Dördüncü ayetin tefsiri ve حمالة الحطب ifadesinin, Ebu Leheb’in karısının kıyamet günündeki halini açıklayan bir ifade oluşu hususundaki delillerinin serdedilmesi
Bilmelisin ki, Ebu Leheb’in eşinin odun taşıyan cariye suretinde, şiddetle parlayan bir ateşe atılacağını haber veren bu ayetten kasıt; onun dünyadayken odun taşıyor oluşu değildir. Böylesi bir yorum, ayetin içermiş olduğu anlama uzak; oldukça yanlış bir çıkarımdır. Bu gerçeğe işaret eden delilleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Birincisi:(حمالة) kelimesi mansub (fethalı) olarak okunur. Tüm Müslümanlar bu kıraat üzerine ittifak etmiştir. Allah, vaat ettiği üzere Kur’an’ı koruyacaktır. Korunmuş, mütevâtir kıraatten başkasına da itimat edilemez. Bununla birlikte, mânâda bir farklılığa yol açmadıkça kıraat âlimlerinin farklı okuyuş şekillerini de inkâr etmiyoruz. Onların bu okuyuş farklılıklarından maksatları, bununla muhataplarının anlayışlarına en yakın ve anlaşılır yorumu yapmaktı. Bu yüzden, bazıları kelimeyi; mansub haldeyken dalalet ettiği anlamın dışında bir mânâya gelmesi için merfû (ötreli) okumuştur. Ben bu kelimeyi, her iki okuyuş şekline gör
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Pragmatizm, onto-teolojik düzlemden epistemolojiye, güzelden yararlıya doğru bir paradigma kaymasıdır. Günümüzde dünya problemlerinin yüzeydeki nedenleri farklılaşabilir ama temelde bir dünya görüşünün,
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Leheb Suresi Tefsiri – 2
ONUNCU BÖLÜM
Dördüncü ayetin tefsiri ve حمالة الحطب ifadesinin, Ebu Leheb’in karısının kıyamet günündeki halini açıklayan bir ifade oluşu hususundaki delillerinin serdedilmesi
Bilmelisin ki, Ebu Leheb’in eşinin odun taşıyan cariye suretinde, şiddetle parlayan bir ateşe atılacağını haber veren bu ayetten kasıt; onun dünyadayken odun taşıyor oluşu değildir. Böylesi bir yorum, ayetin içermiş olduğu anlama uzak; oldukça yanlış bir çıkarımdır. Bu gerçeğe işaret eden delilleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Birincisi: (حمالة) kelimesi mansub (fethalı) olarak okunur. Tüm Müslümanlar bu kıraat üzerine ittifak etmiştir. Allah, vaat ettiği üzere Kur’an’ı koruyacaktır. Korunmuş, mütevâtir kıraatten başkasına da itimat edilemez. Bununla birlikte, mânâda bir farklılığa yol açmadıkça kıraat âlimlerinin farklı okuyuş şekillerini de inkâr etmiyoruz. Onların bu okuyuş farklılıklarından maksatları, bununla muhataplarının anlayışlarına en yakın ve anlaşılır yorumu yapmaktı. Bu yüzden, bazıları kelimeyi; mansub haldeyken dalalet ettiği anlamın dışında bir mânâya gelmesi için merfû (ötreli) okumuştur. Ben bu kelimeyi, her iki okuyuş şekline gör
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hamdi Yazır Tefsirinden Kavramsal İzdüşümler
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Leheb Suresi Tefsiri Hamîduddîn El-Ferâhi
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Ontolojiden Epistemolojiye, Güzelden Yararlıya: Batılı Siyasal Aklın Ürünü ve İslam Dünyasının Hastalığı Olarak Pragmatizmin Röntgeni
Pragmatizm, onto-teolojik düzlemden epistemolojiye, güzelden yararlıya doğru bir paradigma kaymasıdır. Günümüzde dünya problemlerinin yüzeydeki nedenleri farklılaşabilir ama temelde bir dünya görüşünün,
Hayatın Merkezine Oturan Kaygı: Ekonomik Kaygılı İnsan Çağı
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.