M. ZEKİ DUMAN İLE SÖYLEŞİ

“MÜCADELE İÇİN, İLİM, HİKMET TEFEKKÜR GEREKİR.”

Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur. Allah’ın rızasını hoşnutluğunu hedef alan insana hizmet sadece İslâm’dadır.

Ömrünü Kuranı anlamaya ve yaşamaya adayan muhterem Zeki Duman Hocamızı 2005 de yaptığımız bir söyleşisini yeniden yayınlayarak anmak hatırlamak ve hatırlatmak istedik.

Kitap ve makaleleriyle kendisini Allah a yakınlaştaracak vesileler bulan  Zeki Hocamız , bizlerin hafızasındaki yerini de koruyacaktır. Kendisine Yüce yaratıcıdan rahmet diliyoruz.

Mücadele kimle, Kime karşı, Nasıl bir Yöntemle Yapılmalıdır?
M. Zeki Duman: Bu sorudan maksat mücadeleyi yapacak kimsenin, özellikle Müslümanın niteliği ise, bunun cevabı, hem kelimenin etimolojik yapısında hem de işin tabiatın da mevcuttur. Çünkü mücadele, işi sağlam malzeme ile sağlam yapmayı gerektirdiğine göre, mücadele yapacak kimsenin öncelikle ilim, hikmet ve tefekkür yoluyla mücadele ruhuna, direnme gücüne ve tebliğ disiplinine sahip kimlik ve kişilikte gerçek bir mümin  olması gerekir. Bu da ancak nefisle mücadele edip onu tezkiye etme, insana yakışmayan maddi manevi kirlerden ve şaibelerden arınmış olma disipline sahip olmakla gerçekleşir. Hz. Peygamberin ifadesiyle, ancak “Büyük cihatla başarılır…” Çünkü nefis, düzeyli bir İslamî ya da insanî eğitim öğretimle olması gereken kıvama eriştirilmedikçe “Kesinlikle kötülükleri emredicidir.” Bunun şekli ve ilkesi Al-i İmran suresinin 164. ayetinde şöyle belirtilmiştir: “Muhakkak ki Allah müminlere, kendi aralarından, onlara Allah’ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten kendileri gibi bir insanı elçi göndermekle büyük bir iyilik etmiştir. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.” Özellikle; Allah’ın ayetlerini okuyarak her türlü maddî ve manevî kirlerden arınmış, insanî vasıflarında gelişerek artmış bir hanif; kitabı ve hikmeti iyi öğrenmiş, başkalarının üstünde bilgiye sahip bir mümin olmuştur. Yüce Allah, böyle bir eğitim ve öğretimin protipi sayılacak örneğini lokman (as)
oğluna nasihatleri bahsinde bize örnek olarak vermiştir: “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Çünkü şirk en büyük haksızlıktır.”
—Yavrucuğum! Yaptığın iş bir tek hardal tanesi ağırlığınca da olsa, bir kayanın kovuğunda veya göklerde ya da yerin derinliklerinde de bulunsa. Allah onu getirip karşına çıkarır. Çünkü Allah her şeye nüfuz eder, her şeyden haberdardır!”
“Yavrucuğum! Namazını ikame et, iyiliği emret, kötülüğe mani ol; bu esnada başına geleceklere de mutlaka sabret! Çünkü bunlar, ancak kararlılıkla yapılacak en önemli işlerdendir.”
—İnsanlara avurdunu şişirip tepeden bakma, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; zira Allah kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.”
—Yürüyüşünde mutedil ol, sesini de kıs! Kuşkusuz, seslerin en çirkini eşeğin
sesidir!”
Lokman (a.s.) Allah tarafından hikmet verilmiş hakîm ve bilge bir mümindir. Oğlu idrak seviyesine geldiğinde ona:
— Tevhit akidesine sahip olup Allah’tan başkasına kulluk etmeme; hem Allah’a, hem kendine hem de hak kavramına karşı saygılı olmayı,
— Her zaman ve her yerde Allah’ın gördüğü bilgi ve sorumluluk bilincine sahip olmayı,
— Namaz ile kendini disiplin altına alma ve başkalarına karşı görevlerini ifa etmeyi

— İnsanı küçültecek olan tekebbürden uzak olup ölçülü bilinçli hareket edebilmeyi
öğütlemiştir.
Peki, Mücadele Kime Karşı?

….

Devamını 180. sayıdan okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisinem kurutmarutubet kurutmanem kurutmafalke servis