Bugün Filistin’de ve Gazze’de yaşananları 7 Ekim ile başlatarak konuşmak, bir romana ortasından başlamak veya birbirinin devamı sezonlardan oluşan bir diziye aradan girip film hakkında ilgili ilgisiz konuşmak gibi. Filistinlilerin yaşadığı sorun veya İsrail’in yaşattığı sorun 1850’lerden itibaren konuşulmadıkça anlaşılamayacak bir meseledir; belki de daha gerilere götürmek gerekecektir.
Ortada bir mesele ya da yaşanan bir problem, bu sadece yaşayanların değil; o olaya şahit olanların da meselesi ve imtihanıdır. Görüp de görmemezlikten gelen; duyup da duymamazlıktan, bilip de bilmemezlkten gelenlerin dahi, hülâsâ herkesin imtihanı başlamış oluyor.
Mehmet Çelenk’le röportajımızda konunun birçok boyutunu konuştuk ama röportajda en çarpıcı ifadelerden biri “Amelî Boyutu Olmayan Siyaset” oldu; bunu da başlık olarak belirledik. 7 Ekim’den sonraki olayları göstermiştir ki, Filistin’i çevreleyen ve İslam/ Müslümanlık iddiasındaki ülkelerin, belki de en çok konuştuğu ama siyaset üretmediği ve/ veya üretemediği konulardan biridir Filistin. Onun içindir ki, çoluk çocuk, kadın-erkek binlerce insan tüm dünyanın gözü önünde hunharca katledilirken, karşılaştığımız ‘ameli boyutu ıskalanmış bir siyaset’ ve retorik oluyor.
Syn. Çelenk’e, olayları farklı boyutlarıyla analiz eden ve herkesi inisiyatif almaya çağıran röportajından dolayı teşekkür ediyor ve siz değerli okurların istifadesine sunuyorum.
ENTELEKTÜEL; “DOĞRU’YU SÖYLEMEK” Abdurrahman Arslan: Konuşmamız entelektüel üzerine olduğuna göre belki de en iyisi onun biraz kökeni üzerinde durmalıyız. Antik dönemi hariç tutarsak Hristiyanlık sonrasının Batı’sında nevzuhur bir hususiyete sahiptir. Bunun yanında da daha sonra da İslam’daki ilim ehli ile entelektüel dediğimiz aktör arasında bir ayrım yapmamız gerektiğini; İslam’da entelektüelden ziyade ilim ehlinin …
“insanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır” der Jasques Ellul “Sözün Düşüşü” kitabında. İmajların istila ettiği çağımızda, sözü ayağa kaldırmak, ona hak ettiği değeri vermek gerekmektedir. Bu sebeple bu sayıda Nida Dergisi olarak kavramlarımız üzerinden dil sorunlarını konuşmak, eleştiriye açmak istedik. Dilin medya yoluyla tahrifi ve iletişim araçlarının düşünmeyi teşvik etmekten çok zihni şaşkına çevirdiği günümüzde “söz ” yeniden anlam bulmalıdır. Hak ettiği değeri almalıdır. Kelimelerimiz neden bu kadar anlamsızlaştı? Dil probleminin günümüzdeki boyutları nelerdir? İmajların cazibesine kapılan modern insan sözü ayağa kaldırarak yeniden anlam bulabilir mi ? Sözün peşine düştük ve tüm bu soruların cevaplarını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Tüzer hocamızla konuştuk. Siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunarız.
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan bir sistem ve ondan sonra da bize ait bir sosyal medya, ki ben buna ifsat algoritmaları yerine ıslah algoritmaları diyorum. Islah algoritmaları üreten bir sosyal medya arama motoru, rahmani bir arama motoru ve rahmani bir yapay zekâ tasarlamamız lazım.
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji olarak serbest bıraktı. Ve kapitalizm, teknikçilik ve bürokrasi, saf gücün tohumunun büyümesine izin veren mükemmel topraklardı ve bir kez çapa kozmik olarak büyülenmiş olandan serbest bırakıldığında, artık durmak yoktu.
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur. Allah’ın rızasını hoşnutluğunu hedef alan insana hizmet sadece İslâm’dadır.” Ömrünü Kuranı anlamaya ve yaşamaya adayan muhterem …
Mehmet Çelenk İle Filistin Üzerine; Ameli Boyutu Olmayan Siyaset
Bugün Filistin’de ve Gazze’de yaşananları 7 Ekim ile başlatarak konuşmak, bir romana ortasından başlamak veya birbirinin devamı sezonlardan oluşan bir diziye aradan girip film hakkında ilgili ilgisiz konuşmak gibi. Filistinlilerin yaşadığı sorun veya İsrail’in yaşattığı sorun 1850’lerden itibaren konuşulmadıkça anlaşılamayacak bir meseledir; belki de daha gerilere götürmek gerekecektir.
