193. Sayı Kitap Seçkisi

postkolonyaliz
ORTADOĞU VE POSTKOLONYALİZM - ALİ BALCI – PINAR YAYINLARI

“Kavrama ilişkin ilk tartışma, postkolonyal teriminin zamansal olarak sömürge sonrası dönemi anlatmak için mi, yoksa sömürge döneminin başka şekillerde hala devam ettiğini göstermek için mi kullanılacağı noktasındadır. İkinci görüşü savunanlar daha çok klasik Marksist geleneğe yakındırlar ve postkolonyal ifadesini emperyalizm, yeni sömürgecilik ve üçüncü dünya gibi kavramlarla eşanlamlı olarak kullanırlar. Bu iki görüşü birleştirenler de üçüncü dünya ülkelerinin bağımsızlığı ile birlikte sömürgeci ilişkinin sona ermediğini, fakat birçok yeni ilişki biçiminin sömürge sonrası dönemde ortaya çıktığını savunmaktadır. Kavrama ilişkin ikinci önemli tartışma da kimlerin ya da hangi coğrafyanın postkolonyal olarak adlandırılacağı konusudur. Şayet sömürge geçmişe sahip olmak bugün için postkolonyal olarak adlandırılma noktasında yeterli ise, bu durumda ABD ve Avustralya gibi ülkeler bu kategori içinde mi değerlendirilecektir? Yoksa bugün hala belli ölçüde sömürge geçmişin etkilerini üzerinde taşıyan ve Avrupa-merkezci dünyanın dışında kalan ülkeler mi postkolonyal olarak adlandırılacaktır?”

Uluslararası ilişkiler doçenti Ali Balcı son kitabında postkolonyal teori ile hegemonik emperyalizmin bir taraftan Batı-dışı dünyaya silahlı gücüyle musallat olmasını diğer taraftan bu kontrolünü insan hakları, kadının özgürlüğü, ekonomik gelişme ve demokrasi gibi söylemler üzerinden normalleştirmesini ve bu kontrole insani bir yüz giydirmesini ilişkilendiriyor. Yazar bir bütün olarak değerlendirdiği Batı’nın Türkiye ve Müslüman coğrafyaya karşı ikiyüzlülüğünü birçok güncel örnek ile gözler önüne seriyor. Ancak bu ikiyüzlü tutuma bir çözüm önerisinde bulunmadığı gibi kanaatimizce Türkiye’nin aktüel dış politikasına da abartılı bir anlam ve tarafgirlik ile yaklaşıyor. Yurtdışında ki Kürt lobisi ve oryantalizm gibi konulara da çok yer verilen kitapta teorik nitelik pratik örneklendirmeden daha doyurucu bir vaziyette.

dekalog 1
DEKALOG, Kemalist İlahiyat İçin Bir İlmihal - OSMAN ÖZARSLAN – AÇILIM KİTAP

“Benim burada yapmayı deneyeceğim bir başka şey; tipik bir resmi ideoloji eleştirisi yapıp, M. Kemal’in yaptıklarının, söylediklerine aslında ne kadar da ters düştüğünü göstererek onun pragmatist siyasetini ifşa etmeye çalışmak olmayacak. Bunun yerine; bazı kavramları tarihselleştirip(aydınlanma, bilim, sekülerlik, ulus vb.) aslında, onun söylediklerinin, yaptıklarıyla kendi ideolojik çizgisi içerisinde ne denli büyük bir tutarlılık taşıdığını ve kavramların içeriğinin bu ideolojik çizginin, felsefi-politik atıflarıyla nasıl da dopdolu olduğunu göstermek suretiyle, bu epistemolojiyi olumsuzlamaya çalışmak olacak. Böylelikle, bir yandan, Kemalizmin üzerinde iş yaptığı veri tabanının ve ideolojik ara yüzlerinin ne kadar tutarlı olduğunu; öte yandan da biz komünistler için de çok işlevselmiş gibi görünen bu kavramların ve kategorilerin, bizim için taşıdığı potansiyelin limitlerini belirtmeye çalışacağım.”

Modern siyasetin ve Kemalizmin kendisini inşa ettiği alan olan pozitivist siyasetin, bilimsellik söyleminin mutlak doğruluklar evreninin, ne tür bir metafizik kozmoloji olduğunu ve burada kastedilen bilimselliğin de aslında ne tür bir ilahiyat olduğunu tanımlamaya çalışan yazar kitabının ismini de ‘Dekalog’ yani ‘on emir’ koymuştur. Bir modernizm projesi olarak adlandırdığı Kemalizm’in neden ve nasıl bir din olduğunu derinlemesine bir inceleme ile sunuyor. Yazara göre M. Kemal bizim gibi sıradan bir insan, korkuları ve aşkları olan bir fani değil aynı zamanda bu devletin ve ulusun tanrısal idolü ve suretidir. Bu cihetle yalnızca M. Kemal değil onun kaburga kemiğinden yaratılan ulus da fanileştirilemez. Türkiye Cumhuriyeti aslında diğer pek çok Aydınlanma projesi gibi, kabaca söylersek, siyasi açıdan Roma İmparatorluğu’nu felsefi ve kültürel açıdan ise Antik-Yunan’ı kendisine örnek almıştır. M. Kemal ve CHP, ‘yeni’ Türkiye Cumhuriyeti’ni ve onun ideolojisini, devlet ediş şeklini kurumsallaştırırken ‘eski’ Roma’da çok şey bulmuştur. Ayrıca kitaptaki Modernite ve kemalizme angaje sol eleştirileri de çok güçlü.

