Sunuş (57)

Değerli okuyucularımız.

“Hayatın her alanında yaşanan kaos ve havalarla paralellik arz eden ilişkilerdeki soğukluk, Müslümanlara beraber hareket edebilme yetisini kaybettirdi. Neyde ve nasıl beraber hareket edilmeliydi? İlk olarak bizi biz olmaktan çıkaracak olan, her seferinde değerlerimizi alan ve bir takım teologlar tarafından organize edilen süreçte beraber olmak. Buda ancak düşüncelerin sağlıklı bir metoda bağlanmasıyla mümkün olacaktır. Söylediğimiz re-organizeler sağlıklı düşüncenin önündeki en büyük engellerdendir. Ve bu engeller mutlak surette aşılmalıdır. Ki sağlıklı düşünmeyen insan, toplumu her yönden kirletecektir. İçerisinde bulunulan kirlenmenin sebebi de budur.

Bu gün sol seküler söylem sahiplerinin dile getirdikleri “Allah acaba Müslümanları terk mi etti ki, yapılan bunca baskılara karşın yardım etmiyor?” gibi çıkışlar Allah’ın sünnetini bilmemenin uzantılarıdır. Bunun sebebi de Müslümanların edilgen duruş”larıdır. Ama şunu da bilmeliyiz ki, ye’s ve üzüntüye kapılmadan mücadeleyle devam edecek olan bir hayat tüm olumsuzlukları bertaraf edecektir. Yapılması gerekli olan hiçbir zaman aşağılık psikolojisine meydan vermeyip bunun sebeplerini ortadan kaldırarak ilahi söylemi anlamaya çalışmaktır. “Onların bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardır.”

Kur’an’dan ve aynı zamanda bir devlet adamı olan Peygamberden öğrenilmeyen bir İslam, hak ile batılı birbirine karıştıran, hurafeci; statükocu, uzlaşmacı silik şahsiyetler oluşturacaktır. Tabii ki şu söylediklerimiz şerrini elimizle ve dilimizle doğrultamadıklarımız tarafından kavgacılığın ifadesidir. Kavgaya değil fikirsel mücadeleye, meydanlara değil kitapların dünyasına çağırıyoruz. Müslümanlar böyle bozulmak istenen değerlerine; fikirsel platformda dingin, haklarını savunabilecek, diplomasız diplomatlarını yetiştirebilecek Illıch’in dediği gibi “isimsiz Üniversite”lerle direnebilir, Sorumluluk duygusuyla yenilenebilirler. Bir batılının dediği gibi, “kendimdeki’ sorumluluğun sınırları olduğuna hiç bir şekilde inanmıyorum. Tekrarlıyorum, ben kendim asla ve asla Öteki’ne karşı sorumluluktan feragat edemem.” Bu ay konuğumuz olan Merkez eski valisi “Recep Yazıcıoğlu” da buna sıkça vurgu yapıyor ve yönetime katılım sorumluluğu getirir ve maalesef ki toplum olarak bu bizde sadece bir haslettir. Rabbimiz kendi rızası uğruna sorumluluk duyanları müjdeliyor Muhammed Suresi on beşinci ayetiyle Bu ay ki kapak kompozisyonumuz ve röportajlarımızıda “uzlaşma”ya ayırdık. Müslümanları sistemle entegre eden “liberal sol” söylemin yanında bir de bunun diğer sac ayağı kılınan “Abant Konsil”ini Burhan Kavuncu ve Ahmet Taşgetiren’e sorduk. Burhan Kavuncu “Dünya üzerinde Allah’a iman etmiş Müslümanlar var olduğu sürece, iman ve küfür arasındaki çelişki/zıddiyet, ve bunun tek çözümü olan düşmanlık ve savaş devam edecektir.” diyor ve ekliyor: “Uzlaşma, ilahi değerler ile şeytani vesveseler arasındaki çelişkinin ortadan kalkabileceğini düşünmektir.” Evet bu çelişki hiçbir zaman ortadan kalkmamıştır/kalkmayacaktır. O kadar büyük masraflar arkasında yapılan “entelektüel” söylemlere rağmen. Yasemin Şüheda’nın konu başlığında ifade ettiği gibi “Kimliğinizin Rengi’ni belli etmediğiniz takdirde “hoş görü” altında böyle bir sorumluluğunuz yok iken Allah’in razı olmayacağı işlerle meşgul olursunuz. Ve içeri girdiklerinde sizi karanlıklara mahkum edenlerin verdikleri “Sun’i Karanlıklara” fit olursunuz. Bu Sun’i aydınlık kendi değerlerinizi keşfedemediğinizdendir. Onlardaki güzellikten değil, “Uyku” evet. Gaflet uykusu ve hayatı rehavete mahkum eden beden uykusu. Semra Kürün’de bu ay “Uyku” yazısıyla sizlerle.

“Aslında her “uzlaşma” arayışlarının temelinde art niyet olduğunu söyleyemeyiz. Fakat niyetleri art olanlarla oluşturulacak birliktelikler kimlikleri yok eden sonuçlar doğuracaktır, Ömer Hotar’da “İyi Niyet”‘başlıklı yazısında bu konuyu işliyor. Bu kimliksizleşme tehlikesine karşı alınacak olan tavrada Fatih Özyılmaz değiniyor ve tüm engellemelere karşı koymayı, hiç durmamacasına koşmayı “Andolsun Koştukça koşanlara” başlıklı yazıda okuyacaksınız. “İzin-İntegrasyon-Asimilasyon” başlıklı yazının sonundaki ifadelerle sizleri dergimizle baş başa bırakıyoruz. ” Siz siz olun farklılıktan çekinmeyin, utanmayın, yalnız hayasızlıktan, komplekslerden ve kendi benliğini kaybetmekten korunun. Ve de ehlinizi koruyun. Ta ki böylece iki cihan saadetine nail olabilesiniz.”

Selam ve dua ile…

İçinde bulunduğumuz ayda ihya edeceğimiz. Ramazan ayının tüm okurlarımıza hayırlar getirmesini temenni ediyoruz.