Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler aracılığıyla kendine insan hayatında yer bulmakta. Şiddeti engellemek ve daha güvenli alanlar oluşturmak iddiasında bulunan gözetim toplumunun kendisi ne türden bir şiddet üretmekte? Varoluşsal Tehcir: Yeni Batı ve Dönüştürücü Şiddet isimli kitabın yazarı, Yer Değiller: Bir Üst Modernite Antropolojisine Giriş ve Aşırı İnsani Bir Virüs kitaplarının çevirmeni, aynı zamanda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olan Ömer Kemal Buhari ile insanın düşünce evrelerinden yaşam pratiklerine, gözetim aygıtlarından süreç içerisinde geçirmiş olduğu değişime, şiddetin mahiyetinden düşünce dünyamız ve günlük hayatımızdaki yansımalarına, birçok mağduriyet ve zulmün yaşandığı Covid-19 salgın süreci ve uygulanan denetim politikalarına değin önemli ve hayati konuları gündeme getirdiğimiz röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
İnsanın düşünme ve kültür/pratik üretme evreleri, biraz da modern süreç merkeze alınarak pre-modern, modern ve post-modern şeklinde tasnif ediliyor. İnsanlığın düşünce evrenini tarif etmek için yapılan bu tasnif açıklayıcı mıdır? Siz bu tasnifi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için.
Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler aracılığıyla kendine insan hayatında yer bulmakta. Şiddeti engellemek ve daha güvenli alanlar oluşturmak iddiasında bulunan gözetim toplumunun kendisi ne türden bir şiddet üretmekte? Varoluşsal Tehcir: Yeni Batı ve Dönüştürücü Şiddet isimli kitabın yazarı, Yer Değiller: Bir Üst Modernite Antropolojisine Giriş ve Aşırı İnsani Bir Virüs kitaplarının çevirmeni, aynı zamanda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olan Ömer Kemal Buhari ile insanın düşünce evrelerinden yaşam pratiklerine, gözetim aygıtlarından süreç içerisinde geçirmiş olduğu değişime, şiddetin mahiyetinden düşünce dünyamız ve günlük hayatımızdaki yansımalarına, birçok mağduriyet ve zulmün yaşandığı Covid-19 salgın süreci ve uygulanan denetim politikalarına değin önemli ve hayati konuları gündeme getirdiğimiz röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
İnsanın düşünme ve kültür/pratik üretme evreleri, biraz da modern süreç merkeze alınarak pre-modern, modern ve post-modern şeklinde tasnif ediliyor. İnsanlığın düşünce evrenini tarif etmek için yapılan bu tasnif açıklayıcı mıdır? Siz bu tasnifi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
204. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İktidarın Soykütükleri
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Dilin, Zihnin ve Ufkun Daralması Meselesi Üzerine
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Müzik ve Müzik Sosyolojisi Üzerine
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için.
Filistin Üzerine; Ameli Boyutu Olmayan Siyaset
Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden
Şehir ve Köy Ayrımı Üzerine
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Alışverişe devam et