İsrail’e askerî anlamda diz çöktürmek büyük bir sorun teşkil etmemektedir. Günümüzde bölgedeki devletlerin sahip olduğu askerî güç İsrail’in askerî kapasitesini birkaç hafta içerisinde etkisiz hâle getirmek için fazlasıyla yeterli olacaktır. Ama İsrail’i kazıdığınızda altından çıkan unsurlar—bazı yaklaşımlara göre “derin İsrail”—nispeten daha büyük bir sorun teşkil etmektedir: ABD, önemli bir ölçüde AB ve dünyanın çeşitli devletlerindeki siyonist lobiler; evanjelizm ve Hıristiyan siyonizmi; masonluk ve Bilderberg; Federal Reserve, WEF, VISA ve MasterCard, BlackRock, Vanguard, Rothschildler; Hollywood ve Netflix; CIA, Epstein-Maxwell hadisesindeki gibi “derin siyaset” mekanizmaları; CNN, BBC, Axel-Springer Verlag ve sair Batılı ana akım veya “alternatif” medya organı; Batı akademisindeki siyonizm (bkz. Kees van der Pijl); Google/YouTube, Facebook/Instagram, Amazon, Hewlett Packard, Siemens, Pfizer, McDonald’s, Burger King, Nestle, Coca-Cola, Starbucks vb. buraya adları dahi sığmayacak binlerce irili ufaklı şirket ve dahası henüz siyonizmle bağlantısı deşifre olmamış sair aktör ve şirketler. İşte Filistin topraklarını işgal eden, resmî devlet statüsündeki “İsrail” uluslararası siyonizmin küresel buzdağının sadece görünen yüzüdür ve aslında uğradığımız “topyekûn işgalin” faili haritadaki bu resmî devlet değil, artık tüm insanlığı kuşatmış olan bütüncül bir sistemdir.
Küresel siyonizmin aslında ne kadar palazlandığı ve hangi derinliklerde gezindiği 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan hadiseleri müteakip uygulanmak istenen boykotta açığa çıkmıştır.
Bu yazının devamı
214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Nerdesin ey Sultan Hamid Han?
Feryadım varır mı bârgâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan
Şu nankör milletinin bak günahına
Tarihler adını andığı zaman
Sana hak verecek ey koca sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyasi padişahına
Padişah hem zalim hem deli dedik
İhtilâle kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz belî dedik
Çalıştık fitnenin intihabına
Sonra cinsi bozuk ahlâkı fena
Bugün Türkiye’deki entelektüel kesimin bir kısmı —akademisyeninden yazarına, sanatçısından kanaat önderine kadar— benzer bir Oblomovluk haliyle kuşatılmış gibidir.
Şu soruların yöneltilmesi gerek: Kendimiz olmamız için ne kadar izin verilmektedir? Kendi kararlarımızla mı yoksa başkalarının kararlarıyla mı hareket ediyoruz? Özgür irademizle mi meylettiğimiz şeylere yöneliyoruz? Sosyal medyayı sürekli takip eden birisi takip ettiklerini kendi tercihleri ile mi gerçekleştiriyor?
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
İsrail’i Nasıl Mağlup Ederiz?
İsrail’e askerî anlamda diz çöktürmek büyük bir sorun teşkil etmemektedir. Günümüzde bölgedeki devletlerin sahip olduğu askerî güç İsrail’in askerî kapasitesini birkaç hafta içerisinde etkisiz hâle getirmek için fazlasıyla yeterli olacaktır. Ama İsrail’i kazıdığınızda altından çıkan unsurlar—bazı yaklaşımlara göre “derin İsrail”—nispeten daha büyük bir sorun teşkil etmektedir: ABD, önemli bir ölçüde AB ve dünyanın çeşitli devletlerindeki siyonist lobiler; evanjelizm ve Hıristiyan siyonizmi; masonluk ve Bilderberg; Federal Reserve, WEF, VISA ve MasterCard, BlackRock, Vanguard, Rothschildler; Hollywood ve Netflix; CIA, Epstein-Maxwell hadisesindeki gibi “derin siyaset” mekanizmaları; CNN, BBC, Axel-Springer Verlag ve sair Batılı ana akım veya “alternatif” medya organı; Batı akademisindeki siyonizm (bkz. Kees van der Pijl); Google/YouTube, Facebook/Instagram, Amazon, Hewlett Packard, Siemens, Pfizer, McDonald’s, Burger King, Nestle, Coca-Cola, Starbucks vb. buraya adları dahi sığmayacak binlerce irili ufaklı şirket ve dahası henüz siyonizmle bağlantısı deşifre olmamış sair aktör ve şirketler. İşte Filistin topraklarını işgal eden, resmî devlet statüsündeki “İsrail” uluslararası siyonizmin küresel buzdağının sadece görünen yüzüdür ve aslında uğradığımız “topyekûn işgalin” faili haritadaki bu resmî devlet değil, artık tüm insanlığı kuşatmış olan bütüncül bir sistemdir.
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yasaların Gözetiminde Hayat
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Tövbenin Siyaseti ya da Siyasetin Tövbesi
Nerdesin ey Sultan Hamid Han?
Feryadım varır mı bârgâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan
Şu nankör milletinin bak günahına
Tarihler adını andığı zaman
Sana hak verecek ey koca sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyasi padişahına
Padişah hem zalim hem deli dedik
İhtilâle kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz belî dedik
Çalıştık fitnenin intihabına
Sonra cinsi bozuk ahlâkı fena
Oblomovluk Sendromu: Psikososyal Bir Yaklaşım ve Türk Entelektüelinin Eylemsizliği
Bugün Türkiye’deki entelektüel kesimin bir kısmı —akademisyeninden yazarına, sanatçısından kanaat önderine kadar— benzer bir Oblomovluk haliyle kuşatılmış gibidir.
Manipüle Edilmiş Zihinler ya da Başkaları için Yaşamak
Şu soruların yöneltilmesi gerek: Kendimiz olmamız için ne kadar izin verilmektedir? Kendi kararlarımızla mı yoksa başkalarının kararlarıyla mı hareket ediyoruz? Özgür irademizle mi meylettiğimiz şeylere yöneliyoruz? Sosyal medyayı sürekli takip eden birisi takip ettiklerini kendi tercihleri ile mi gerçekleştiriyor?
‘Şartlar’ Neyi Belirler
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Alışverişe devam et