Dördüncü ayetin tefsiri ve حمالة الحطب ifadesinin, Ebu Leheb’in karısının kıyamet günündeki halini açıklayan bir ifade oluşu hususundaki delillerinin serdedilmesi
Bilmelisin ki, Ebu Leheb’in eşinin odun taşıyan cariye suretinde, şiddetle parlayan bir ateşe atılacağını haber veren bu ayetten kasıt; onun dünyadayken odun taşıyor oluşu değildir. Böylesi bir yorum, ayetin içermiş olduğu anlama uzak; oldukça yanlış bir çıkarımdır. Bu gerçeğe işaret eden delilleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Birincisi:(حمالة) kelimesi mansub (fethalı) olarak okunur. Tüm Müslümanlar bu kıraat üzerine ittifak etmiştir. Allah, vaat ettiği üzere Kur’an’ı koruyacaktır. Korunmuş, mütevâtir kıraatten başkasına da itimat edilemez. Bununla birlikte, mânâda bir farklılığa yol açmadıkça kıraat âlimlerinin farklı okuyuş şekillerini de inkâr etmiyoruz. Onların bu okuyuş farklılıklarından maksatları, bununla muhataplarının anlayışlarına en yakın ve anlaşılır yorumu yapmaktı. Bu yüzden, bazıları kelimeyi; mansub haldeyken dalalet ettiği anlamın dışında bir mânâya gelmesi için merfû (ötreli) okumuştur. Ben bu kelimeyi, her iki okuyuş şekline gör
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor.
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Meşruiyet… Din, ideoloji, ahlâk, hukuk, gelenek gibi toplumun benimsemiş olduğu değerler sistemine uygunluk… Bir düşünce ya da eylemin bir ana ilkeden ya da nedenden hareket edilerek haklılığını ispat etme arayışı… İlk neden arayışı olarak sağlam bir temellendirmeyi, gelecek için davranış kalıplarını içeren sistemlerin popüler bir yönetim ve kuşatıcı bir bütünlük arayışı… Eylemlerin, ilişkilerin toplumsal kabul görecek hukuksal, zorunlu, makûl gerekçelere dayandırılması… Siyasal iktidarın nüfuz alanı, sınırı… Bir iş ya da eylemin hangi ilkeye göre onaylanacağının referans kaynağı… Siyasal iktidarın amaçlarını, eylemlerinin niteliklerini topluma kabul ettirme sorunu… Bir kuralın kendinin üstünde bulunan hukuksal veya etik bir norma uygun olması… İslami literatürde, dinî kaynaklara dayalı hükümlere ya da dine, onun ilkelerine uygun olan iş ve işlemler…
Leheb Suresi Tefsiri – 2
ONUNCU BÖLÜM
Dördüncü ayetin tefsiri ve حمالة الحطب ifadesinin, Ebu Leheb’in karısının kıyamet günündeki halini açıklayan bir ifade oluşu hususundaki delillerinin serdedilmesi
Bilmelisin ki, Ebu Leheb’in eşinin odun taşıyan cariye suretinde, şiddetle parlayan bir ateşe atılacağını haber veren bu ayetten kasıt; onun dünyadayken odun taşıyor oluşu değildir. Böylesi bir yorum, ayetin içermiş olduğu anlama uzak; oldukça yanlış bir çıkarımdır. Bu gerçeğe işaret eden delilleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Birincisi: (حمالة) kelimesi mansub (fethalı) olarak okunur. Tüm Müslümanlar bu kıraat üzerine ittifak etmiştir. Allah, vaat ettiği üzere Kur’an’ı koruyacaktır. Korunmuş, mütevâtir kıraatten başkasına da itimat edilemez. Bununla birlikte, mânâda bir farklılığa yol açmadıkça kıraat âlimlerinin farklı okuyuş şekillerini de inkâr etmiyoruz. Onların bu okuyuş farklılıklarından maksatları, bununla muhataplarının anlayışlarına en yakın ve anlaşılır yorumu yapmaktı. Bu yüzden, bazıları kelimeyi; mansub haldeyken dalalet ettiği anlamın dışında bir mânâya gelmesi için merfû (ötreli) okumuştur. Ben bu kelimeyi, her iki okuyuş şekline gör
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Haklarını Konuşmak ‘Kışkırtılmış İnsan’dan ‘Yaratılmış İnsana’
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor.
Elhân-ı Osmanî (Osmanlı Sarayında Müzik ve Himâye)
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Hakkın Menşei ve Gerçek Sahibi Allah’tır
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Şef Mahko Ve Oğuz’un Fatiha’sı
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Her Sistemin Kendine Özgü Bir Meşruiyet Kaynağı Vardır
Meşruiyet… Din, ideoloji, ahlâk, hukuk, gelenek gibi toplumun benimsemiş olduğu değerler sistemine uygunluk… Bir düşünce ya da eylemin bir ana ilkeden ya da nedenden hareket edilerek haklılığını ispat etme arayışı… İlk neden arayışı olarak sağlam bir temellendirmeyi, gelecek için davranış kalıplarını içeren sistemlerin popüler bir yönetim ve kuşatıcı bir bütünlük arayışı… Eylemlerin, ilişkilerin toplumsal kabul görecek hukuksal, zorunlu, makûl gerekçelere dayandırılması… Siyasal iktidarın nüfuz alanı, sınırı… Bir iş ya da eylemin hangi ilkeye göre onaylanacağının referans kaynağı… Siyasal iktidarın amaçlarını, eylemlerinin niteliklerini topluma kabul ettirme sorunu… Bir kuralın kendinin üstünde bulunan hukuksal veya etik bir norma uygun olması… İslami literatürde, dinî kaynaklara dayalı hükümlere ya da dine, onun ilkelerine uygun olan iş ve işlemler…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.