geçer ipliğinden zamanın zorluk denilen katar göğsü yaralayan bir hançer ne ki kuş tüyüdür işte acıtan ağır ağır direnci vardır kolları var sımsıkı tutacak bilekleri tam ışımak üzereyken kılıç boşluğa düşürülür şah-ı merdan kulaklara iliştirilir ferman ferman bütün yollar kısadır dünya bir vakitlik han he! dense çıkılacaktır al! dense alınacak kalır kenarda öylece …
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Uyanmak karanlığı bulmaktır aslında. Yüzümüzde ezbere bildiğimiz mahmurlukla karanlığı bileklerinden yakalamaktır uyanmak.
Karanlığı yıkamak neyi değiştirir fikri seni eylemesin.
Kur’a hep kendi içimizdeki günahkâra çıkar.
Sen kendi aksini izlemeye meyledip denize düşeni ve içinde haksızlık olan karanlığı yutan balığı hatırla.
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni
Deli Gattura
Ellerimde elma var gözlerimde mil
Sarılırım sen yokken tutunduğum kabana
Sokak sokak dolaştım sindim lamba dibine
Dik duvarda tek ayak
Ellerimde elmalar
Göğsümde dişi bir kurt
Hem de gıdıklar beni
Yan yürüdüm yürürüm
Neden düşmem aşağı?
Ciim Ciim cim pıır
Devlet denen o karga
Dedemgilin bacaya
Çimi Çimi çirona
Sarı yasa anadan
Tuttu verdi bir ceza
Zam bak zum bak
Gözlerini bağlayıp çatıya aldırdılar
Koskoca bacayı boğarak öldürdüler
Gıdi Gıdi Gıdi
Boynundaki ipini belime kuşak yaptım
Altı okka arşını dişlerimle dişledim
Kamp taşında iş başı
Yüzükoyun beklerim
Atlarım aydan aya
Aydan aya atlarım
Gel gör beni ey zenci
İnci gibi dişlerim
Gak demiş efradıma
Guk da dese ne yazar
Kaban benim kabanım
İstese boğazlarım
Kim istedi kargadan
Gelsin konsun bacaya
Ingili mingili kukiki.
Savaşın ortasında bir kedi
Burnunu karıştırır
Nalbanttan almış çivi
Kalkanını okşatır
Savaş kimin savaşı?
Devlet denen şirk’in mi?
Hayvan Nuh’un hayvanı
Tırnağından bellidir
İlk günahı tez elden işleyip kurtulmuşum
Kimse ayık olmadan kedileri burmuşum
Şimdi derler caddeler insanlı iskemleler
Öptüm bir kurbağayı bende oldum kurbağa
İskemleyi kaldırıp masaya çevirdiler
Do-mi-re re-mi-do san-cı-lı
Köşe başında mikrofon şarkıcılı
Fa-mi-la -he-mi-la -de-li-lo
İlgili Yazılar
MÜDA-Fİ-İL
Lütfen beni anla
Bir ağaç değilim sadece gölgeden
Yapraklarım yok karşılıksız besin üreten
Yaralarım var karşılıklı dünyayla ahidleşen
Mavi Kardelenler Borçlusu
Kırsal hakikatler besliyorum, kentler ki samimiyetten küçüktür,
Köylerdeki inancı kuşanıp da geldim, şehirler ki ağır bir yüktür.
Bildiklerim, çıktığım yolların tarifine yetmiyor,
Bu kara yazı, şu koca ömrün tarihine gitmiyor.
Hayal, zihnin kapısına itinayla vurulmuş alımlı bir rüyadır,
Aşk, uçsuz bucaksız sahradan denizler çıkaran bir deryadır.
Ezgiler mırıldandık, üstelik sevdalar satın aldık,
Gündüzleri güneşe, her gece aya hasret kaldık.
neden neden?
geçer ipliğinden zamanın zorluk denilen katar göğsü yaralayan bir hançer ne ki kuş tüyüdür işte acıtan ağır ağır direnci vardır kolları var sımsıkı tutacak bilekleri tam ışımak üzereyken kılıç boşluğa düşürülür şah-ı merdan kulaklara iliştirilir ferman ferman bütün yollar kısadır dünya bir vakitlik han he! dense çıkılacaktır al! dense alınacak kalır kenarda öylece …
Şair Tutanağı: Yağmur Duası
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Uyanmak karanlığı bulmaktır aslında. Yüzümüzde ezbere bildiğimiz mahmurlukla karanlığı bileklerinden yakalamaktır uyanmak.
Karanlığı yıkamak neyi değiştirir fikri seni eylemesin.
Kur’a hep kendi içimizdeki günahkâra çıkar.
Sen kendi aksini izlemeye meyledip denize düşeni ve içinde haksızlık olan karanlığı yutan balığı hatırla.
Siyah Adam ya da Antirasizm
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni