Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler aracılığıyla kendine insan hayatında yer bulmakta. Şiddeti engellemek ve daha güvenli alanlar oluşturmak iddiasında bulunan gözetim toplumunun kendisi ne türden bir şiddet üretmekte? Varoluşsal Tehcir: Yeni Batı ve Dönüştürücü Şiddet isimli kitabın yazarı, Yer Değiller: Bir Üst Modernite Antropolojisine Giriş ve Aşırı İnsani Bir Virüs kitaplarının çevirmeni, aynı zamanda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olan Ömer Kemal Buhari ile insanın düşünce evrelerinden yaşam pratiklerine, gözetim aygıtlarından süreç içerisinde geçirmiş olduğu değişime, şiddetin mahiyetinden düşünce dünyamız ve günlük hayatımızdaki yansımalarına, birçok mağduriyet ve zulmün yaşandığı Covid-19 salgın süreci ve uygulanan denetim politikalarına değin önemli ve hayati konuları gündeme getirdiğimiz röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
İnsanın düşünme ve kültür/pratik üretme evreleri, biraz da modern süreç merkeze alınarak pre-modern, modern ve post-modern şeklinde tasnif ediliyor. İnsanlığın düşünce evrenini tarif etmek için yapılan bu tasnif açıklayıcı mıdır? Siz bu tasnifi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
Kavramlar, tarihsel süreç içinde yüklendiği anlamlar ile birlikte günümüze kadar gelmektedirler. Kavramların bugün taşıdığı anlamı kavrayabilmek için tarihsel süreç içinde geçirmiş oldukları değişim ve dönüşüme de bakmak gerekmektedir.
Yönünü ve ufkunu hakikate dönmüş; kendini O’na teslim etmiş insanın tahtından olup, yalnız ve savunmasız kaldığı; hakikat, anlam ve değerin yegâne belirleyeni gibi görülmek istendiği, hakikatin vakıa karşısında hesaba çekildiği(!) çağa erdik. Aşina değiliz bu hâle. Kasım Küçükalp ile ‘İktidar’ı, felsefi, erdem ve hakikat boyutuyla konuştuk.
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Röportaj: Sercan Ünğan
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler aracılığıyla kendine insan hayatında yer bulmakta. Şiddeti engellemek ve daha güvenli alanlar oluşturmak iddiasında bulunan gözetim toplumunun kendisi ne türden bir şiddet üretmekte? Varoluşsal Tehcir: Yeni Batı ve Dönüştürücü Şiddet isimli kitabın yazarı, Yer Değiller: Bir Üst Modernite Antropolojisine Giriş ve Aşırı İnsani Bir Virüs kitaplarının çevirmeni, aynı zamanda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olan Ömer Kemal Buhari ile insanın düşünce evrelerinden yaşam pratiklerine, gözetim aygıtlarından süreç içerisinde geçirmiş olduğu değişime, şiddetin mahiyetinden düşünce dünyamız ve günlük hayatımızdaki yansımalarına, birçok mağduriyet ve zulmün yaşandığı Covid-19 salgın süreci ve uygulanan denetim politikalarına değin önemli ve hayati konuları gündeme getirdiğimiz röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
İnsanın düşünme ve kültür/pratik üretme evreleri, biraz da modern süreç merkeze alınarak pre-modern, modern ve post-modern şeklinde tasnif ediliyor. İnsanlığın düşünce evrenini tarif etmek için yapılan bu tasnif açıklayıcı mıdır? Siz bu tasnifi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Filistin Üzerine; Ameli Boyutu Olmayan Siyaset
Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden
Devletin Ne’liği Üzerine
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
Felsefî Bağlamda Adalet Kavramı ve Yansımaları Üzerine
Kavramlar, tarihsel süreç içinde yüklendiği anlamlar ile birlikte günümüze kadar gelmektedirler. Kavramların bugün taşıdığı anlamı kavrayabilmek için tarihsel süreç içinde geçirmiş oldukları değişim ve dönüşüme de bakmak gerekmektedir.
İktidar ve Erdem Üzerine
Yönünü ve ufkunu hakikate dönmüş; kendini O’na teslim etmiş insanın tahtından olup, yalnız ve savunmasız kaldığı; hakikat, anlam ve değerin yegâne belirleyeni gibi görülmek istendiği, hakikatin vakıa karşısında hesaba çekildiği(!) çağa erdik. Aşina değiliz bu hâle. Kasım Küçükalp ile ‘İktidar’ı, felsefi, erdem ve hakikat boyutuyla konuştuk.
Mahalle, Değişen Mahalleler Ve Toplumsal Yapı Üzerine
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Alışverişe devam et