veya kopuk değildir: Süreç içerisinde Hz Peygamber
“yürüyen Kur’an”, Kur’an ise “okunan peygamber” vasfına sahip olur.
Yüce Allah, tarihe vahiyle doğrudan müdahaleden ayrı olarak, tarihin
istikametini etkilemeye yönelik dolaylı müdahalelerde de bulunur. Toplumlar arası
veya bir toplumdaki kesimler arası ilişkileri etkileyen “olağan dışı” gelişmeler, doğa
afetleri, salgın hastalıklar vb…. dolaylı müdahalenin yaygın biçimlerinden bazılarıdır.

Şurası son derece önemlidir ki, vahiyle müdahalenin sonuncusunu Kur’an ve
Hz Peygamber oluşturmasına ve bu biçimiyle insanların iradeleriyle teslim olacakları
bir modele dönüşmesine karşılık; dolaylı müdahale her an farklı bir biçimde
gerçekleşebilir, sabit bir biçimi ve sona erme durumu söz konusu değildir. Bu iki
müdahale tarzının arasında sadece biçim değil, daha çok amaç farklılığı vardır.
Dolaylı müdahalede insanın ve toplumun yenibaştan inşası söz konusu değildir. İrade
edilen, daha çok, tarihin gidişatında gerçekleşen sapmayı kısmen de olsa asıl
güzergahına doğru yönlendirmekten ibarettir. Halbuki, vahiyle müdahalede insanlar
için kusursuz bir inanç sistemini bildirme ve hayat tarzı inşa etme amacı vardır.

 

Yazının devamını 180. sayıdan okuyabilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nem kurutmaistanbul web tasarımrutubet kurutmanem kurutmaısımak kiralamakombi servisdemirdöküm servissarısoy nakliyat>su kaçağı tespitidemirdöküm servis