Kurumsallaşmış dinlerin kutsal addettikleri yazılı metinleri bulunur. Genellikle sözlü geleneğe yaslanan bu kutsal metinler doğrudan veya dolaylı olarak tanrıyla ilişkilendirilmiştir. İbrahim aleyhisselamın ortak ata kabul edildiği Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Zât-ı İlâhî’nin doğrudan ve elçileri vasıtasıyla insanlıkla konuştuğuna inanılmaktadır. Bu dinlerde Tanrı’nın insanlığa seslenişi olarak kabul gören ilâhî kelam/sözler zamanla yazıya geçirilerek kutsal kitap hüviyeti kazanmıştır.
Söz konusu kitapların muhteva bakımından nispet edildikleri elçilerle ilişkisi ve ilgili kutsal metinlerin otantiklik dereceleri makalemiz açısından bahs-i diğerdir. Zira bu hususta Kitâb-ı Mukaddes’in Kur’an’ı Kerim’le boy ölçüşemeyeceği konunun uzmanlarınca bilinen bir husustur.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
WordPress adlı Batılı bir araştırma şirketinin WEN Themes Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen 2019 yılına ait “İslamilik Endeksleri” başlıklı istatistik çalışması dikkat çekici tespitlerle kamuoyuna sunulmuştur. İşbu tespitler üzerinden ana başlığı “İslam İnsanlığa Ne Vadediyor” olan değerlendirme dosyasına bir yazıyla katkıda bulunmayı düşünürken ister istemez söz konusu istatistiğin üst ve alt sıralarına bakarak bir mukayese yapma ihtiyacı doğdu. Öteden beri, benzer istatistikler karşısında mesafeli bir duruşum vardı; mevcut endeks aramızdaki makası biraz daha açtı, öncelikle okuyucularıma bu kanaatimi iletmek istiyorum.
Son dönemlerde üzerinde araştırmaların ve yeni kitapların yoğunlaştığı konulardan birisi de çağdaş İslâm düşüncesidir. Düşünce hayatımız açısından da önem taşıyan ve gerek üniversite gerekse üniversite dışında sürdürülen çalışmalar, İslam düşüncesinin var olup olmadığından başlayarak,
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
İsrâiliyat Algımız ve Türkçe Tora Tefsiri Üzerine
Kurumsallaşmış dinlerin kutsal addettikleri yazılı metinleri bulunur. Genellikle sözlü geleneğe yaslanan bu kutsal metinler doğrudan veya dolaylı olarak tanrıyla ilişkilendirilmiştir. İbrahim aleyhisselamın ortak ata kabul edildiği Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Zât-ı İlâhî’nin doğrudan ve elçileri vasıtasıyla insanlıkla konuştuğuna inanılmaktadır. Bu dinlerde Tanrı’nın insanlığa seslenişi olarak kabul gören ilâhî kelam/sözler zamanla yazıya geçirilerek kutsal kitap hüviyeti kazanmıştır.
Söz konusu kitapların muhteva bakımından nispet edildikleri elçilerle ilişkisi ve ilgili kutsal metinlerin otantiklik dereceleri makalemiz açısından bahs-i diğerdir. Zira bu hususta Kitâb-ı Mukaddes’in Kur’an’ı Kerim’le boy ölçüşemeyeceği konunun uzmanlarınca bilinen bir husustur.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslamilik Endeksi Ne Kadar İnsanidir
WordPress adlı Batılı bir araştırma şirketinin WEN Themes Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen 2019 yılına ait “İslamilik Endeksleri” başlıklı istatistik çalışması dikkat çekici tespitlerle kamuoyuna sunulmuştur. İşbu tespitler üzerinden ana başlığı “İslam İnsanlığa Ne Vadediyor” olan değerlendirme dosyasına bir yazıyla katkıda bulunmayı düşünürken ister istemez söz konusu istatistiğin üst ve alt sıralarına bakarak bir mukayese yapma ihtiyacı doğdu. Öteden beri, benzer istatistikler karşısında mesafeli bir duruşum vardı; mevcut endeks aramızdaki makası biraz daha açtı, öncelikle okuyucularıma bu kanaatimi iletmek istiyorum.
Bir Düşünür Olarak Seyyid Kutup’a İsmet Özel’in Yaklaşımları
Son dönemlerde üzerinde araştırmaların ve yeni kitapların yoğunlaştığı konulardan birisi de çağdaş İslâm düşüncesidir. Düşünce hayatımız açısından da önem taşıyan ve gerek üniversite gerekse üniversite dışında sürdürülen çalışmalar, İslam düşüncesinin var olup olmadığından başlayarak,
Mülkiyet, Özgürlük ve Adalet Bağlamında İktisadi İnsanın İmali
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
Postmodern Dönemde Epistemik Şiddet
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesine Eleştirel Yaklaşım
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.