Yabancı, toplumsal bir tip olarak farklı ilişki biçimleri üreten ve farklı toplumsal kategorilerde somutlaşan bir kavramdır. Olumlu ve olumsuz ilişki biçimi üreten yabancı, kimi zaman tüccarda olumlu bir ilişki biçimi üretirken, kimi zaman ise göçmende olumsuz ilişki biçimi üretmiştir. Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise kitlesel göçler ile birlikte yabancı, olumsuz ilişki biçimi üreterek göçmende somutlanmıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal durum içerisinde bu olumsuz ilişki biçimin aldığı hali zenofobi olarak tanımlayabiliriz. Zenofobi, neredeyse yerli ve yabancı ilişkisinin tek çıktısı haline gelerek bu ilişkiyi gergin bir zemine taşımıştır. Yabancılara yönelik bu yoğun olumsuz duygulanım etik ve politik açıdan yabancıları ahlaki sorumluluk alanından çıkarmakta ve birçok insan hakkı ihlaline neden olmaktadır. Medya ve politikacıların uygulamaları ile körüklenen zenofobi yabancı ile baş etme stratejisi haline...
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel …
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
İnsanların bir arada anlamlı yaşamalarını mümkün kılan önemli zeminlerden birisi olarak hukuk, geçmişten günümüze çok farklı tehditlerle karşı karşıya kaldı.
Yabancılarla Dolu Bir Dünyada Zenofobi ve Birlikte Yaşamının İmkânı Üzerine
Yabancı, toplumsal bir tip olarak farklı ilişki biçimleri üreten ve farklı toplumsal kategorilerde somutlaşan bir kavramdır. Olumlu ve olumsuz ilişki biçimi üreten yabancı, kimi zaman tüccarda olumlu bir ilişki biçimi üretirken, kimi zaman ise göçmende olumsuz ilişki biçimi üretmiştir. Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise kitlesel göçler ile birlikte yabancı, olumsuz ilişki biçimi üreterek göçmende somutlanmıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal durum içerisinde bu olumsuz ilişki biçimin aldığı hali zenofobi olarak tanımlayabiliriz. Zenofobi, neredeyse yerli ve yabancı ilişkisinin tek çıktısı haline gelerek bu ilişkiyi gergin bir zemine taşımıştır. Yabancılara yönelik bu yoğun olumsuz duygulanım etik ve politik açıdan yabancıları ahlaki sorumluluk alanından çıkarmakta ve birçok insan hakkı ihlaline neden olmaktadır. Medya ve politikacıların uygulamaları ile körüklenen zenofobi yabancı ile baş etme stratejisi haline...
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Post-Neoliberalizmin Dijitalleşme ve Yapay Zekâlaşma Bağlamında Dindarlığa Etkisi
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel …
Gazze’nin Hatırlattıkları ve Gösterdikleri
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Pragmatizm Müslümana Uyar Mı
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
Tekno-Kapitalizm Çağında Hukuk Yasaya, Adalet Çıkara Nasıl Dönüştü?
İnsanların bir arada anlamlı yaşamalarını mümkün kılan önemli zeminlerden birisi olarak hukuk, geçmişten günümüze çok farklı tehditlerle karşı karşıya kaldı.