Ortada bir mesele ya da yaşanan bir problem, bu sadece yaşayanların değil; o olaya şahit olanların da meselesi ve imtihanıdır. Görüp de görmemezlikten gelen; duyup da duymamazlıktan, bilip de bilmemezlkten gelenlerin dahi, hülâsâ herkesin imtihanı başlamış oluyor.
Mehmet Çelenk’le röportajımızda konunun birçok boyutunu konuştuk ama röportajda en çarpıcı ifadelerden biri “Amelî Boyutu Olmayan Siyaset” oldu; bunu da başlık olarak belirledik. 7 Ekim’den sonraki olayları göstermiştir ki, Filistin’i çevreleyen ve İslam/ Müslümanlık iddiasındaki ülkelerin, belki de en çok konuştuğu ama siyaset üretmediği ve/ veya üretemediği konulardan biridir Filistin. Onun içindir ki, çoluk çocuk, kadın-erkek binlerce insan tüm dünyanın gözü önünde hunharca katledilirken, karşılaştığımız ‘ameli boyutu ıskalanmış bir siyaset’ ve retorik oluyor.
Syn. Çelenk’e, olayları farklı boyutlarıyla analiz eden ve herkesi inisiyatif almaya çağıran röportajından dolayı teşekkür ediyor ve siz değerli okurların istifadesine sunuyorum.
Mehmet Çelenk İle…
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
214. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İktidarın Soykütükleri
ENTELEKTÜEL; “DOĞRU’YU SÖYLEMEK” Abdurrahman Arslan: Konuşmamız entelektüel üzerine olduğuna göre belki de en iyisi onun biraz kökeni üzerinde durmalıyız. Antik dönemi hariç tutarsak Hristiyanlık sonrasının Batı’sında nevzuhur bir hususiyete sahiptir. Bunun yanında da daha sonra da İslam’daki ilim ehli ile entelektüel dediğimiz aktör arasında bir ayrım yapmamız gerektiğini; İslam’da entelektüelden ziyade ilim ehlinin …
Prof. Dr. İbrahim Tüzer İle “Kelimelerimiz, Kavramlarımız ve Zihin Dünyamız Üzerine…”
“insanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır” der Jasques Ellul “Sözün Düşüşü” kitabında. İmajların istila ettiği çağımızda, sözü ayağa kaldırmak, ona hak ettiği değeri vermek gerekmektedir. Bu sebeple bu sayıda Nida Dergisi olarak kavramlarımız üzerinden dil sorunlarını konuşmak, eleştiriye açmak istedik. Dilin medya yoluyla tahrifi ve iletişim araçlarının düşünmeyi teşvik etmekten çok zihni şaşkına çevirdiği günümüzde “söz ” yeniden anlam bulmalıdır. Hak ettiği değeri almalıdır. Kelimelerimiz neden bu kadar anlamsızlaştı? Dil probleminin günümüzdeki boyutları nelerdir? İmajların cazibesine kapılan modern insan sözü ayağa kaldırarak yeniden anlam bulabilir mi ? Sözün peşine düştük ve tüm bu soruların cevaplarını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Tüzer hocamızla konuştuk. Siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunarız.
Mustafa Merter İle…”Zihni Örtülmüş Durumdaki İnsanlar Haksızlığa Karşı Nasıl mücadele verecek?”
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan bir sistem ve ondan sonra da bize ait bir sosyal medya, ki ben buna ifsat algoritmaları yerine ıslah algoritmaları diyorum. Islah algoritmaları üreten bir sosyal medya arama motoru, rahmani bir arama motoru ve rahmani bir yapay zekâ tasarlamamız lazım.
Toplumsal Düzen, Kültür ve Din Olarak Şeriat
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji olarak serbest bıraktı. Ve kapitalizm, teknikçilik ve bürokrasi, saf gücün tohumunun büyümesine izin veren mükemmel topraklardı ve bir kez çapa kozmik olarak büyülenmiş olandan serbest bırakıldığında, artık durmak yoktu.
Mücadele için, İlim, Hikmet ve Tefekkür Gerekir
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur. Allah’ın rızasını hoşnutluğunu hedef alan insana hizmet sadece İslâm’dadır.” Ömrünü Kuranı anlamaya ve yaşamaya adayan muhterem …
Alışverişe devam et