Yabancı, toplumsal bir tip olarak farklı ilişki biçimleri üreten ve farklı toplumsal kategorilerde somutlaşan bir kavramdır. Olumlu ve olumsuz ilişki biçimi üreten yabancı, kimi zaman tüccarda olumlu bir ilişki biçimi üretirken, kimi zaman ise göçmende olumsuz ilişki biçimi üretmiştir. Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise kitlesel göçler ile birlikte yabancı, olumsuz ilişki biçimi üreterek göçmende somutlanmıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal durum içerisinde bu olumsuz ilişki biçimin aldığı hali zenofobi olarak tanımlayabiliriz. Zenofobi, neredeyse yerli ve yabancı ilişkisinin tek çıktısı haline gelerek bu ilişkiyi gergin bir zemine taşımıştır. Yabancılara yönelik bu yoğun olumsuz duygulanım etik ve politik açıdan yabancıları ahlaki sorumluluk alanından çıkarmakta ve birçok insan hakkı ihlaline neden olmaktadır. Medya ve politikacıların uygulamaları ile körüklenen zenofobi yabancı ile baş etme stratejisi haline...
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
Bazı kavramların tümüyle, bir bölümünün ise kısmen tahrifata uğradığı, Kur’an’daki kullanılan anlam ve ilk dönemde üstlendiği fonksiyon ile günümüzdeki kullanımı arasında büyük bir kaymanın olduğu açıktır. Bir lisan içindeki kavramsal değişmelerin,
Yirmi birinci yüzyılda neoliberalizmin yalnızca ekonomik bir paradigma değil, aynı zamanda bireyin kimliğini, toplumsal ilişkilerini ve ahlâki yönelimlerini biçimlendiren kapsamlı bir kültürel sistem hâline geldiği yönündeki tartışmalar giderek güç kazanmaktadır.
“Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.”
Yabancılarla Dolu Bir Dünyada Zenofobi ve Birlikte Yaşamının İmkânı Üzerine
Yabancı, toplumsal bir tip olarak farklı ilişki biçimleri üreten ve farklı toplumsal kategorilerde somutlaşan bir kavramdır. Olumlu ve olumsuz ilişki biçimi üreten yabancı, kimi zaman tüccarda olumlu bir ilişki biçimi üretirken, kimi zaman ise göçmende olumsuz ilişki biçimi üretmiştir. Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise kitlesel göçler ile birlikte yabancı, olumsuz ilişki biçimi üreterek göçmende somutlanmıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal durum içerisinde bu olumsuz ilişki biçimin aldığı hali zenofobi olarak tanımlayabiliriz. Zenofobi, neredeyse yerli ve yabancı ilişkisinin tek çıktısı haline gelerek bu ilişkiyi gergin bir zemine taşımıştır. Yabancılara yönelik bu yoğun olumsuz duygulanım etik ve politik açıdan yabancıları ahlaki sorumluluk alanından çıkarmakta ve birçok insan hakkı ihlaline neden olmaktadır. Medya ve politikacıların uygulamaları ile körüklenen zenofobi yabancı ile baş etme stratejisi haline...
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kur’ân Güfte mi?
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
Hilm Ve Halim’in Semantiği
Bazı kavramların tümüyle, bir bölümünün ise kısmen tahrifata uğradığı, Kur’an’daki kullanılan anlam ve ilk dönemde üstlendiği fonksiyon ile günümüzdeki kullanımı arasında büyük bir kaymanın olduğu açıktır. Bir lisan içindeki kavramsal değişmelerin,
Kutsalın Teknolojik İnşası: Black Mirror’dan Yansıyan “İnsan”
Yirmi birinci yüzyılda neoliberalizmin yalnızca ekonomik bir paradigma değil, aynı zamanda bireyin kimliğini, toplumsal ilişkilerini ve ahlâki yönelimlerini biçimlendiren kapsamlı bir kültürel sistem hâline geldiği yönündeki tartışmalar giderek güç kazanmaktadır.
İnsanlar mı Şehirlerini Kaybetti Şehirler mi İnsanlarını
“Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.”