Romalı şair Horatius’a atfedilen, Kant’la felsefik içeriği şekillenen sapere aude (bilmeye cesaret et), ‘kendi aklını kullanma cesaretini göster’ mottosu insanı tefekküre, akletmeye, hicr’e, tezekküre mi davet etmektedir?
Mevcut haliyle işiten kulaklara cesaret ve özgüven aşılayan bu ifade dile getirilmeden önce insanın bilmeye ve öğrenmeye karşı bir direnci mi vardı acaba? İnsanlık bilgiden, bilimden ve akıldan yoksun, dogmalarına boğulmuştu da ne mutlu ki bu cümleyle tıkanan ufku yeniden mi açılmıştı?
Yoksa yukarıdaki motto, bilmeyi ve düşünmeyi, Tanrı da dahil her türlü otoriteden bağımsızlaştırıp Tanrıyla irtibatı kesilmiş aklı(!) rehber edinmeye mi bir çağrıydı? Israrla ‘ahlâki sınır’ diyoruz… Metafizik temeli, ahlâki sınırı konuşulmamış hangi konu aşırılık ve ölçüsüzlükten kurtarabilir yakasını?
(Sunuş)









Henüz değerlendirme yapılmadı.