Acar süvari; kısaca şiir, şiirimiz. Tutuk arbalet ise anlatma formu; o formlardan biri olan hikâye. Kitap, bütünlüklü yahut parçalı bir hikâyeyi içeren, işleyen şiirlere eğiliyor.Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz. Bu iki tür ( şiir ve hikaye) arasına bir sınır çizmek ise pek kolay değil. Elbette ikisini birbirinden ayıran ve bu yüzden ayrı bir tür olarak adlandırılmayı hak eden vasıfları, kendine has anlatım biçimleri var. Ancak iç içe geçtikleri, birbirinin imkanlarını sonuna kadar kullandıkları da çokça rastlanan bir durum. Ali Emre ile ‘Acar Süvari Tutuk Arbalet’i, ‘hikayeli şiirleri’ konuştuk. Hikayenin peşini kovalamaya...
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Filistin edebiyatı, düşmanlarının varlığını dahi inkâr ettikleri bir toplumu vurgular. En önemli hedefi, hafızayı sürekli canlı tutmaktır ki Siyonist siyasi ve kültürel uygulamaların en önemli hedefi unutturmayı başarabilmektir.
Henüz dünyaya gözlerimizi açar açmaz kendimizi, masallar, hikâyeler ve kıssalarla örülü bir coğrafyada buluyoruz. ‘Hikâyemiz’in farkına henüz varmamış olmak bu gerçeği etkilemiyor. Ancak hikâyemizin ve bizden bağımsız gelişen hikâyelerin farkına varmaya başlayınca kendimizi bambaşka bir evrende buluyoruz.
Özellikle ebeveynin, çocuğun dünyasına girmekten ziyade çocuğu, cep telefonunun, televizyonun terk etiğini görmek bizi üzüyor. Büyükler çocuklara bir şeyler öğretme telaşındalarsa alsında onların dünyalarına kendilerini bıraksalar, onlardan öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki…
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
“Acar Süvari Tutuk Arbalet” Üzerine
Söyleşi: Salih Erayabakan
Acar süvari; kısaca şiir, şiirimiz. Tutuk arbalet ise anlatma formu; o formlardan biri olan hikâye. Kitap, bütünlüklü yahut parçalı bir hikâyeyi içeren, işleyen şiirlere eğiliyor.Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz. Bu iki tür ( şiir ve hikaye) arasına bir sınır çizmek ise pek kolay değil. Elbette ikisini birbirinden ayıran ve bu yüzden ayrı bir tür olarak adlandırılmayı hak eden vasıfları, kendine has anlatım biçimleri var. Ancak iç içe geçtikleri, birbirinin imkanlarını sonuna kadar kullandıkları da çokça rastlanan bir durum. Ali Emre ile ‘Acar Süvari Tutuk Arbalet’i, ‘hikayeli şiirleri’ konuştuk. Hikayenin peşini kovalamaya...
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Filistin ve Direniş Edebiyatı Üzerine
Filistin edebiyatı, düşmanlarının varlığını dahi inkâr ettikleri bir toplumu vurgular. En önemli hedefi, hafızayı sürekli canlı tutmaktır ki Siyonist siyasi ve kültürel uygulamaların en önemli hedefi unutturmayı başarabilmektir.
“Nim” Romanı Üzerine
Henüz dünyaya gözlerimizi açar açmaz kendimizi, masallar, hikâyeler ve kıssalarla örülü bir coğrafyada buluyoruz. ‘Hikâyemiz’in farkına henüz varmamış olmak bu gerçeği etkilemiyor. Ancak hikâyemizin ve bizden bağımsız gelişen hikâyelerin farkına varmaya başlayınca kendimizi bambaşka bir evrende buluyoruz.
“Çocukları Keşfetmek” Üzerine
Özellikle ebeveynin, çocuğun dünyasına girmekten ziyade çocuğu, cep telefonunun, televizyonun terk etiğini görmek bizi üzüyor. Büyükler çocuklara bir şeyler öğretme telaşındalarsa alsında onların dünyalarına kendilerini bıraksalar, onlardan öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki…
“Halkın Mutsuzluk Lekeleri” Kitabı, Şiir ve Şair Üzerine
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
“Sarsıntı” Adlı Romanı Üzerine
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”