Adalet kavramı, tarih boyunca anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde çokça konuşulmuş, bununla birlikte kalıba sığmayan yönüyle tanımları delip geçmiş bir kavramdır. Bizler de ele avuca sığmayan, hayatımızı şekillendirmesi gereken adalet kavramını anlamak adına siyaset bilimci Ahmet Okumuş hocaya sorularımızı ilettik. Adalet kavramını anlamaya; tarihsel süreç içinde nasıl anlaşıldığını görmeye ve adalet kavramı ile yakın anlamda kullanılan bazı kavramlara pencere açmaya çalıştık. Bunlarla birlikte adaletin pratik yönünü de göz ardı etmedik. Son olarak ise ‘adalet kavramını nasıl anlamalı’ konusunda tavsiyeler istedik. Sizleri değerli hocamızla yapmış olduğumuz hoş ve bereketli söyleşimizle baş başa bırakırken; adalet teyakkuzumuzun diri kalmasını temenni ederiz.
İnsanoğlunun tarih boyunca arayışta olduğu, anlamlandırmaya çalıştığı bir kavram olarak Adalet, ‘ele avuca sığmaz, çerçeve beğenmez bir mefhum’ olarak görülmekte. Sizce de adaletin belirsiz bir görünümü mü var?
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Okullar açılsın mı, açılmasın mı, uzaktan mı, yüz yüze mi, hibrit mi derken belirsizliklerle dolu yolun yarısını geçtik sanırım. Bu belirsizliklerle beraber yaşamaya çalışırken her durumda farklı zorluklarla mücadele etme ve farklı uyum becerilerine de sahip olmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz hep birlikte.
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir?
Bir Teyakkuz Hali Olarak ‘Adalet’ Üzerine
Röportaj: Ferhat Koç
Adalet kavramı, tarih boyunca anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde çokça konuşulmuş, bununla birlikte kalıba sığmayan yönüyle tanımları delip geçmiş bir kavramdır. Bizler de ele avuca sığmayan, hayatımızı şekillendirmesi gereken adalet kavramını anlamak adına siyaset bilimci Ahmet Okumuş hocaya sorularımızı ilettik. Adalet kavramını anlamaya; tarihsel süreç içinde nasıl anlaşıldığını görmeye ve adalet kavramı ile yakın anlamda kullanılan bazı kavramlara pencere açmaya çalıştık. Bunlarla birlikte adaletin pratik yönünü de göz ardı etmedik. Son olarak ise ‘adalet kavramını nasıl anlamalı’ konusunda tavsiyeler istedik. Sizleri değerli hocamızla yapmış olduğumuz hoş ve bereketli söyleşimizle baş başa bırakırken; adalet teyakkuzumuzun diri kalmasını temenni ederiz.
İnsanoğlunun tarih boyunca arayışta olduğu, anlamlandırmaya çalıştığı bir kavram olarak Adalet, ‘ele avuca sığmaz, çerçeve beğenmez bir mefhum’ olarak görülmekte. Sizce de adaletin belirsiz bir görünümü mü var?
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dilin, Zihnin ve Ufkun Daralması Meselesi Üzerine
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
“Eğitim ve Görme Biçimleri” Üzerine
Okullar açılsın mı, açılmasın mı, uzaktan mı, yüz yüze mi, hibrit mi derken belirsizliklerle dolu yolun yarısını geçtik sanırım. Bu belirsizliklerle beraber yaşamaya çalışırken her durumda farklı zorluklarla mücadele etme ve farklı uyum becerilerine de sahip olmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz hep birlikte.
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Afrika, Sömürgecilik ve Kimlik Üzerine
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından
İslamcılık ve Müslümanlar Üzerine
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.