Bazı yönetmenlerin film yapma arzusu çok öncelere dayanır. Gökyüzü Kadar Kırmızı filminin yönetmeni Bortone’un ileride müzikle ilgili bir film yapmak istemesi ve 2004 Fransız yapımı “Koro” (Les Choristes) filminin yönetmeni Christophe Barratier’in küçük yaştan itibaren müziğe olan sevdasından ötürü müzikle alâkalı bir film yapmak istemesi buna örnek gösterilebilir. Yönetmenlerin birçoğu kendi hissettiklerini, yaşadıklarını belgelemek, hatıralarını görselliğe dökmek amacı içinde olabiliyorlar.1945 tarihli Fransız filmi “Bülbül Yuvası”nın yeniden çevrimi Koro, öğretmen ve öğrenci ilişkisinde müziğin önemine vurgu yapan bir filmdir. Koro’daki hikâyenin odağındaki Mathieu, Türkçe adı “Yerin Dibi Yatılı Yetimhane Okulu” şeklinde tercüme edebileceğimiz (Fond de l’Etang Internat Orphelinat) mekâna müzik öğretmeni olarak çalışmak için gelir. Mathieu’nun şarkı söylemeyi öğrettiği yatılı okulda, öğrencilerin zihinlerini açmak için kararlılık gösterdiği, yetimhanedeki çocukları terbiye etmek...
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?
Düşlenen diyarlar ya da lanetlenen diyarlar; rüyalarımıza sinen cennet ya da kabuslarımızı yönlendiren cehennem! Ütopyaların ve distopyaların edebiyat içinde önemli bir yeri var. İçinde olduğumuz normdan, vasattan taşmak, onu kıyasıya eleştirmek için göz kamaştırıcı bir fırsattı bunlar.
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” (Şuara, 84) İnsan sosyal bir varlık, kendi başına yaşayamaz, ihtiyacı olan şeyleri kendi başına karşılayamaz. Mutlaka başka insanlarla birlikte yaşaması, onlarla bir şekilde iletişime girmesi gerekir. Eğer insan başka kimselerle iletişime geçmiyorsa normal/tabii olmayan bir durum söz konusudur. İlk temasımız ailemizle olur, mecburi bir ilişkidir bu. Anne, baba, …
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir.
Sorunlu Olan Öğrenciler Mi Yoksa Onların Yetiştirilme Biçimleri Mi? Bir Eğitim Metodu Olarak Koro’dan Sesler
Bazı yönetmenlerin film yapma arzusu çok öncelere dayanır. Gökyüzü Kadar Kırmızı filminin yönetmeni Bortone’un ileride müzikle ilgili bir film yapmak istemesi ve 2004 Fransız yapımı “Koro” (Les Choristes) filminin yönetmeni Christophe Barratier’in küçük yaştan itibaren müziğe olan sevdasından ötürü müzikle alâkalı bir film yapmak istemesi buna örnek gösterilebilir. Yönetmenlerin birçoğu kendi hissettiklerini, yaşadıklarını belgelemek, hatıralarını görselliğe dökmek amacı içinde olabiliyorlar.1945 tarihli Fransız filmi “Bülbül Yuvası”nın yeniden çevrimi Koro, öğretmen ve öğrenci ilişkisinde müziğin önemine vurgu yapan bir filmdir. Koro’daki hikâyenin odağındaki Mathieu, Türkçe adı “Yerin Dibi Yatılı Yetimhane Okulu” şeklinde tercüme edebileceğimiz (Fond de l’Etang Internat Orphelinat) mekâna müzik öğretmeni olarak çalışmak için gelir. Mathieu’nun şarkı söylemeyi öğrettiği yatılı okulda, öğrencilerin zihinlerini açmak için kararlılık gösterdiği, yetimhanedeki çocukları terbiye etmek...
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Anlam Dolu Hayatın Harika Anları: Jacominus’nün Hayırlı Ömrü
Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?
Su İçinde Susuzluk: Aklına Tekme Atan İnsan
Düşlenen diyarlar ya da lanetlenen diyarlar; rüyalarımıza sinen cennet ya da kabuslarımızı yönlendiren cehennem! Ütopyaların ve distopyaların edebiyat içinde önemli bir yeri var. İçinde olduğumuz normdan, vasattan taşmak, onu kıyasıya eleştirmek için göz kamaştırıcı bir fırsattı bunlar.
Asil İlişkiler
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” (Şuara, 84) İnsan sosyal bir varlık, kendi başına yaşayamaz, ihtiyacı olan şeyleri kendi başına karşılayamaz. Mutlaka başka insanlarla birlikte yaşaması, onlarla bir şekilde iletişime girmesi gerekir. Eğer insan başka kimselerle iletişime geçmiyorsa normal/tabii olmayan bir durum söz konusudur. İlk temasımız ailemizle olur, mecburi bir ilişkidir bu. Anne, baba, …
Hayalin Şirin Tadı ya da Şehirden Kaçmanın Reçetesi
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir.
Övdüklerimizden Ne Kaldı?
Masal dinlerdik, dededen, büyükanneden, kıssadan hisse çıkarmaya; “bir varmış bir yokmuş” sevdasına aşılanırdık fark etmeden. Şimdilerde subliminal mesajlarla nitelendirilen, akla ayar verme kavramını gayri ihtiyari büyüklerimiz de tecrübe etmişlerdi.