Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Bir gün dalıp gitsem diyorum henüz erişemediğim topraklarıma. Belli belirsiz düşler içinde hep o aynı başlangıca. Öze. Hakikatin sıradanlığına. Her zaman yaptığım gibi huzursuz bir anımda anneme söylendim uzun uzun ve dediğim dedik bir dik kafalılıkla. Hadi anne gidelim, gidelim dedim feveran ederek. Topraktan kopmuş ne kadar yer varsa terk edelim ve bir kurtuluş meşalesinin öncüsü olalım bu diyarlarda. Bu düşünüş her vakit içimdeki acıyı kılcal damarlarımdan ağır ağır türlü yerlerime yayıp durur ve acının türlü şekillerini keşfettirirdi.
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Şiir
vaziyet
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
elinde eksik tarif
önünde müşkül bir yol
kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
geldiğin gibi olmuyorsun hiç
senden değil bu elbet
rahat ol
şamar oğlanı zaman
çizgilerden dalgaya yol alışında cezbe
hani bentlere damarlı bileklerle tokmak
deyişindeki o ergenlik
kükreyen suskunluk
senin suçun yok bunda
her şeyi yapan ahir zaman
çağa fısıldamak için
mirasınla meydandasın işte
ilanlarda yazan eşsiz düello
şakırdayan sahte madalyalar
kalakalmışsın orta yerde
şahadet parmağında çatlak
diyorsun çıksa şimdi bir hamza
okusa bilal bir ezan
ilmin kapısı zaten ali
çözülse bütün düğümler
bir rahat etse Allah’tan
şu ölü toprağı serpilenler
olmaz büründüğün yabancı esvap
ağzını tıkayan ferman
böyle kiralık düşlerle
sabah akşam içtihad kapısı önünde
deyip durduğumuz değil mi sen söyle
açıl susam açıl
çağın haramisi misin
nerede toprağını depreştiren
can suyu akıtacak gözler
ekinleri göğerten dalları yeşerten
o hikâyeler ki sonu güzel biten
kahramanı filan değilsin sen
gerçek dosta acı söze merhaba
çok uzaklarda umut için bismillah
adanmışlara söz değmez
en hasından şiir yetmez
lakin neylesin şiir
say meramı vaziyet namına
İlgili Yazılar
Küçürek Öyküler
Tekasür
– Bu kabristan çok büyümüş.
– Say say bitmiyor, sorma…
Sen Değerlerini Korursan Değerlerin de Seni Korur
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Vatandan Uzakta
Bir gün dalıp gitsem diyorum henüz erişemediğim topraklarıma. Belli belirsiz düşler içinde hep o aynı başlangıca. Öze. Hakikatin sıradanlığına. Her zaman yaptığım gibi huzursuz bir anımda anneme söylendim uzun uzun ve dediğim dedik bir dik kafalılıkla. Hadi anne gidelim, gidelim dedim feveran ederek. Topraktan kopmuş ne kadar yer varsa terk edelim ve bir kurtuluş meşalesinin öncüsü olalım bu diyarlarda. Bu düşünüş her vakit içimdeki acıyı kılcal damarlarımdan ağır ağır türlü yerlerime yayıp durur ve acının türlü şekillerini keşfettirirdi.
Hiç Haksız Olur Mu Çocuklar?
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da
Bir Çocuğun Karakutusu Olarak Oyuncak ve Dünyanın Türlü Türlü Halleri
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.