Fütürizm, gelecek kehanetlerinden çok daha fazlası ama gaybın bilgisi de değil. Belirsizliklerden, hayallerden, planlardan, programlardan, reklamlardan ilâ-âhir geleceğe dair her şeyden beslenen bir çalışma alanı. Peki, Fütürizm; bilim kurgu, ütopya ve distopyalar arasına sıkışmış çağdaş tahakküm araçlarından biri mi yoksa kaçırdığımız dünya gerçeklerinden biri mi? Fütürizm ile insanın, Müslümanın ve insanlığın ilişkisi nedir? Gelecekte nasıl bir dünya bizi bekliyor veya insanlar dünyaya nasıl bir gelecek sunmaya hazırlanıyor? Bütün bu soruların ve daha fazlasının cevaplarını nörobiyolog, davranış bilimci, yazar ve düşünür Prof. Dr. Sinan Canan ile yaptığımız röportajda bulabileceksiniz. Her geçen gün hayatımıza daha çok giren teknolojik yenilikler ve onunla paralel olarak artış gösteren fütürist senaryolara karşı olan biteni anlamak için iyi bir başlangıç olacağına inandığımız röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Bildiğiniz gibi dünyada fütürizm çalışmalarının ekseriyeti Batı merkezci, maddiyat ve teknoloji odaklı. Fütüristlerin çoğu ise teknolojist ve dolaysıyla teknolojiden bağımsız bir gelecek tasavvuruna pek denk gelemiyoruz. Fütürizm çalışmalarının teknolojiye bu denli odaklı olması hakkında ne söylemek istersiniz?
Genellikle gelecek ile alakalı derdi olan insanlar, çok hızlı değişim içinde yaşayan insanlar oluyor. Bunlar da genellikle şehirli, yüksek teknolojiye bağımlı yaşayan ve değişen her teknoloji ile hayatlarını, yaşam şartlarını az ya da çok değiştirmek zorunda olan insanlar.
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Yediden yetmişe herkesin diline pelesenk ettiği, sosyal hayattan özel hayata, iş hayatından akademik hayata birçok mecrâda boy gösteren fakat bir o kadar da anlam netliğinden uzak bırakılan bir kavramla karşı karşıyayız: Ahlâk. ‘Önce Ahlâk’ diyerek önceliğini ahlâk olarak belirleyen ve eserlerini bu bağlamda kaleme alan mütefekkir-yazar Ramazan Yazçiçek’le ahlâkın
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
Fütürizm Üzerine
Röportaj: Haluk Polat
Fütürizm, gelecek kehanetlerinden çok daha fazlası ama gaybın bilgisi de değil. Belirsizliklerden, hayallerden, planlardan, programlardan, reklamlardan ilâ-âhir geleceğe dair her şeyden beslenen bir çalışma alanı. Peki, Fütürizm; bilim kurgu, ütopya ve distopyalar arasına sıkışmış çağdaş tahakküm araçlarından biri mi yoksa kaçırdığımız dünya gerçeklerinden biri mi? Fütürizm ile insanın, Müslümanın ve insanlığın ilişkisi nedir? Gelecekte nasıl bir dünya bizi bekliyor veya insanlar dünyaya nasıl bir gelecek sunmaya hazırlanıyor? Bütün bu soruların ve daha fazlasının cevaplarını nörobiyolog, davranış bilimci, yazar ve düşünür Prof. Dr. Sinan Canan ile yaptığımız röportajda bulabileceksiniz. Her geçen gün hayatımıza daha çok giren teknolojik yenilikler ve onunla paralel olarak artış gösteren fütürist senaryolara karşı olan biteni anlamak için iyi bir başlangıç olacağına inandığımız röportajımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Bildiğiniz gibi dünyada fütürizm çalışmalarının ekseriyeti Batı merkezci, maddiyat ve teknoloji odaklı. Fütüristlerin çoğu ise teknolojist ve dolaysıyla teknolojiden bağımsız bir gelecek tasavvuruna pek denk gelemiyoruz. Fütürizm çalışmalarının teknolojiye bu denli odaklı olması hakkında ne söylemek istersiniz?
Genellikle gelecek ile alakalı derdi olan insanlar, çok hızlı değişim içinde yaşayan insanlar oluyor. Bunlar da genellikle şehirli, yüksek teknolojiye bağımlı yaşayan ve değişen her teknoloji ile hayatlarını, yaşam şartlarını az ya da çok değiştirmek zorunda olan insanlar.
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam ve Siyaset Üzerine
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Ahlak Üzerine
Yediden yetmişe herkesin diline pelesenk ettiği, sosyal hayattan özel hayata, iş hayatından akademik hayata birçok mecrâda boy gösteren fakat bir o kadar da anlam netliğinden uzak bırakılan bir kavramla karşı karşıyayız: Ahlâk. ‘Önce Ahlâk’ diyerek önceliğini ahlâk olarak belirleyen ve eserlerini bu bağlamda kaleme alan mütefekkir-yazar Ramazan Yazçiçek’le ahlâkın
Afrika, Sömürgecilik ve Kimlik Üzerine
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından
Beden Üzerine
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
Devletin Ne’liği Üzerine
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
Alışverişe devam et