Bir insan düşleyelim… Yüce hayal ve yüce ideallerle bir yola çıksın. Yolun zorluklarına dayansın, yolun yolcusu iken hazırlıklar yapsın ve yol alırken de eksiği gediği tamamlasın. Bu yol alışta yeni yerler, yeni keşifler, yeni insanlar, yeni yöntemler tanısın. Bunların her biri ona kendini yenileme imkânı sağlasın. Bu yenilenme, coşku ve heyecana dönüşsün. “Yeniden yeniden” diyerek güne başlasın. Her tamamlanan günün yeni bir heyecana hâmil olduğunu bilerek uykuya dalsın. Düşlerinde bile kıpır kıpır uyusun. Uyandığında güne “vira bismillah” diye başlasın güne. Seherin güzel cıvıltıları eşliğinde rahmana secde eylesin. Salâtın secdelerinde rahman olan Allah’a yakarışında ihsanı gözetsin ve Allah’ın ihsan edenleri sevdiğini bilerek adımlarını atmaya başlasın. Helalinden ilim, fikir ve rızık aramak üzere yeryüzüne çıkmak üzere hazırlansın. Sükûnet ve huzur bulduğu evinden akşama özlemle dönmek üzere çıksın. Karşılaştığı ilk insan O’nu Allah’ın selamı ile selamlayarak halini hatırını sorsun. Bunu yaparken gözlerini kaçırmadığını hissettirsin ve sıcaklığı ile doğan güneşe eşlik ederek yüreğini ısıtsın. Huzmelerin yansıttığı aydınlatma ile yüzler ışıl ışıl parıldasın. Bu sinerji ticarete yansısın, okuldaki öğretmene, hastanedeki doktora, adliyedeki hâkime, sokakta rüzgârın savurduğu (insanların çöplüğe çevirdiği sokağı değil) çöpleri süpüren kişiye A’dan Z’ye herkese…
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sokaklarda başıboş dolaşan, caddelerde arabaların arasında bir şeyler satmaya çalışan çocuklar…Belki bir ömür keşfedemeyecekler kendilerini. “İnsan” olduklarının farkına bile varmadan tüketecekler koca bir ömrü. Ne pejmürde kıyafetleridir beni üzen, ne de açlıkları, sersefil hayatları. O, görünen halleridir nihayetinde. Üç-beş kuruşla düzeltilebilecek halleri… Ölünce de geçer veya biter dünyalık sıkıntıları. Her şey bu kadar mı ama? …
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.Bir sonraki nesli yani bizleri ve bizden sonrakileri düşündüm. …
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Yılgınlık Neyin Habercisi…
Bir insan düşleyelim… Yüce hayal ve yüce ideallerle bir yola çıksın. Yolun zorluklarına dayansın, yolun yolcusu iken hazırlıklar yapsın ve yol alırken de eksiği gediği tamamlasın. Bu yol alışta yeni yerler, yeni keşifler, yeni insanlar, yeni yöntemler tanısın. Bunların her biri ona kendini yenileme imkânı sağlasın. Bu yenilenme, coşku ve heyecana dönüşsün. “Yeniden yeniden” diyerek güne başlasın. Her tamamlanan günün yeni bir heyecana hâmil olduğunu bilerek uykuya dalsın. Düşlerinde bile kıpır kıpır uyusun. Uyandığında güne “vira bismillah” diye başlasın güne. Seherin güzel cıvıltıları eşliğinde rahmana secde eylesin. Salâtın secdelerinde rahman olan Allah’a yakarışında ihsanı gözetsin ve Allah’ın ihsan edenleri sevdiğini bilerek adımlarını atmaya başlasın. Helalinden ilim, fikir ve rızık aramak üzere yeryüzüne çıkmak üzere hazırlansın. Sükûnet ve huzur bulduğu evinden akşama özlemle dönmek üzere çıksın. Karşılaştığı ilk insan O’nu Allah’ın selamı ile selamlayarak halini hatırını sorsun. Bunu yaparken gözlerini kaçırmadığını hissettirsin ve sıcaklığı ile doğan güneşe eşlik ederek yüreğini ısıtsın. Huzmelerin yansıttığı aydınlatma ile yüzler ışıl ışıl parıldasın. Bu sinerji ticarete yansısın, okuldaki öğretmene, hastanedeki doktora, adliyedeki hâkime, sokakta rüzgârın savurduğu (insanların çöplüğe çevirdiği sokağı değil) çöpleri süpüren kişiye A’dan Z’ye herkese…
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“İnsan” Olmanın Farkına Varmak
Sokaklarda başıboş dolaşan, caddelerde arabaların arasında bir şeyler satmaya çalışan çocuklar…Belki bir ömür keşfedemeyecekler kendilerini. “İnsan” olduklarının farkına bile varmadan tüketecekler koca bir ömrü. Ne pejmürde kıyafetleridir beni üzen, ne de açlıkları, sersefil hayatları. O, görünen halleridir nihayetinde. Üç-beş kuruşla düzeltilebilecek halleri… Ölünce de geçer veya biter dünyalık sıkıntıları. Her şey bu kadar mı ama? …
İnsan Her Acıya Katlanabilir mi
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.Bir sonraki nesli yani bizleri ve bizden sonrakileri düşündüm. …
İmtihandan Çıkış
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Mektup III
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Emperyalizm ve Edebiyat
Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.