Bazı kavramların tümüyle, bir bölümünün ise kısmen tahrifata uğradığı, Kur’an’daki kullanılan anlam ve ilk dönemde üstlendiği fonksiyon ile günümüzdeki kullanımı arasında büyük bir kaymanın olduğu açıktır. Bir lisan içindeki kavramsal değişmelerin, bunun yansıttığı hayat tarzındaki değişikliklere paralel seyrettiğini de kabul etmek lazımdır. Bu değişmeler sonucu kişiler arasında, çoğu zaman aynı kelimeleri kullanan fakat Kur’an’daki kelime yapısından neredeyse tamamen farklı bir kavram örgüsü ve dil ortaya çıkmıştır. Bunu bertaraf etmek ancak Kur’an’da ifadesini bulan temel/ odak kavram sistemini yeniden anlamaya çalışmak ve onu anlayarak yerli yerinde kullanmakla mümkündür. Çünkü güvenilir bilgiler yalnızca doğru bir kavram sistemi içinde ifade edilebilirler. Bu nedenle yapılacak ilk iş, Kitap’taki terimlerin gramerini iyice anlamak ve temeli tamamen buna dayalı yepyeni bir odak ve anahtar kavram sistemi oluşturmaktır. Bunlardan biri olarak hilm ve özellikle de karşıtı olan cehalet kavramı büyük bir önem arz etmektedir.
Birbiriyle kurduğu mana ilişkisi ile bir ‘semantik alan’ meydana getiren anahtar terimlerden biri odak kelime kabul edilirse bu odak-kelimenin etrafında birçok anahtar kelime dizilir ve birlikte Kur’an’ın kelime hazinesinde önemli bir ‘mana alanı’ meydana getirirler.
Bu yazının devamı
189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilinen insanlık tarihinin en kadim meselesidir göç… Bir yerden başka bir yere gitmek anlamında hareketi/dinamizmi/devingenliği havi bir boyuta sahiptir. Nedenleri çeşitlidir… Coğrafyanın zorlayıcılığı olabileceği gibi açlık-yoksulluk-kıtlık-savaş da olabilir… Bir inancın-itikadın-ideolojinin yayılmasını sağlamak ya da ticari faaliyetler de dahildir bu nedenlerin arasına… Her halükarda mekan değişimi söz konusudur ve bu değişim tarih boyunca başka değişimleri de beraberinde getirmiştir.
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
İslam, dünyada üstün olarak insanca yaşamanın yolunu göstermiş ve Müslümanları buna teşvik etmiştir. Kur’an’a baktığımızda çalışmak, kazanmak, açık ve gizli infak etmek, yardım etmek,
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülâhazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Hilm Ve Halim’in Semantiği
Bazı kavramların tümüyle, bir bölümünün ise kısmen tahrifata uğradığı, Kur’an’daki kullanılan anlam ve ilk dönemde üstlendiği fonksiyon ile günümüzdeki kullanımı arasında büyük bir kaymanın olduğu açıktır. Bir lisan içindeki kavramsal değişmelerin, bunun yansıttığı hayat tarzındaki değişikliklere paralel seyrettiğini de kabul etmek lazımdır. Bu değişmeler sonucu kişiler arasında, çoğu zaman aynı kelimeleri kullanan fakat Kur’an’daki kelime yapısından neredeyse tamamen farklı bir kavram örgüsü ve dil ortaya çıkmıştır. Bunu bertaraf etmek ancak Kur’an’da ifadesini bulan temel/ odak kavram sistemini yeniden anlamaya çalışmak ve onu anlayarak yerli yerinde kullanmakla mümkündür. Çünkü güvenilir bilgiler yalnızca doğru bir kavram sistemi içinde ifade edilebilirler. Bu nedenle yapılacak ilk iş, Kitap’taki terimlerin gramerini iyice anlamak ve temeli tamamen buna dayalı yepyeni bir odak ve anahtar kavram sistemi oluşturmaktır. Bunlardan biri olarak hilm ve özellikle de karşıtı olan cehalet kavramı büyük bir önem arz etmektedir.
Birbiriyle kurduğu mana ilişkisi ile bir ‘semantik alan’ meydana getiren anahtar terimlerden biri odak kelime kabul edilirse bu odak-kelimenin etrafında birçok anahtar kelime dizilir ve birlikte Kur’an’ın kelime hazinesinde önemli bir ‘mana alanı’ meydana getirirler.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kim Yerli? Kim Göçmen? Kim Yabancı?
Bilinen insanlık tarihinin en kadim meselesidir göç… Bir yerden başka bir yere gitmek anlamında hareketi/dinamizmi/devingenliği havi bir boyuta sahiptir. Nedenleri çeşitlidir… Coğrafyanın zorlayıcılığı olabileceği gibi açlık-yoksulluk-kıtlık-savaş da olabilir… Bir inancın-itikadın-ideolojinin yayılmasını sağlamak ya da ticari faaliyetler de dahildir bu nedenlerin arasına… Her halükarda mekan değişimi söz konusudur ve bu değişim tarih boyunca başka değişimleri de beraberinde getirmiştir.
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Çalışmak, Yardım Etmek ve Kuvvet Hazırlamak
İslam, dünyada üstün olarak insanca yaşamanın yolunu göstermiş ve Müslümanları buna teşvik etmiştir. Kur’an’a baktığımızda çalışmak, kazanmak, açık ve gizli infak etmek, yardım etmek,
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülâhazalar- Bilgiyi Temellendirmenin Serüveni-II-
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülâhazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Yapay Zekâ Çağında Fıkıh: Modern Tartışmaları Kadim Lensle Okumak
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.