7 Ekim 2023 tarihinde azgın İsrailoğullarının Gazze merkezli Filistin katliamına ilk adım atılmıştı. Bu satırların yazarı 1947 doğumludur. İsrail’in devlet olarak kuruluş tarihi 1948 olduğuna göre bu devletle yaşıt sayılırız. Türkiye Cumhuriyeti İsrail devletini hemen 1949 yılında tanıyan ilk ülkelerden biridir. Benim zavallı memleketim kimlerin eliyle yönetiliyormuş ki o tarihlerde böyle bir kara lekeye beni de ne yazık ortak etmişler. Bilim fen ve teknolojinin, iletişim araçlarının zirveye ulaştığı bu günlerde dünyanın gözü önünde naklen izlenen Gazze merkezli katliam insanlığa ne öğretiyor? Sualin cevabını merak edenlere girişteki kısa malumatı vererek bir ön izleme imkân ve fırsatı sunmak istedim. Bu günlerde idrak ettiğim ömür yaşımla beraber bu husustaki bütün şahitliklerimi yeniden hatırlayarak neler söyleyebilirim?
Nereden başlamalıyım? Mesela bir video izledim. Beş altı yaşlarında Gazzeli bir kız çocuğunun evini fosfor bombalarıyla tahrip etmişti İsrail. Annesi babası kardeşleri ölmüştü. Yalnız bu kız çocuğu ne hikmetse sapasağlam çıkmıştı enkaz altından. Yatması gereken hastane de Birleşmiş Milletler Barış Elçilerinin nezaretinde bombalanmış, bu nedenle çocuğu hastanenin bahçesinde bir sedyeye yatıran doktorlar tedavi etmeye çalışıyorlardı. Sedyede yatan çocuğun sol kolu platin çivilerle sedyeye sabitlenmişti. Besbelli birkaç yerinden kırıktı. Sağ koluna ait eli yoktu parçalanmıştı ve bileği bir sargının altında kalmıştı. Çocuk birkaç damla gözyaşını silebilmek için sol kolu çivili olduğundan sağ elini kullanmak istiyor ama onu da yerinde bulamıyordu. Çaresiz bileğini saran sargı bezleriyle yanaklarını gıdıklayan gözyaşını dindirmeye uğraşıyordu. Yarabbi diye konuşuyorum kendi kendime ben bugün Netanyahu yahut Elon Musk bile olsaydım bu manzara karşısında kalbim durmuştu. Televizyondaki seyir esnasında açık söylemem gerekirse yorgun kalbim sahiden bir ara durma noktasına varmıştı.
“Seküler sosyal ilaçlardaki sıkıntı, uygulandıkça hastayı daha da hasta etmesidir. Batı’da bugün bunu ifade etmek, yani yeni aristokrasilerin bize parlak ve özgürleştirici bir ütopya getirmek şöyle dursun, sosyal hastalıklarımızı daha da kötüleştirdiğini söylemek, küfür kabul edilmektedir.”
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
İslâm coğrafyasında husule gelmiş iki türlü kekemelik mevcuttur. Birincisi; Müslüman ilim zihninin taşlaşması neticesinde düşünsel üretimini sonlandırması, ikincisi ise; birincisine bağlı olarak kendisi dışında üretilmiş
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Şairlerin ve Tüm Vicdan Sahiplerinin Filistin İçin Küresel İntifada Çağrısı
GİRİŞ
7 Ekim 2023 tarihinde azgın İsrailoğullarının Gazze merkezli Filistin katliamına ilk adım atılmıştı. Bu satırların yazarı 1947 doğumludur. İsrail’in devlet olarak kuruluş tarihi 1948 olduğuna göre bu devletle yaşıt sayılırız. Türkiye Cumhuriyeti İsrail devletini hemen 1949 yılında tanıyan ilk ülkelerden biridir. Benim zavallı memleketim kimlerin eliyle yönetiliyormuş ki o tarihlerde böyle bir kara lekeye beni de ne yazık ortak etmişler. Bilim fen ve teknolojinin, iletişim araçlarının zirveye ulaştığı bu günlerde dünyanın gözü önünde naklen izlenen Gazze merkezli katliam insanlığa ne öğretiyor? Sualin cevabını merak edenlere girişteki kısa malumatı vererek bir ön izleme imkân ve fırsatı sunmak istedim. Bu günlerde idrak ettiğim ömür yaşımla beraber bu husustaki bütün şahitliklerimi yeniden hatırlayarak neler söyleyebilirim?
Nereden başlamalıyım? Mesela bir video izledim. Beş altı yaşlarında Gazzeli bir kız çocuğunun evini fosfor bombalarıyla tahrip etmişti İsrail. Annesi babası kardeşleri ölmüştü. Yalnız bu kız çocuğu ne hikmetse sapasağlam çıkmıştı enkaz altından. Yatması gereken hastane de Birleşmiş Milletler Barış Elçilerinin nezaretinde bombalanmış, bu nedenle çocuğu hastanenin bahçesinde bir sedyeye yatıran doktorlar tedavi etmeye çalışıyorlardı. Sedyede yatan çocuğun sol kolu platin çivilerle sedyeye sabitlenmişti. Besbelli birkaç yerinden kırıktı. Sağ koluna ait eli yoktu parçalanmıştı ve bileği bir sargının altında kalmıştı. Çocuk birkaç damla gözyaşını silebilmek için sol kolu çivili olduğundan sağ elini kullanmak istiyor ama onu da yerinde bulamıyordu. Çaresiz bileğini saran sargı bezleriyle yanaklarını gıdıklayan gözyaşını dindirmeye uğraşıyordu. Yarabbi diye konuşuyorum kendi kendime ben bugün Netanyahu yahut Elon Musk bile olsaydım bu manzara karşısında kalbim durmuştu. Televizyondaki seyir esnasında açık söylemem gerekirse yorgun kalbim sahiden bir ara durma noktasına varmıştı.
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
214. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Gelecekte Aile ve Alternatif Partner Modelleri
“Seküler sosyal ilaçlardaki sıkıntı, uygulandıkça hastayı daha da hasta etmesidir. Batı’da bugün bunu ifade etmek, yani yeni aristokrasilerin bize parlak ve özgürleştirici bir ütopya getirmek şöyle dursun, sosyal hastalıklarımızı daha da kötüleştirdiğini söylemek, küfür kabul edilmektedir.”
Yemekteyiz: Kendi(liği)mizi Yiyoruz
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
Dünyanın Boyasıyla Boyanmış Yüzler
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Kekeme Adına Konuşmak
İslâm coğrafyasında husule gelmiş iki türlü kekemelik mevcuttur. Birincisi; Müslüman ilim zihninin taşlaşması neticesinde düşünsel üretimini sonlandırması, ikincisi ise; birincisine bağlı olarak kendisi dışında üretilmiş
Özgürlük Manifestosu
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Alışverişe devam et