Tombul yanaklı, yassı burunlu, beyaz tenli bodur adam gri takım elbisesini giymişti. Kemeri belinde iğreti duruyordu. Ayağında yüksek topuklu, ince burunlu kahverengi ayakkabılar vardı. Sakalları yol kenarındaki çalılar gibi uzamış, başında iyice yıpranmış lengeli fötr şapkası nerdeyse bir gölge gibi yüzüne çökmüştü.
Daha-
Avni’nin Şişeleri
-
Okulunuz Büyük Okul, Eğitiminiz Janjanlı Amenna; Benim Öğrenmeme Karışmayınız!
On dokuzuncu yüzyıl birçok şeyin yeniden icat edildiği, geleneksel ve modern olanın arasının iyice açıldığı, yeni büyü çağının bilimle başladığı tuhaf bir zaman aralığı. Sanki bin yıllardır insanlar bir şey öğrenmemiş, kendilerine has bilgi anlayışları yokmuş gibi kerameti kendinden menkul örgün ve yaygın okullarla cahillikten kurtarılması da bu yüzyıla tarihlenir.
Daha -
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Eskiden tanıdık olmayan, bizden olmayan kimseler yabancıydılar. Şimdi bu tanım değişti, yabancı aslında tanıdık bir kategoridir. Küresel sistemin tıkandığı noktada insanları ayrıştırarak yarattığı ekonomik gerilim sonucu “yabancı”, “düşman ya da öteki” olarak belirlenmiştir.
Daha -
Tövbe: Unuttuğunu Fark Etmek!
Yaptığımız davranışın Hakk’ın isteğine uymadığını, hakiki olmadığını fark etmektir tövbe. Çok değerli bir farkındalık bu. Kişinin davranmadan önce harekete geçmesini sağlayan süreçten haberdar kılar bizi ve tövbe de
Daha -
Seyir
-
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Yabancı korkusu, bir tür yerinden, mülkünden olma ve hatta istila edilme korkusu olarak oldukça arkaik bir korku. Günümüzde ise buna bir de işinden ve konforundan edilme korkusu ve yabancılardan nefret duygusu eklense de bu, oldukça akıldışı ve insaniyete aykırı bir
Daha -
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Bu tarz kitlesel cinnet hallerinin tek bir sebebi yoktur. Tek bir sebebe indirgendiğinde ise anlamaktan, anlaşılır hale getirilmekten ziyade vakıa ya saptırılmış ya da bütüncül izahını ıskalanmış oluyor. İktisatta Ceteris Paribus kavramsallaştırılması vardır.
Daha -
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Daha -
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
Zamanın ileriye doğru uzayıp uzamadığı veya mekânın genleşmeye devam edip etmediği son derece problematik bir konudur. Ama bilinen ve gözlenen bir olgu, bir durum mevcuttur ki bu, hayat diye soyutlaştırdığımız beşerî yaşam alanının mütemadiyen değişim içinde olduğu, vüs’at [genişlik]
Daha