Varoluşsal Bir Duraklama: OBLOMOVİZM : Ocak-Mart 2026 | Sayı 222

350,00

Toplumlar dönem dönem kendi memleketlerinde, kendi zamanlarının içinde kaybolurlar.

Fiziksel olarak varlıklarını sürdürseler de ruhsal ve kültürel bir sürgünü, bir tür ‘evsizliği’ yaşarlar. Oysa ne insan ne de toplum evsiz yaşayabilir.

Sokakta yaşayan bir dünya misafirinin, bir gece önce yattığı banka ertesi gece yeniden dönme arzusu; sarıldığı montuyla kıvrıldığı o duvar dibini kendisi için bir ‘yuvaya’ dönüştürme çabası değil midir?

Yuva; insanın en derin güveni hissettiği, samimiyeti bulduğu ve aidiyetini perçinlediği yerdir. Toplum için ev, içinde kendinden izler bulduğu bir tarih, bir kültür ve yalnız olmadığını hissettiği o ortak hikâyedir. Bu ev, toplumun çevresinde kenetlendiği ‘ruhsal istikametidir.’

Büyük yenilgilerin ardından gelen fiziksel yıkımlar bir şekilde telafi edilir, enkazlar kaldırılır…

Fakat hikâyesini kaybetmiş bir insanın ya da bir toplumun ruhunda açılan o derin yara nasıl onarılır? Yitirilen o ruhsal ev, yeniden nasıl ve nereden bulunur?

İşte bu noktada şairler, edipler ve düşünce insanları devreye girer ve bir yaradan kurşun çıkarırcasına başlar yarayı deşmeye, temizlemeye… Bazen can acıtır, bazen feryat eder, bazen kızar, bağırır ama en nihayetinde derdi; ‘ortak hikâyeye çağrı’dır. Döner dolaşır, bağrına basar ve insanını kucaklar.

 

 

İvan Gonçarov’un Oblomov karakterinde vücut bulan o hareketsizlik, kaybolmuşluk, toplumsal bir hastalık gibi yayılıyordu Sovyet Rusya’da. Uyuşukluk bedensel değil, ruhsal bir uçurum, zamanın içinde bir kayboluştu aslında. Artık çok şeyin anlamsız gelme hali…

Pür bir tembellik değil… İnsanı ve toplumu harekete geçirecek ruhsal örgütlenmenin dağılması, fikri diriliğin yitirilmesi, donması hatta buz kesmesi… Bu buzun avuç içine alınıp ‘hoh’lamakla çözülmeyeceğini fark etmenin beraberinde gelen çaresizlik…

Bir ve ikinci sömürge savaşlarının (1914-1945) hedefindeki hangi ülke ve toplum bu kayboluşu yaşamadı ki… Bu da onlardan sadece biriydi.

Dergimizin bu sayısında Oblomovlaşmayı düşündük, inceledik, yazdık, konuştuk. Konunun o kadar farklı boyutlarını bulacaksınız ki bu, bizde olduğu gibi sizi de derin derin düşündürecek. Ümit ediyoruz ki arayışa sürükleyecek. Hafıza tazelemeye ve ‘nerede kalmıştık’ sorusuna yöneleceksiniz.

Oblomovluk, bir yanıyla insanın ve toplumların hareketsizleşmesi, sorumluluk almaktan kaçınması, sürekli ertelemesi, tembelleşmesi, pasifleşmesi, gerçek ve makul olandan kopup hayalcilikle yetinmesi, üretkenlik ve dinamizmini yitirmesi demek. Bir yanıyla da yeni dünya/kapitalist dünya karşısındaki ‘anlam yitimi’nin ortaya çıkardığı ve çözüm bulamamanın verdiği çaresizlik hissi demek.

 

Kategoriler: Etiketler:
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.