“Yaşamımdaki bunca uyumsuzluktan sonra,
tam olması gerektiği gibi olmamayı,
yersiz yurtsuz olmayı yeğlemeyi öğrendim aslına bakılırsa.”
Edward Said
“Her intihar geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır.”
İsmet Özel
Göç, ağır bir travmadır insan yaşamında. Dilin konuşmaz, konuşamaz… Kulağın işitmez, işitemez.
Öyle bir an gelir ki yuttuğun lokmanın gırtlağından ağır ağır geçerken çıkardığı sesleri işitir gibi olursun.
Sokaklarda yürürsün, hiçbir köşe tanıdık gelmez; kulak verir, işitmek istersin ama kaldırımlar bile sana söyleyecek hiçbir şey bulamaz.
Elini atar, tutmak istersin bir taşı… Bir, iki, üç… Taşın ufalanıp tırnaklarının arasında toz olduğunu görürsün… Elin boşlukta asılı kalır!
Yükselmek, mesafe almak için değil; tutunmak içindir tüm çaba.
Gözlere bakarsın; gözden tutmak, tutunmak istersin. Bakışlar yarı dolu yarı boş…
Göz deyip geçme! Göz kalptir, göz akıldır, göz dildir… Tevekkeli değil, uyarır yüce yaradan; ‘Söyle gözlerini sakınsınlar!’ Kalbini sakın, aklını sakın, dilini sakın…
Evet, göz, duygunu aktardığın dildir de. Sevgini, nezâketini, kararlılığını; eprimiş ruhunu, öfkeni, kinini, nefretini saklayamadığın bir dildir!
Göç bir imtihandır.










Henüz değerlendirme yapılmadı.