Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır. Kültür, “insanların toplumda yaşamaları nedeniyle öğrendikleri şeylerin toplamı”dır. Toplumsallığın sonucu olarak, insan hayatının nesnel parçalarının yanında nesnel olmayan parçalarını da içermektedir. En genel anlamıyla bir topluluk veya toplumun hayatını meydana getiren maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültür, bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bu değişim süreci içerisinde bulunan öğrenilmiş davranış kalıpları ile bu kalıpların ürünlerinin oluşturduğu bir yaşam biçimidir.
Kültür denilen olgunun bireyin ruhuna nüfuz etmesi sürecine toplumsallaşma nedir. Toplumsallaşma “toplumun değerlerini, kurallarını, inançlarını, eğilimlerini ve davranışlarını benimsemesi süreci” olarak tanımlanabilir.
Ayrıca “bireyin kişilik kazanarak, belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci” olarak tanımlayanlar olduğu gibi, “insan yavrusunun biyolojik bir varlık olmaktan çıkıp toplumun bir üyesi haline gelmesi” olarak da tanımlanmıştır. Toplumsallaşma olgusundan bahsedebilmek için toplum verisinin yani kültürün olması gerekir ve bu kültürün süreç dâhilinde toplum ve birey arasında akışı sağlanmalıdır.
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor. Hastalığa mı üzülmeli, acıdan kıvranan hastanın nâdânlığına mı?
İnsanoğlu tarih boyunca kendisi üzerine düşünmüş ve “insan” tanımlamaları yapmıştır. ”İnsan konuşan bir canlıdır” demiş eski bir Yunan düşünürü. Yine Eski Ahitte de “Önce söz vardı” ifadesi geçer. Konuşmak ya da söz, uzun yıllar insanın ayırıcı vasfı olarak kabul edilmiştir. Tüm dinlerde ve inançlarda mesajlar genelde insanlara konuşularak aktarılmış, ulaştırılmıştır. Yaratıcı bile mesajını insanlara bu …
Yemekteyiz: Kendi(liği)mizi Yiyoruz
İnsan ne yiyorsa odur.
Alman Atasözü
Ne yersen osun.
Çin Atasözü
Bana ne yediğini söyle,
sana kim olduğunu söyleyeyim.
Türk Atasözü
Kavramların Kokusu/Tadı
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır. Kültür, “insanların toplumda yaşamaları nedeniyle öğrendikleri şeylerin toplamı”dır. Toplumsallığın sonucu olarak, insan hayatının nesnel parçalarının yanında nesnel olmayan parçalarını da içermektedir. En genel anlamıyla bir topluluk veya toplumun hayatını meydana getiren maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültür, bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bu değişim süreci içerisinde bulunan öğrenilmiş davranış kalıpları ile bu kalıpların ürünlerinin oluşturduğu bir yaşam biçimidir.
Ayrıca “bireyin kişilik kazanarak, belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci” olarak tanımlayanlar olduğu gibi, “insan yavrusunun biyolojik bir varlık olmaktan çıkıp toplumun bir üyesi haline gelmesi” olarak da tanımlanmıştır. Toplumsallaşma olgusundan bahsedebilmek için toplum verisinin yani kültürün olması gerekir ve bu kültürün süreç dâhilinde toplum ve birey arasında akışı sağlanmalıdır.
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Dinlerde Tövbe
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
İsrail’i Nasıl Mağlup Ederiz?
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
En Büyük Kötülükle Uzlaşmak
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
İnsan Haklarını Konuşmak ‘Kışkırtılmış İnsan’dan ‘Yaratılmış İnsana’
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor. Hastalığa mı üzülmeli, acıdan kıvranan hastanın nâdânlığına mı?
İnsan Kekeleyen Tek Hayvandır
İnsanoğlu tarih boyunca kendisi üzerine düşünmüş ve “insan” tanımlamaları yapmıştır. ”İnsan konuşan bir canlıdır” demiş eski bir Yunan düşünürü. Yine Eski Ahitte de “Önce söz vardı” ifadesi geçer. Konuşmak ya da söz, uzun yıllar insanın ayırıcı vasfı olarak kabul edilmiştir. Tüm dinlerde ve inançlarda mesajlar genelde insanlara konuşularak aktarılmış, ulaştırılmıştır. Yaratıcı bile mesajını insanlara bu …
Alışverişe devam et