TOPLUMSAL KURTARICILAR YA DA TOPLUMA MUSALLAT OLANLAR

Yazar: Nurettin Özcan

 

İliklerimize kadar tuhaf bir çağı yaşıyoruz; soğuk, sert, güvensiz ve netameli… Hangi yana baksanız orada toplumsal yükselmenin sözcülüğünü yapan sahte figürler… Her devirde beliren ve ardı arkası bir türlü kesilmeyen azametli(!) kurtarıcılar… Ve bu kurtarıcıların zorla oluşturmaya çalıştıkları ideolojik ve kirli siyasal kimlik inşaları yüzünden sürekli zihinleri zehirlenen kalabalıklar… Bu cesaret kırıcı dünyanın içinde cereyan eden hileleri, sembollerle dolu muhayyilemizin dışına çıkıp acaba bir gün farkedebilecek miyiz? Acaba bu ince hüneri bütün kaba çizgilerimize rağmen yine de bir gün gösterebilecek miyiz? Bu durum şimdilik kolay görülmüyor. Çünkü bizi şekillendirmeyi amaçlayan ve içimizde, ta derunumuzda duymamız istenen mesajlar, insanlık tabiatının aşina olmadığı tamamen yabancı, aldatıcı ve ayartıcı mesajlardır. Yönetim baronlarının palazlandırdığı, hiçbir kafa ve gönül derdi olmayan sokak ulemâlarının da katkısıyla tam bir uyurgezere çevrilen kalabalıklar öylesine yolu izi belirsiz alanlara itilmektedirler ki, modern çağda yaşayan insanlar için geçen her an, sanki bir tufan öncesi yaşanan zaman gibidir. Ama ne gariptir ki hangi devirde hangi sistem kendi varlığını hissettirmeye başlarsa kalabalıklar da o şartlara uygun düşen yeni bahaneleri ve kendilerini haklı gösterecek avuntuları bulmakta gecikmemektedirler. Günümüze kadar bütün dünyada ve kendi toplumumuzda pek çok müdahaleler ve sistemler hep geleneklere uygun söylemlerle ve modernizmin yolunu açma gerekçeleriyle gelip gittiler ve hepsi de âdeta susuzluklarını gidermek istercesine kesintisiz bir şekilde, kendi hukuk, iktisat ve ahlâk düzenlerini ikame etmeye çalıştılar. Evet, eğer insanları güçlü bir toplumsal kaderin altında toplayacak ve onlara tahakküm edecekseniz başkaca bir seçiminiz de yoktur zaten ve öyle de yaptılar. Sadece kendi ideolojik iştahlarıyla tatmin bulan bu önderler, duygularının aşırı sınırlarına kadar toplumu zorlarlarken, benliklerini de bütün kötülüklerden, yanlışlardan ve kirlerden arınmış üstün bir varlık olarak gördüler. Nitekim Homeros’un İlyada’sında; ”Güzel efendim, otur ve senden üstün olanların sözlerini dinle!“ şeklinde telâffuz edilen söz, yönetilecek kitlelerin ne şekilde görüldüklerini aristokratik bir bakış açısıyla izah etmektedir.

 

(Yazının devamı için, Nida Dergisi, 175. “Neo-liberal Tahakküm” sayısını edinebilirsiniz.)

Önceki Konu:
Sonraki Konu:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


9 − dört =

sarısoy nakliyatmedya haberlerimedya haberleriistanbul beyaz eşya servisibakırköy playstation cafeklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumrekadıköy ikinci el eşyaumreaçık parfüm