MODERNİZME İTİRAZDAN HAKİKATİN YIKILIŞINA POST-MODERNİZM

MAKALE/  RAGIP ERGÜN

İnsanı insan yapan insandır.

Nazım Hikmet

Müzik değişince dans da değişir.

Takeshi Kitano

Gelenekselden Modernizme

Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan, Latince modernus kelimesinden türeyen modernizm, tarih boyunca “kopuş, eskiden yeniye geçiş, eskiden farklı oluş” gibi anlamları içerisinde ihtiva etmiştir. Tarihsel süreç olarak 15. yüzyılda bugünkü İtalya sınırlarında başlayan Reform ve Rönesans hareketlerinin zamanla Kara Avrupası’nın ruhuna katmış olduğu değişim ivmesi, hayatın bütün alanlarına “yeniden şekil verme ve yeniden doğma” olarak sirayet etmeye başlamıştır. Sanat, edebiyat başta olmak üzere din, kültür ve hayatı dizayn eden ne kadar sosyal, siyasal, ekonomik alan varsa yeniden şekillendirilmesi gerektiğine duyulan inanç, doğmuş olanı yeniden yeni bir dünyaya doğurtma çabasına dönüşmüştür. Aydınlanma ile bu süreç kemale ermiş ve modernizm tastamam olmuştur.

Aydınlanma, en genel anlamı ile Reform ve Rönesans hareketlerinin itkisinin gücü ile şekillenmeye başlayan bilme fiilinin din adamları imtiyazlı sınıfından, bilim adamları imtiyazlı sınıfına geçmesini ifade eden tarihsel süreçtir. Bilginin Tanrısal, özel, efsunlu bir bilgiye sahip din adamları sınıfından, insansal, genelimsi özel, deneysel bilgiye sahip olabilen bilim adamları sınıfının tekeline geçmesi ile Modernizm, bilimi gelip almak isteyenler için “Batı”nın merkezine taşımıştır. Bilgi modern öncesi dönemdeki gibi düalisttir; yani bir mütecessis ona ulaşmak için, onun üzerinde ve müdahale edemediği bir tecessüs nesnesi, ulaşmak istediği gerçeklik vardır; ancak o bilgi aşkın ve mistik unsurlarla değil pozitivist donelerle elde edilebilecektir.

Modernizm en genel anlamıyla insani, insandan, insana yönelik olanların merkeze alındığı bir insanlar toplamı, bir tarihsel süreç ve bir coğrafyanın icadıdır. Modernizm için bilme eylemi pozitivizm denen kavramda anlam bulur; bir nesnenin bilinebilmesi için gözlenebilir, deney yapılabilir, dünyanın herhangi bir yerinde tekrarlanabilir olması gerekmektedir. Modernizm için ideal toplum modeli organik toplumdan mekanik topluma geçmeyi başarmış insanlar toplamıdır ve seküler unsurlar içermesi gerekir, din vicdanın (Frued’a göre psikolojinin) sorunsalıdır. Modern devlet, ulus bilincine varmış/ulaşabilmiş olan bireylerin oluşturduğu ulus-devlet modelidir. Bu devletin yasaları, “yeryüzüne ait olan” anlamına gelen laikus kavramından türemiş olan laiklik denen felsefeye dayanmak durumundadır. Çünkü yeryüzündekileri artık yeryüzündekiler ve onların kuralları yönetecektir. Modernizm’in din ile arasındaki ilişkiyi anlamak için Ortaçağ denilen Hristiyanlığın Katolik yorumunun hâkim olduğu tarihsel dönemi anlamak gerekir. Modernizm birçok sosyal tanımlamasını bu yorumun uygulama biçimine karşı bir tarihsel karşıtlık olarak kendini konumlandırmıştır. Bu tarihsel dilim dinin her alanda hâkim olduğu, skolastik mantığın egemen olduğu, gelişime kapalı, aklın reddedildiği, feodal beylerin siyasal iktidarlarının hâkim olduğu bir dönem olarak tasvir edilebilir. Modernizm Ortaçağ mantığına karşı olduğundan, bu yüzden her şeyden önce rasyonelliktir, akılcıdır.

 

Modernizmden Post-modernizme

Hayatın neresinden dönülse kardır.

Nilgün Marmara

 

Modernizm, sosyal olarak ilk büyük sınavını I. Dünya Savaşı’nda verdi ve ciddi olarak büyük bir sarsıntı yaşadı. II. Dünya Savaşı ise pek çok sosyal bilim insanına göre modernizmin ve modern ideolojilerin topluca çöküşünün takriben elli milyon insanın kanları içinde tüm dünyaya ifşası oldu. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan toplumsal sorunlar ve modernizmin çeşitli sebeplerden dolayı vaatlerini gerçekleştirememesi aydınların bir kısmını yeni arayışlara sürükledi. Modernitenin total felsefesine ve bilimsel bilgi tekeline karşı çoğulculuğu, yerelliği ve özgürleşmeyi ön plana çıkaran post-modern durum ortaya çıktı. Genel çerçevesiyle post-modernizm, modernliğin açmazlarına karşı bir savaşım ve modernleşmeyle bir hesaplaşmadır. Post-modernistlere göre post-modernizm, ileri Batı toplumlarının şu an içinde bulunduğu aşamayı, bir bakıma modern sonrası toplumu adlandırır.

Ünlü İngiliz tarihçisi Arnold Toynbee 1939’da yazdığı “Bir Tarih İncelemesi” adlı kitabının 5. cildinde “Modern dönem I. Dünya Savaşı ile son bulmuştur. Bundan sonraki dönem post-modern dönemdir ve iki dünya savaşı arası bu dönemin başlangıcı olmuştur.” der. Bu sayede post-modernizm ve post-modernite terimleri literatüre girmiş olur.

Yazının devamını 181. sayıdan okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

demirdöküm servissarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisiferroli servisinem kurutmarutubet kurutmanem kurutmafalke servisısımak kiralamasu kaçağı tespiti