Elinizdeki eserde yer alan yazılar bir yürüyüşün izleridir.
Bu yazılarda çocuk edebiyatı, çocuğu oyalama sanatına indirgenmez. Saracoğlu çocuk kitabını yalnızca küçüklerin önüne tutulmuş sevimli bir lamba olarak değil; yetişkinlerin kirli, gürültülü, aceleci dünyasına tutulmuş ahlaki bir ayna olarak okur. Bir büyükanne yokluğundan modern hayatın çocuğa bıraktığı şefkat açığına geçer. Masalı, ulusların birbirine kapandığı değil, birbirine açıldığı kadim bir geçit sayar. Bir fareden insanın kibrini, bir gölgeden hayal gücünün nesnelliğe attığı çelmenin tadını, bir çocuğun okul macerasından ötekileştirmenin gündelik ve sinsi yüzünü, bir kediden insanın haddini bilme ihtiyacını çıkarır. Bir resimli kitapta yetişkinlerin çoğu zaman unuttuğu görme biçimlerini yakalar. Çocuk kitabı dediğimiz şeyin, doğru bakıldığında, memleket, ahlak, sınıf, inanç, aile, ölüm, yoksulluk, doğa ve dil hakkında konuşmanın en zarif yollarından biri olduğunu hatırlatır.
Bu nedenle elinizdeki kitaptaki yazılar, “şu kitap iyidir, bu kitap zayıftır” hükümlerinden ibaret değildir. Saracoğlu iyi çocuk edebiyatının çocuğa yukarıdan talimat veren değil, çocuğun aklına uyup yetişkini yerinden eden bir tarafı olması gerektiğini düşünür. Masalı, resmi, çeviriyi, karakteri, pedagojiyi ve mizahı aynı ciddiyetle tartar.