ORUÇ HAKİKATI

Makale/Tarık Ramazan

Çeviri : Zeynep Gölen

İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz; yemiyoruz, içmiyoruz fakat neden oruç tuttuğumuzun özüne varamıyoruz ve evvelki geleneklerden devam ederek onları teyit eden İslâmî bir gelenek olduğunu unutuyoruz. Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Sûresi’nin 183. âyeti bunun önemine dikkat çeker: “Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayasınız diye oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de sayılı günlerde farz kılındı.” İslâmî geleneğe göre bunun anlamı; son vahyin takipçileri olduğumuz Müslümanlar olarak bugün yaptığımız ve yaşadığımız şeyin, bizden önce gelen insanlara ve önceki vahiylere muhatap olmuş tüm mesaj ve öğretilerin ayak izlerini takip ediyor olmasıdır (Elbette bu sadece Yahudi ve Hıristiyanlar için geçerlidir).

Her şeyden önce oruç ibadetini bizden isteyen bizim yaratıcımız olan Allah’tır. Bunu bizden neden istemiştir ve biz Müslümanlar neden bu ibadeti yerine getirmeye gayret ediyoruz? Allah, neden ibadet etmemiz gerektiğini Tâhâ Sûresi 14. âyette şöyle belirtiyor: “Şüphesiz ki ben Allah’ım. Ben’den başka ilâh yoktur. O hâlde bana kulluk et…” Burada şöyle bir bağlantı var; hem yaratıcımızı hatırlamak için O’na ibadet ediyoruz hem de O’nu hatırlayarak bize verdiği şeyler için teşekkür etmiş oluyoruz. Yaşam ve bu yaşamda sahip olduklarımızla ibadet etmek O’nunla iletişim kurmaktır. Öyleyse orucun anlamı nedir? Esasında İslâm’da çok yönlü, çok boyutlu sütunlar vardır. Burada önemli olan ilk şey; günlük yaşantımızda açlıkla mücadele gibi bir sorunumuz olmadığından bir şeyler yemek ya da içmek istediğimizde bunu yapabiliyoruz bundan dolayı yiyip içebilme özgürlüğünün anlamını fark etmememiz gayet doğaldır. Bu, işitmek, görmek, nefes almak gibi farkında olmadığımız bir nimet, bağış ve lütuftur.

Bir şeylere alıştığımızda onun değerini bilemeyiz. Bu yüzden yeme ve içmeyi bırakırız. Bu, sıradan yaşantımız içinde bir tür vecd hâlinde olmak gibidir. Çünkü gündelik hayatın akışında yaradılışımıza olan farkındalığımızı kaybederiz, farkındalık ise maneviyatla alakalıdır. Bu sebeple maksadı kavrayabilmek için yeme ve içmeyi bırakır ve bize sunmuş olduğu yeme içme şekli için Allah’a şükrederiz. Burada atılan ilk adım; maneviyatı ve orucun ruhunu anlamak için normal yaşam tarzını durdurmaktır. Aynı zamanda bu, insan oluşumuzun ve yaradılışımızın anlamıdır. Ve böylece tüm ilâhî dinlerde bunun neden farz kılındığını görmüş oluruz. Çünkü ilâhî vahyin tümü; bilinç, farkındalık, şuurlu bir yaşam ve kişinin kendisini eğiterek en üst seviyeye çıkması için bir şeyler yaparak alışkanlıklarını durdurmak ister.

Yazının devamını 180. sayıdan okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

demirdöküm servissarısoy nakliyatvaillant servisprotherm servisiferroli servisinem kurutmarutubet kurutmanem kurutmafalke servisısımak kiralamasu kaçağı tespiti