Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Bu yazının devamı 210. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 210. Sayıyı Satın Al Giriş yap
O dalgalı saçlarına bayıldığım küçük kızElleri böğürtlenli, ayağı çıplakKüçük adımların büyük yollarındaNasıl da tutunmuştuk hayataYaramaz gözlerinde Bir dünya gizliKalem tutan ellerinYüreğinde sırların felakıKoruyacaktır seni Gün dönmeden karanlığaBir uçurtmanın ipindeGöğü kaplarken hayallerinBir nefes soluklarkenHer akşam aynı sofradaAltı küçük elVe bugün sen büyüdünDünya küçülürken…Ufkun dar yollarındaUmuda büyük adımlarla yürüCebinde birkaç şarkıElinde bir avuç şiirDilinde duaları unutma…
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Bu yazının devamı 180. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar …
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Ben belki de arşın gölgesinde yetişmiş
Bir nergis demetiyim
Kutlu olan yeryüzü
Senin sevincin değil de
Belki içimdeki
Kelimelerin kalbimden elleriyle tutuşu.
Deli Gattura
Ellerimde elma var gözlerimde mil
Sarılırım sen yokken tutunduğum kabana
Sokak sokak dolaştım sindim lamba dibine
Dik duvarda tek ayak
Ellerimde elmalar
Göğsümde dişi bir kurt
Hem de gıdıklar beni
Yan yürüdüm yürürüm
Neden düşmem aşağı?
Ciim Ciim cim pıır
Devlet denen o karga
Dedemgilin bacaya
Çimi Çimi çirona
Sarı yasa anadan
Tuttu verdi bir ceza
Zam bak zum bak
Gözlerini bağlayıp çatıya aldırdılar
Koskoca bacayı boğarak öldürdüler
Gıdi Gıdi Gıdi
Boynundaki ipini belime kuşak yaptım
Altı okka arşını dişlerimle dişledim
Kamp taşında iş başı
Yüzükoyun beklerim
Atlarım aydan aya
Aydan aya atlarım
Gel gör beni ey zenci
İnci gibi dişlerim
Gak demiş efradıma
Guk da dese ne yazar
Kaban benim kabanım
İstese boğazlarım
Kim istedi kargadan
Gelsin konsun bacaya
Ingili mingili kukiki.
Savaşın ortasında bir kedi
Burnunu karıştırır
Nalbanttan almış çivi
Kalkanını okşatır
Savaş kimin savaşı?
Devlet denen şirk’in mi?
Hayvan Nuh’un hayvanı
Tırnağından bellidir
İlk günahı tez elden işleyip kurtulmuşum
Kimse ayık olmadan kedileri burmuşum
Şimdi derler caddeler insanlı iskemleler
Öptüm bir kurbağayı bende oldum kurbağa
İskemleyi kaldırıp masaya çevirdiler
Do-mi-re re-mi-do san-cı-lı
Köşe başında mikrofon şarkıcılı
Fa-mi-la -he-mi-la -de-li-lo
İlgili Yazılar
Bir Yakınlık Dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Bu yazının devamı 210. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 210. Sayıyı Satın Al Giriş yap
umuda yürü
O dalgalı saçlarına bayıldığım küçük kızElleri böğürtlenli, ayağı çıplakKüçük adımların büyük yollarındaNasıl da tutunmuştuk hayataYaramaz gözlerinde Bir dünya gizliKalem tutan ellerinYüreğinde sırların felakıKoruyacaktır seni Gün dönmeden karanlığaBir uçurtmanın ipindeGöğü kaplarken hayallerinBir nefes soluklarkenHer akşam aynı sofradaAltı küçük elVe bugün sen büyüdünDünya küçülürken…Ufkun dar yollarındaUmuda büyük adımlarla yürüCebinde birkaç şarkıElinde bir avuç şiirDilinde duaları unutma…
Mafima’ya Mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Bu yazının devamı 180. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar …
Büyüdük Küçüldü Sözlerimiz
Söz dağlarında heyelan oldu, kaldık buralarda,
Dil ateşten seyelan oldu, yandık bu dağlarda.
Dönemiyorum, geçmişim şaşalı kaldı benim,
Diyemiyorum, geleceğim umuttandır benim.
Büyüdük, küçüldü sözlerimiz,
Üzüldük, yaşlandı gözlerimiz.
İlkbahar’da yapraklar dökülür bu devranda,
Sonbahar’da açar çiçekler korunan kurganda.
Yol Olsun
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Ben belki de arşın gölgesinde yetişmiş
Bir nergis demetiyim
Kutlu olan yeryüzü
Senin sevincin değil de
Belki içimdeki
Kelimelerin kalbimden elleriyle tutuşu.