Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Giriş
Bu makalede kimlik kavramı felsefenin kimliği üzerinden ele alınmaya çalışılıyor. Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi. Bir şekilde modern dünyada kimlikler tüm gerçekliği ile karşımızda beliriverdi. Bunun yanı sıra değişik vesilelerle ve farklı isimlendirmelerle felsefe ile kimlik arasındaki ilişki de ele alındı. Bu makale felsefe ile kimlik veya felsefenin kimliğine dair meselelere dair bir önsöz olarak düşünüldü. Makalemizde öncelikle kimlik kavramına dair bazı soruşturmalarda bulunacağız. Hemen akabinde ise özellikle İslam bilim ve felsefe geleneğinde düşünce ile yurt, millet veya ulus arasındaki ilişkilere dair literatürde söz konusu olan bazı konular ele alınmıştır. İslam geleneğinde felsefe faaliyetinin Araplar, Farisiler veya Türkler ile ilişkilendirmesinin anlamı ve arka planına dair ifade edilenler, felsefenin merkezi olarak Maşrık mı yoksa Mağrib mi esas alınmalıdır gibi sorular etrafında gelişen tartışmalar ve İslam felsefe geleneğindeki filozofların kimlikleri ile felsefeleri arasındaki ilişkilere dair bazı soruşturmalar ele alınmıştır. Modern bir problem olarak karşımıza çıkan kimlik meselesinin değişik adlarla felsefe geleneğimizde de söz konusu olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır.
Bu yazının devamı
189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Hukukun bulunduğu yeri, ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlamak için cesur sorular sorulmalıdır. Verilecek cevaplar bizlere zarar verse dahi. Hukuk, adil bir düzen yaratmak için var ise, adalet acı da olsa talep edilebilmeli. Ancak geçen zamana bakıldığında; gücü elinde bulunduran erk, hukuku kontrol etmiş ve hukuk ile kendi menfaatleri çerçevesinde toplumu şekillendirmiştir.
Hüsamettin Yıldırım’ın İçtimai Matematik çalışması, pek çok açıdan hakikat bilgisine ulaşmanın yöntemlerini/yollarını inceler. Bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olmasını bir talihsizlik olarak nitelemenin yanı sıra eserin hakikat
Düşünceler, insanın yalıtılmış bir hal ve soyutlukla beraber edindiği kazanımlarmış gibi görünmektedir. Düşünen kişinin ise öylece durduğu ve düşünmekten öte bir adım atamadığı söylenmektedir. Aslında haksız değiller. Düşünme fiilinin kendisindeki o düşüş tonlaması hep bir insanın kendi içinde olan bir hali resmetmektedir.
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Giriş
Bu makalede kimlik kavramı felsefenin kimliği üzerinden ele alınmaya çalışılıyor. Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi. Bir şekilde modern dünyada kimlikler tüm gerçekliği ile karşımızda beliriverdi. Bunun yanı sıra değişik vesilelerle ve farklı isimlendirmelerle felsefe ile kimlik arasındaki ilişki de ele alındı. Bu makale felsefe ile kimlik veya felsefenin kimliğine dair meselelere dair bir önsöz olarak düşünüldü. Makalemizde öncelikle kimlik kavramına dair bazı soruşturmalarda bulunacağız. Hemen akabinde ise özellikle İslam bilim ve felsefe geleneğinde düşünce ile yurt, millet veya ulus arasındaki ilişkilere dair literatürde söz konusu olan bazı konular ele alınmıştır. İslam geleneğinde felsefe faaliyetinin Araplar, Farisiler veya Türkler ile ilişkilendirmesinin anlamı ve arka planına dair ifade edilenler, felsefenin merkezi olarak Maşrık mı yoksa Mağrib mi esas alınmalıdır gibi sorular etrafında gelişen tartışmalar ve İslam felsefe geleneğindeki filozofların kimlikleri ile felsefeleri arasındaki ilişkilere dair bazı soruşturmalar ele alınmıştır. Modern bir problem olarak karşımıza çıkan kimlik meselesinin değişik adlarla felsefe geleneğimizde de söz konusu olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Hukuk: Devletin Manipülatif Bir Aracı mı Yoksa Toplumsal Düzenin Temeli mi?
Hukukun bulunduğu yeri, ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlamak için cesur sorular sorulmalıdır. Verilecek cevaplar bizlere zarar verse dahi. Hukuk, adil bir düzen yaratmak için var ise, adalet acı da olsa talep edilebilmeli. Ancak geçen zamana bakıldığında; gücü elinde bulunduran erk, hukuku kontrol etmiş ve hukuk ile kendi menfaatleri çerçevesinde toplumu şekillendirmiştir.
İçtimai Matematik: Hakikati Tecrübe Etmenin İmkânsızlığı
Hüsamettin Yıldırım’ın İçtimai Matematik çalışması, pek çok açıdan hakikat bilgisine ulaşmanın yöntemlerini/yollarını inceler. Bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olmasını bir talihsizlik olarak nitelemenin yanı sıra eserin hakikat
Düşünmeyi Erdeme Kavuşturmak Üzerine Bazı Uslamlamalar
Düşünceler, insanın yalıtılmış bir hal ve soyutlukla beraber edindiği kazanımlarmış gibi görünmektedir. Düşünen kişinin ise öylece durduğu ve düşünmekten öte bir adım atamadığı söylenmektedir. Aslında haksız değiller. Düşünme fiilinin kendisindeki o düşüş tonlaması hep bir insanın kendi içinde olan bir hali resmetmektedir.
İslam Dinin’de Tevhid-Adalet İlişkisi
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.