Metafiziğin en önemli mevzusu olan ölüm, modern insanın bilincinden ve günlük hayatından uzaklaştırmaya çalıştığı bir mefhum olmuştur. Klasik insanın bilincinden ve hayatından kovalamak yerine beklediği ölüm, modern insanda kovalanası tedirgin edici bir düzlem olmuştur. Ölümden korkmak yerine onu hafife veya alaya alarak ölüme yaklaşmaktadır. Ölümü “hakiki haysiyet” olarak gören Adorno, ölümün çağdaş insan bilincinden kovulma nedenini; insanın öteki dünyaya olan umudunun kesilmesi ve şimdi ve burada olanın umutsuz sefaleti olarak açıklanmasıdır. Ona göre modern dünyadaki canlının toplumsal sistemin çıkışına indirgenmesiyle evcilleştirilmiş ve alçaltılmış ölüm, kültür endüstrisinin mercekleri altında gülünçleşmeye başlamıştır. Kültür endüstrisi ve modernlik ölüm imgelerini çürütmüş ve yıkmış, cesedi ise hâlâ insana benzeyen ama sadece bir cisme benzeyen bir sahne aksesuarıdır.Ölüme kendi üyeleri kadar kayıtsız kalan insanlığın kendisinin de...
Bu yazının devamı
211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ebû Nasr el-Fârâbi ve İbn Bâcce, İslam felsefesinin iki farklı coğrafyasının filozoflarıdır. Bu iki filozofun eserleri ve düşünceleri arasındaki etkileşim İslam felsefesinin tarihi açısından önemli bir noktada durmaktadır.
Onlar kendilerini, milyonlarca insanın akıllarına ve ruhlarına kılavuzluk edecek asiller olarak görüyorlardı. Onlara göre bu halk, sahibi olduğu köylülüğü ve kısır zekâsıyla dosdoğru şeylere îman edemezdi ve işte bu yüzden kitlelerin geleceğine âit ilmihâli de yine kendileri
Bu bakımdan mevcut içtihat şartlarına ilave olarak günümüzdeki içtihat faaliyeti için “realiteyi görme ve dikkate alma” şartı da ilave edilmelidir. Tarihsel fıkıh birikiminin potansiyelini açığa çıkarmak ve bu yolla hayata katkıda bulunup yanlış uygulamaları ahlâki zemine çekecek şekilde yön vermek üzere günümüz İslam hukukçularının/fıkıhçıların karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik içtihat faaliyetinde bulunmaları hem bir hak hem de görevdir.
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği
Baudrillard ve Bir Meydan Okuma Olarak Ölümün Unutulması
Metafiziğin en önemli mevzusu olan ölüm, modern insanın bilincinden ve günlük hayatından uzaklaştırmaya çalıştığı bir mefhum olmuştur. Klasik insanın bilincinden ve hayatından kovalamak yerine beklediği ölüm, modern insanda kovalanası tedirgin edici bir düzlem olmuştur. Ölümden korkmak yerine onu hafife veya alaya alarak ölüme yaklaşmaktadır. Ölümü “hakiki haysiyet” olarak gören Adorno, ölümün çağdaş insan bilincinden kovulma nedenini; insanın öteki dünyaya olan umudunun kesilmesi ve şimdi ve burada olanın umutsuz sefaleti olarak açıklanmasıdır. Ona göre modern dünyadaki canlının toplumsal sistemin çıkışına indirgenmesiyle evcilleştirilmiş ve alçaltılmış ölüm, kültür endüstrisinin mercekleri altında gülünçleşmeye başlamıştır. Kültür endüstrisi ve modernlik ölüm imgelerini çürütmüş ve yıkmış, cesedi ise hâlâ insana benzeyen ama sadece bir cisme benzeyen bir sahne aksesuarıdır.Ölüme kendi üyeleri kadar kayıtsız kalan insanlığın kendisinin de...
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gül Bahçesinde Diken, Diken Bahçesinde Gül: İbn Bâcce’nin Nevâbit Kavramı Üzerine Dekonstrüksiyonu
Ebû Nasr el-Fârâbi ve İbn Bâcce, İslam felsefesinin iki farklı coğrafyasının filozoflarıdır. Bu iki filozofun eserleri ve düşünceleri arasındaki etkileşim İslam felsefesinin tarihi açısından önemli bir noktada durmaktadır.
Sizler Yaptığınız Şeylersiniz Söylediğiniz Değil
Onlar kendilerini, milyonlarca insanın akıllarına ve ruhlarına kılavuzluk edecek asiller olarak görüyorlardı. Onlara göre bu halk, sahibi olduğu köylülüğü ve kısır zekâsıyla dosdoğru şeylere îman edemezdi ve işte bu yüzden kitlelerin geleceğine âit ilmihâli de yine kendileri
Günümüzde İçtihadın Anlamı ve İmkânı
Bu bakımdan mevcut içtihat şartlarına ilave olarak günümüzdeki içtihat faaliyeti için “realiteyi görme ve dikkate alma” şartı da ilave edilmelidir. Tarihsel fıkıh birikiminin potansiyelini açığa çıkarmak ve bu yolla hayata katkıda bulunup yanlış uygulamaları ahlâki zemine çekecek şekilde yön vermek üzere günümüz İslam hukukçularının/fıkıhçıların karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik içtihat faaliyetinde bulunmaları hem bir hak hem de görevdir.
Modern Anomali ile Postmodern Parodi Arasında Dinselliğin Ahir Zaman Halleri
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi
İslam Toplumu, Kur’an Eğitimli Ve Peygamber Örnekli Bir Toplumdur
Yüce Allah, insanı birey olarak muhatap almakta, ona bağımsız bir kişilik tanımakta ve öğretilerini kendisine yöneltmektedir. Bağımsız birey olarak vereceği