Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır. Kültür, “insanların toplumda yaşamaları nedeniyle öğrendikleri şeylerin toplamı”dır. Toplumsallığın sonucu olarak, insan hayatının nesnel parçalarının yanında nesnel olmayan parçalarını da içermektedir. En genel anlamıyla bir topluluk veya toplumun hayatını meydana getiren maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültür, bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bu değişim süreci içerisinde bulunan öğrenilmiş davranış kalıpları ile bu kalıpların ürünlerinin oluşturduğu bir yaşam biçimidir.
Kültür denilen olgunun bireyin ruhuna nüfuz etmesi sürecine toplumsallaşma nedir. Toplumsallaşma “toplumun değerlerini, kurallarını, inançlarını, eğilimlerini ve davranışlarını benimsemesi süreci” olarak tanımlanabilir.
Ayrıca “bireyin kişilik kazanarak, belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci” olarak tanımlayanlar olduğu gibi, “insan yavrusunun biyolojik bir varlık olmaktan çıkıp toplumun bir üyesi haline gelmesi” olarak da tanımlanmıştır. Toplumsallaşma olgusundan bahsedebilmek için toplum verisinin yani kültürün olması gerekir ve bu kültürün süreç dâhilinde toplum ve birey arasında akışı sağlanmalıdır.
Hüsamettin Yıldırım’ın İçtimai Matematik çalışması, pek çok açıdan hakikat bilgisine ulaşmanın yöntemlerini/yollarını inceler. Bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olmasını bir talihsizlik olarak nitelemenin yanı sıra eserin hakikat
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Hakikatin peşinde olmak, hakkı söylemek Allah’a verdiğimiz sözdür. Hak, hakikat sahibinindir. O’nun sözü fıkhedilmemişse, soru ve sorunlara kendi çağının çözümünü üretmek için âlimler bir araya gelip çözüm üretmemişse, Kur’ân fıkhedilip asrın idrâkine sunulmamışsa nasıl doğru bir hayat yaşanabilir?
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden. Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem. Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil. Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum. Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Yemekteyiz: Kendi(liği)mizi Yiyoruz
İnsan ne yiyorsa odur.
Alman Atasözü
Ne yersen osun.
Çin Atasözü
Bana ne yediğini söyle,
sana kim olduğunu söyleyeyim.
Türk Atasözü
Kavramların Kokusu/Tadı
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır. Kültür, “insanların toplumda yaşamaları nedeniyle öğrendikleri şeylerin toplamı”dır. Toplumsallığın sonucu olarak, insan hayatının nesnel parçalarının yanında nesnel olmayan parçalarını da içermektedir. En genel anlamıyla bir topluluk veya toplumun hayatını meydana getiren maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültür, bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bu değişim süreci içerisinde bulunan öğrenilmiş davranış kalıpları ile bu kalıpların ürünlerinin oluşturduğu bir yaşam biçimidir.
Ayrıca “bireyin kişilik kazanarak, belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci” olarak tanımlayanlar olduğu gibi, “insan yavrusunun biyolojik bir varlık olmaktan çıkıp toplumun bir üyesi haline gelmesi” olarak da tanımlanmıştır. Toplumsallaşma olgusundan bahsedebilmek için toplum verisinin yani kültürün olması gerekir ve bu kültürün süreç dâhilinde toplum ve birey arasında akışı sağlanmalıdır.
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İçtimai Matematik: Hakikati Tecrübe Etmenin İmkânsızlığı
Hüsamettin Yıldırım’ın İçtimai Matematik çalışması, pek çok açıdan hakikat bilgisine ulaşmanın yöntemlerini/yollarını inceler. Bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olmasını bir talihsizlik olarak nitelemenin yanı sıra eserin hakikat
Ütopyaya Masal Aşısı ya da Masaldan Ütopyaya Bir Yol Var mı?
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Fıkhı Fıkhedelim!
Hakikatin peşinde olmak, hakkı söylemek Allah’a verdiğimiz sözdür. Hak, hakikat sahibinindir. O’nun sözü fıkhedilmemişse, soru ve sorunlara kendi çağının çözümünü üretmek için âlimler bir araya gelip çözüm üretmemişse, Kur’ân fıkhedilip asrın idrâkine sunulmamışsa nasıl doğru bir hayat yaşanabilir?
Çocukların Dünyası
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden. Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem. Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil. Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum. Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Alışverişe devam et