Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Giriş
Bu makalede kimlik kavramı felsefenin kimliği üzerinden ele alınmaya çalışılıyor. Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi. Bir şekilde modern dünyada kimlikler tüm gerçekliği ile karşımızda beliriverdi. Bunun yanı sıra değişik vesilelerle ve farklı isimlendirmelerle felsefe ile kimlik arasındaki ilişki de ele alındı. Bu makale felsefe ile kimlik veya felsefenin kimliğine dair meselelere dair bir önsöz olarak düşünüldü. Makalemizde öncelikle kimlik kavramına dair bazı soruşturmalarda bulunacağız. Hemen akabinde ise özellikle İslam bilim ve felsefe geleneğinde düşünce ile yurt, millet veya ulus arasındaki ilişkilere dair literatürde söz konusu olan bazı konular ele alınmıştır. İslam geleneğinde felsefe faaliyetinin Araplar, Farisiler veya Türkler ile ilişkilendirmesinin anlamı ve arka planına dair ifade edilenler, felsefenin merkezi olarak Maşrık mı yoksa Mağrib mi esas alınmalıdır gibi sorular etrafında gelişen tartışmalar ve İslam felsefe geleneğindeki filozofların kimlikleri ile felsefeleri arasındaki ilişkilere dair bazı soruşturmalar ele alınmıştır. Modern bir problem olarak karşımıza çıkan kimlik meselesinin değişik adlarla felsefe geleneğimizde de söz konusu olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır.
Bir zamanlar sadece Web vardı… Bilgi temeli üzerine kurulan yapısının sınırları zorlanana kadar “insan bilişimi”, kısmen tedirgin edici de olsa genellikle iyimser yaklaşımlara ev sahipliği yapan geniş bir alandı. 2000/2001 yılında internet ekonomisi adı verilen balonun
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına
Oblomov, tembelliği bir türlü yenememiş, geçimini sağlamak için topraklarını satmak zorunda kalmıştır. Çalışmak gerektiğini, hayatın sürekli bir mücadele olduğunu düşünmüşse de bunu eyleme dökememiş ve sorumlulukları hep erteleme yoluna gitmiştir.
Enikonu ultra-modernist bir dünyada yaşıyoruz. Bazı ünlü sosyal tenkidçilerin elektro-faşist olarak tanımladıkları dağınık, derbeder bir dünyada. Bütün aşırılıkların aç iştahlara sunulduğu ve her toplumsal olgunun en uçlarda yaşandığı, çekingen, aceleci, bayağı ve yıkılgan bir dünyada. Bu dünya, esasen şuurlu bir yaşama iradesinin, yorulmadan ve çok ciddi
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Giriş
Bu makalede kimlik kavramı felsefenin kimliği üzerinden ele alınmaya çalışılıyor. Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi. Bir şekilde modern dünyada kimlikler tüm gerçekliği ile karşımızda beliriverdi. Bunun yanı sıra değişik vesilelerle ve farklı isimlendirmelerle felsefe ile kimlik arasındaki ilişki de ele alındı. Bu makale felsefe ile kimlik veya felsefenin kimliğine dair meselelere dair bir önsöz olarak düşünüldü. Makalemizde öncelikle kimlik kavramına dair bazı soruşturmalarda bulunacağız. Hemen akabinde ise özellikle İslam bilim ve felsefe geleneğinde düşünce ile yurt, millet veya ulus arasındaki ilişkilere dair literatürde söz konusu olan bazı konular ele alınmıştır. İslam geleneğinde felsefe faaliyetinin Araplar, Farisiler veya Türkler ile ilişkilendirmesinin anlamı ve arka planına dair ifade edilenler, felsefenin merkezi olarak Maşrık mı yoksa Mağrib mi esas alınmalıdır gibi sorular etrafında gelişen tartışmalar ve İslam felsefe geleneğindeki filozofların kimlikleri ile felsefeleri arasındaki ilişkilere dair bazı soruşturmalar ele alınmıştır. Modern bir problem olarak karşımıza çıkan kimlik meselesinin değişik adlarla felsefe geleneğimizde de söz konusu olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
189. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Sanrı Ve Zaaf Sarmalında E-İnsan
Bir zamanlar sadece Web vardı… Bilgi temeli üzerine kurulan yapısının sınırları zorlanana kadar “insan bilişimi”, kısmen tedirgin edici de olsa genellikle iyimser yaklaşımlara ev sahipliği yapan geniş bir alandı. 2000/2001 yılında internet ekonomisi adı verilen balonun
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Modern Devletin “Kim”liği: Bir İktidardan Fazlası
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına
Bir Toplumun Çöküşü Anlatılır Oblomov Üzerinden
Oblomov, tembelliği bir türlü yenememiş, geçimini sağlamak için topraklarını satmak zorunda kalmıştır. Çalışmak gerektiğini, hayatın sürekli bir mücadele olduğunu düşünmüşse de bunu eyleme dökememiş ve sorumlulukları hep erteleme yoluna gitmiştir.
Aldanmak Öldürür
Enikonu ultra-modernist bir dünyada yaşıyoruz. Bazı ünlü sosyal tenkidçilerin elektro-faşist olarak tanımladıkları dağınık, derbeder bir dünyada. Bütün aşırılıkların aç iştahlara sunulduğu ve her toplumsal olgunun en uçlarda yaşandığı, çekingen, aceleci, bayağı ve yıkılgan bir dünyada. Bu dünya, esasen şuurlu bir yaşama iradesinin, yorulmadan ve çok ciddi
Alışverişe devam et