 

korsanlar-ve-imparatorlar-eskiler-ve-yeniler564260db334aaebdcfad3e5d25e6900c
KORSANLAR VE İMPARATORLAR: ESKİLER VE YENİLER - NOAM CHOMSKY - AYRINTI YAYINLARI

“Kolombiya 1999 yılında, giderek tırmanan vahşetin neticesi olarak dünya genelinde (gediklilerden İsrail ve Mısır hariç tutulmak üzere)ABD’den en fazla askeri yardım alan ülkeler arasında Türkiye’yi geride bırakarak ilk sıraya yükseldi. Stratejik olarak konumlandırılmış bir müttefik olan Türkiye, 1940’lardan beri ABD’den hatırı sayılır bir askeri destek ve eğitim alıyordu; fakat devletin 1980’lerin ortasında feci şekilde ezilen Kürt nüfusunu hedef alarak başlattığı ayaklanma-karşıtı kampanya boyunca, ABD’den aldığı destekte keskin bir artış yaşandı. Devletin başlattığı terör operasyonları 1990’larda giderek tırmanarak bu kanlı on yılın vahşi zulümlerinden birine dönüştü. Korkunç bir işkence ve tarifsiz bir barbarlıkla hayata geçirilen bu operasyonlar nedeniyle, kırsalda yaşayan milyonlarca insan evini terk etmek zorunda kalırken, on binlercesi de öldürüldü. Şu an geriye kalan nüfus ise en temel haklarından bile mahrum oldukları fiili bir zindana hapsedilmiş durumda. Devlet terörünün tırmanmasıyla birlikte, ABD’nin bu suçlara verdiği destek de arttı.”

Noam Chomsky son kitabında ‘terör’ kavramını, bu kavramın bütün algılanışlarını ve bütün tazammumlarını temelinden sarsacak bir bakış açısı ile sunuyor. Chomsky’ye göre terörizm kavramı on sekizinci yüzyılın sonunda hükümetlerin halkın itaatini teminat altına almak için tasarlanmış şiddet içeren eylemlerine referansla kullanılmaya başlanmasına rağmen bireylerin veya grupların başvurduğu perakende terörizmi anlatmak için kullanılmaya başlanmıştır. Ve düşman devletler için hala kullanılmaktadır. Yazar ABD’nin uluslararası arenada ki sonsuz ayrıcalıklı durumunu anlatmak için Aziz Augustinus’un korsanlar ve imparatorlar hikâyesinde olduğu gibi, ‘büyük bir donanmayla dünyaya korku salması’ ve bu nedenle/avantajla bir hırsız yahut korsan değil de imparator olması benzetmesini kullanmaktadır. Kitapta ABD’nin yakın tarihten pek çok küresel jandarmalık örneğinin yanı sıra İsrail ile terörizm ittifakına dair de birçok ayrıntı gözler önüne seriliyor.

 

edebiyat ne söyler
EDEBİYAT NE SÖYLER - CEMAL ŞAKAR – İZ YAYINCILIK

“Bugün biz modernler de giderek edebiyatı andığımız türden bir liberalleşmeyle birlikte değerlendirmeye başladık. Estetik ölçütler belliydi: Ne anlatıldığının bir önemi yoktu; neye göre sorusu batıldı; eser kendine yeter bir dünya kurardı ve ancak bu dünyanın argümanlarıyla eleştirilebilirdi; kötülük güzelce anlatılabilirdi; edebiyat işlevsel olmak zorunda değildi; yararlılık gütmek faydasızdı, hatta zararlı bile olabilirdi; değerlere bağlanmak güdümlü olmak demekti, aslolan güdümsüzlüktü… Modern edebiyatın estetik algısını çoğaltmanın bir anlamı yok. Aslında soru basit: Değerlere söven bir eser güzel midir? Adam küfrediyor, ama ne güzel küfrediyor diyebilir miyiz? Küfreden birinin ağzından bal damlar mı? Gerçeği örtmüş birinden, gerçekliğe dair bir şeyleri umut edebilir miyiz? Karanlıklar içinde kalmış birinden, aydınlık beklenir mi? şahsen ben beklemem, beklemiyorum da.”

Öykünün büyük üstadı Cemal Şakar edebiyat ile ilgili düşüncelerini ve edebi düşüncelerini bu deneme kitabı ile aktarıyor. Cemal Şakar, modern ve post-modern insanlık durumlarının dünyaya, edebiyata ve genel anlamıyla sanata etkilerini inceliyor. Edebiyatın gelenekten kopmasını sert bir dille eleştiriyor. Şakar’a göre iyi ve kötü, sanat eserlerinin de değerlendirilmesi için kullanılması gereken birer değerdir. Yazara göre sanatçının yapıtı ile yaratıcının düzeni ve yarattıkları arasında ki zorunlu uyumu insanlık halinde ki modernlik ve post-modernlik yok etmiştir. Yazar modern edebiyatın bireyci yönünü ve bunun yerel edebiyatçılara etkisini eleştiriyor. Kitap; sanat ve estetik, organik entelektüel, sanal medeniyet, Baudelaire ve modern kent, melez edebiyat, naif edebiyat gibi konularda önemli eleştirileri de içeriyor. Kitabın en ilginç eleştirilerinden biri de; Türkiye’deki cemaatlerin sanata karşı olan derin ve bir türlü kapanmayan soğuk mesafesi ile alakalı olanıydı.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir