Modernizmin Korkuttuğu Müslümanlar ….

 

Yazar: Ragıp Ergün

İnsan(lık) Açmazı

Oku! Yaratan rabbinin adıyla,

O insanı bir “alak”tan yarattı.

(Alak 1-2)

İnsan olmanın ne demek olduğunu

her geçen gün daha az bileceğiz.

Kehanetler Kitabı

Bir insanı anlamak istiyorsanız, öncelikle insanlar

hakkında bildiğiniz her şeyi ama her şeyi unutmalısınız.

Carl Gustav Jung

himmete muhtaç dede,

nerede kaldı gayrıya himmet ede.

!!! Sigmund Freud !!!

Nehirler mürekkep, ağaçlar kalem, yazarların da Nuh kadar ömrü olsa; insan ve insana dair konular anlatılarak bitirilemez. O kadar çok insan tanımı yapılmış ki insanlar tarafından, literatür taraması yapılırken insan insanlıktan çıkıyor. Sazı eline alan, muktedirliği söze alan, iktidarı gönlüne koyan, mürekkep yalayan, tükürdüğünü yalayan, sabah erken uyanan kim varsa, âlim ya da zalim, bugün bedenen yaşayan ya da soluğunu bugüne taşıyan herkes insan ve insanlık diye başlayan en az birkaç kelam etmiştir. Hem büyük yaratılıştan (dünyanın ve insanlığın) hem de küçük yaratılıştan (insanın) beri en çok bahsedilen olgu insanın ve insanlığın ne olduğudur. Otoriteyi -küçük ya da büyük fark etmez- eline geçirenin ilk yaptığı şeylerden biri insanın ne olduğu veya nasıl olması gerektiğini insanlara vahyetmesi olmuştur. Vahiy tabiri, tanımlaması mübalağa değil, az bile; çünkü vahyin asıl sahibi bile yüz çevirene mühlet tanıyor. “Yeryüzü Tanrıları”nın ise yüz çevirene zerre tahammülü olmuyor. “Mürtedin sosyo-psikolojik linçe tâbi tutulması helal, caiz, farz-ı kifaye”…

Tarihte en çok tanımı yapılan nesne insan; çünkü tanımı yapan özne de insan. İnsanlığın kadim paradoksu, arkaik dilemması… Modern öncesi dönemden kurtulmanın sevincini hâlâ üzerinden atamayan bir güruha karşı, “klasik-kadim dönem savunma cephesi” kanlarının son damlasına kadar sathı müdafaa, olmadı hattı müdafaaya devam ediyor, etmeye de devam edecek gibi. Modernistler gibi gittikçe daha “insan” olunduğunu söyleyenlere karşı bazıları Rousseau’nun diliyle “hiçbir şey, ilkel durumdaki bir insandan daha soylu olmaz” ve bunun türevleri sözlerle karşılık veriyor.

Tarih, “insan” denilen mefhumun ne olduğu/olmadığı üzerine yapılmış önermelerin, çatışmaların arasına sıkıştırılmış birkaç vakıa gibi. Bu da tarihte insan neslinin en büyük sorununun insanlığı, insanlığın en büyük sorununun ise, insan olduğu panoramasını gözler önüne seriyor. Tüm dinler ve ideolojiler, kendilerini, yarattıkları insan modeli üzerinden tarihsel ve sosyal açıdan görünür kılmak/olmak istiyorlar. Pratik olarak da buna mecburlar. Dinler ve ideolojiler bu praksisleri insanın yaşayabileceği ideal sosyal rahim önermelerinde bulunarak yapıyorlar.

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 176. “Ulus Devletler Toplamı # Hanif Millet. Ümmet” sayısını edinebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× 8 = onaltı

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm