Bu yazının başlığı, merhum Bosna Hersek Cumhurbaşkanı ve çağdaş Müslüman düşüncenin önemli düşünürlerinden Aliya İzzetbegoviç’in sıkça paylaşılan bir sözüne atıfta bulunmaktadır. Bu söz onun hapishanede tuttuğu notlar arasındadır (1940. not) ve Özgürlüğe Kaçışım: Hapishaneden Notlar kitabındadır. Sözün tamamı İngilizce’den Türkçe’ye tercüme edilen ilk kitapta şu şekilde yer almıştır (İzzetbegoviç, 2005: 130): “Ben olsam, Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere ‘eleştirel düşünme’ dersleri koyardım. Batı’nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur”. Aynı söz Boşnakça’dan tercüme edilen Ketebe Yayınlarının yayınladığı kitapta “Müslüman Doğu’daki bütün okullarda eleştirel düşünme” dersini mecbur kılardım” şeklinde yer almıştır (İzzetbegoviç, 2020: 191). Anlam, aynı yere ulaşsa bile “mecbur kılardım” sözündeki vurgunun Aliya İzzetbegoviç düşüncesinde bir karşılığının olduğunu da belirtmek gerekmektedir. Bu söz, sosyal medya mecralarında hayranlık uyandırmakta ve sıkça paylaşılmaktadır. Hatta Aliya İzzetbegoviç’in vefat yıl dönümlerinde en çok paylaşılan sözler arasında olduğu da dikkat çekmektedir. Bu durum, en azından bu sözü beğenerek paylaşanlar açısından bir arayışı ve ihtiyacı yansıtmaktadır. Aynı zamanda bu söz, pek çok insanı da rahatsız etmektedir.
“Biz düşünemeyiz; büyüklerimizin dediklerini sorgulayamayız. Onlar böyle karar verdilerse vardır bir bildikleri. Bize düşen mukallit olarak bize denileni yapmamızdır” gibi örneklerini arttırabileceğimiz cümleleri ifade eden zihniyeti en çok korkutan şeylerden birisi eleştirel düşüncedir.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslâmcılık’a ve İslâmcılara ne olduğu tartışması büyük bir kitleyi çoktan beridir usandırmış olsa da bilhassa bu fikriyata emek ve gönül vermiş olanlar, yılgınlık, endişe ve ümit
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Günübirlik, üzerinde çok da araştırma yapmaya gerek olmayan mevzuların yanında söz söylemek için bir ömür çaba harcamak zorunda olduğumuz meseleler de var. Hatta bazı meseleleri anlayabilmek için bir ömür harcadığımız halde yine de meseleyle ilgili net bir şey söylemek çoğu zaman mümkün de olmayabilir.
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Müslüman Doğu’nun Eleştirel Düşünce Eksikliği
Bu yazının başlığı, merhum Bosna Hersek Cumhurbaşkanı ve çağdaş Müslüman düşüncenin önemli düşünürlerinden Aliya İzzetbegoviç’in sıkça paylaşılan bir sözüne atıfta bulunmaktadır. Bu söz onun hapishanede tuttuğu notlar arasındadır (1940. not) ve Özgürlüğe Kaçışım: Hapishaneden Notlar kitabındadır. Sözün tamamı İngilizce’den Türkçe’ye tercüme edilen ilk kitapta şu şekilde yer almıştır (İzzetbegoviç, 2005: 130): “Ben olsam, Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere ‘eleştirel düşünme’ dersleri koyardım. Batı’nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur”. Aynı söz Boşnakça’dan tercüme edilen Ketebe Yayınlarının yayınladığı kitapta “Müslüman Doğu’daki bütün okullarda eleştirel düşünme” dersini mecbur kılardım” şeklinde yer almıştır (İzzetbegoviç, 2020: 191). Anlam, aynı yere ulaşsa bile “mecbur kılardım” sözündeki vurgunun Aliya İzzetbegoviç düşüncesinde bir karşılığının olduğunu da belirtmek gerekmektedir. Bu söz, sosyal medya mecralarında hayranlık uyandırmakta ve sıkça paylaşılmaktadır. Hatta Aliya İzzetbegoviç’in vefat yıl dönümlerinde en çok paylaşılan sözler arasında olduğu da dikkat çekmektedir. Bu durum, en azından bu sözü beğenerek paylaşanlar açısından bir arayışı ve ihtiyacı yansıtmaktadır. Aynı zamanda bu söz, pek çok insanı da rahatsız etmektedir.
“Biz düşünemeyiz; büyüklerimizin dediklerini sorgulayamayız. Onlar böyle karar verdilerse vardır bir bildikleri. Bize düşen mukallit olarak bize denileni yapmamızdır” gibi örneklerini arttırabileceğimiz cümleleri ifade eden zihniyeti en çok korkutan şeylerden birisi eleştirel düşüncedir.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslamcılığın Müslüman Pragmatizminden Ötesi Var mıdır?
İslâmcılık’a ve İslâmcılara ne olduğu tartışması büyük bir kitleyi çoktan beridir usandırmış olsa da bilhassa bu fikriyata emek ve gönül vermiş olanlar, yılgınlık, endişe ve ümit
İslam’ın Vaadleri İle Müslümanların Hayatı Arasındaki Mesafeye Dair Bir Açıklama Denemesi
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Sünnetsiz, Mezhepsiz, Modernist!
Günübirlik, üzerinde çok da araştırma yapmaya gerek olmayan mevzuların yanında söz söylemek için bir ömür çaba harcamak zorunda olduğumuz meseleler de var. Hatta bazı meseleleri anlayabilmek için bir ömür harcadığımız halde yine de meseleyle ilgili net bir şey söylemek çoğu zaman mümkün de olmayabilir.
Postmodern Dünyada Eğitim: Özne Anlam İlişkisi
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Leheb Suresi Tefsiri Hamîduddîn El-Ferâhi
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Alışverişe devam et