LİBERALİZMİN AŞINDIRDIĞI MÜSLÜMAN KİMLİK

 

Yazar: Ramazan Yazçiçek

 

Özet: Bu yazıda liberalizm kendi kavramsal zemininde tanımlanmış, yer aldığı sosyolojik serüven içerisinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada liberalizm, Müslüman kimliği aşındırma dinamiği cihetiyle tartışılmıştır. Liberteryen ve Müslüman kimliğin doğalarının farklılığı bütüncül bir bakışla ele alınmış; farklılık, ‘hürriyet’ ve ‘sünnetullah’ kavramları bağlamında temellendirilmiştir. Makalede, beşerî ideoloji ve sistemlerin İslâm ile uyuşmazlığı, komünizm, kapitalizm ve liberalizm üzerinden örneklendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Liberalizm, birey, özgürlük, Müslüman kimlik, hürriyet, sünnetullah, dünyevîleşme, hazcılık, hiççilik.

Giriş

Müslümanlar, tarihin değişik dönemlerinde farklı kavim ve medeniyetlerle karşılaşmış, her karşılaşma doğal olarak çekimin güçlü olduğu yöne doğru değişim ve dönüşümü kaçınılmaz kılmıştır. İki yönlü evirilme daha ziyade İslâm’ın geniş coğrafyalara yayılma sürecinde yaşanmıştır.

Müslümanların medeniyetlerle(!) devam edegelen karşılaşması, bugün liberalizmle yaşanmaktadır. Bizce her dönemde olduğu gibi şimdiki karşılaşma da, İslâm ile değil Müslümanlarla yaşanılan bir karşılaşmadır. Dolayısıyla yaşanan değişimin yönü ve tonu da Müslümanlar için söz konusudur; İslâm için değil. Çünkü İslâm dönüşmez, dönüştürür. Dönüşmüş olana ise İslâm denmez. İslâm’ı dönüştürme yönündeki gayretler, fesadın salâha; reformizmin tecdîde tahvîli kâbilinden gayretlerdir. Elde kalan onarılmış bakiye; restore edilmiş (restored) yeni form, delilden yoksun olup ‘İslâm’ ile alakası olmayan bir haldir. Ortaya çıkan ürün, İslâm’ın dışında farklı bir şeydir artık.

Müslüman kimliği aşındırmada bugün başat rol üstlenen liberalizm, asıl tehlikeyi varlığı (ontoloji), var oluş hakikatini (kulluğu) dikkate almamakla ortaya koymuştur. Devletten özgürleşme talebiyle yetinmeyen birey, dinden ve de tanrıdan özgürleşme ısrarıyla nefsin sınırsız istek ve tutkularına dönük bir serbestliği tercih etmiştir. Bize göre bu tavır, putları tek puta; bütün putperestliklerin kendisinden neşet ettiği hevâ-heves putuna dönüştürme tavrıdır. 

Liberal düşüncenin geliştiği zemin, kendi gerçekliğinde yaşanan serüvene dayalı sorunlarla yüzleşen Batı dünyasıdır. Aynı serüveni yaşamayıp aynı sorunlarla yüzleşmeyen toplumların indirgeme kavramlarla çözüme gitmeleri muhâldir. Bir toplumun kültür ve sosyolojisi dikkate alınmadan dayatılan ideolojilerin uzun ömürlü olmadığı bilinmektedir. Farklı kültür ve toplumlardan alınan ödünç kavramların taşındıkları yerlerde çözüm olmadıkları gerçeği, tarihin çöplüğünde yerini bulan sayısız -izm ile de teyit edilmiştir. Ancak acı bedel, laboratuvar nesnesi kılınan toplumlar tarafından ödenmektedir. İnsanı kobay gibi gören beşerî öğretiler, deneğini, faşizm, komünizm ve kapitalizmin ardından şimdilerde liberalizm laboratuvarına almış. Geç dönem doku uyuşmazlığı, ayartıcı olduğu kadar travmatik sonuçları ile de manidardır.

Liberal yaklaşım zaman içerisinde tanrıyı, insanın ve hayatın ilgi alanının dışına iterek insan ve ettiklerini sorgulanmaz bir ideolojiye dönüştürmüştür. Teoriden ideolojiye evirilen liberalizm, yer yer militarizmi de arkasına alarak dayatmacı laisizmle tanrıya düşman olmuş; dine ve metafizik hiç bir okuma biçimine tahammül etmeyen (seküler) bir noktaya varmıştır.

İslâm’ı liberalizmle sentezleme gayretinde olanların öncelikle sahici bir zeminde liberalizmle yüzleşmeleri gerekir. Ancak daha da zorunlu olan, ‘İslâm’ gerçeğiyle tanışmalarının gerekliliğidir. Bu yüzleşmeyi yapmayanlar ya yenilgi psikolojisiyle liberalizme övgü ya da kaygan zeminde taassupla yapılan sövgü ehli olmaya devam edeceklerdir.

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 175. “Neo-Liberalizm” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


8 × beş =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm