“Seküler sosyal ilaçlardaki sıkıntı, uygulandıkça hastayı daha da hasta etmesidir. Batı’da bugün bunu ifade etmek, yani yeni aristokrasilerin bize parlak ve özgürleştirici bir ütopya getirmek şöyle dursun, sosyal hastalıklarımızı daha da kötüleştirdiğini söylemek, küfür kabul edilmektedir.”[2]
Conor Cruise O’Brein
Post-modern insanın, insanlığın çöllerde gezindiği ilkel vakitlerden kalma, geçmiş dönemlere ait bir kavram olarak gördüğü aile; egemenlerin “Post-modern” dönemden “İnsan Sonrası” (post-human) döneme geçmeye çalıştığı, makine olmanın eşiğine geldiği şu anda, bir an önce terk edilmesi, hatıraların arasına karıştırılması gereken bir kavram olarak görülüyor. Aile tipi toplumun terk edilerek, aile sonrasına geçişin fikrî alt yapısı ise feminist ve Queer çevrelerce inşa ediliyor.
Ünlü feminist filozof Simone de Beauvoir, İkinci Cins adlı eserinde evlilik ve aileyi; “erkek egemen düzenin, kadını baskı altında tutmak için geliştirdiği bir yapı” olarak görür ve “çoğu feministler gibi ailenin tamamen ortalıktan kaldırılmasını” önerir.
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sözlükte ‘bir aracı vasıtasıyla maddî veya manevî derecesi yüksek birine yaklaşmayı arzu etmek; iyi amellerle Allah’a yaklaşmayı ummak’ anlamındaki vsl kökünden türeyen tevessül, bir müslümanın işlediği sâlih amelleri, Hz. Peygamber’i yahut velî denilenleri veya sâlih kulları vesîle/aracı
Bu makale, Türkiye’de yakın dönemde İslamî hareketler içerisinden bir ayrışma süreci sonunda mücessemleşen Antikapitalist Müslümanlar’ın (AKM) nasıl bir bağlamda ortaya çıktığı ve temel karakterinin ne olduğu soruları üzerinden şekillenmektedir.
Kimi temel kavramlar günlük yaşamımızın içine o kadar çok girerler ki, kavram bilincimizde herhangi bir yer etmezler. Biz hiçbir zaman bu kavramlar üzerine düşünmeyiz. Bu kavramları bir değişim veya güçlüklerin yaşandığı dönemler geçirirken farkına varırız. Bu kavramlardan en önemlilerinden biri benlik kavramıdır.
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Gelecekte Aile ve Alternatif Partner Modelleri
Gelecekte Aile ve Alternatif Partner Modelleri[1]
“Seküler sosyal ilaçlardaki sıkıntı, uygulandıkça hastayı daha da hasta etmesidir. Batı’da bugün bunu ifade etmek, yani yeni aristokrasilerin bize parlak ve özgürleştirici bir ütopya getirmek şöyle dursun, sosyal hastalıklarımızı daha da kötüleştirdiğini söylemek, küfür kabul edilmektedir.”[2]
Conor Cruise O’Brein
Post-modern insanın, insanlığın çöllerde gezindiği ilkel vakitlerden kalma, geçmiş dönemlere ait bir kavram olarak gördüğü aile; egemenlerin “Post-modern” dönemden “İnsan Sonrası” (post-human) döneme geçmeye çalıştığı, makine olmanın eşiğine geldiği şu anda, bir an önce terk edilmesi, hatıraların arasına karıştırılması gereken bir kavram olarak görülüyor. Aile tipi toplumun terk edilerek, aile sonrasına geçişin fikrî alt yapısı ise feminist ve Queer çevrelerce inşa ediliyor.
Ünlü feminist filozof Simone de Beauvoir, İkinci Cins adlı eserinde evlilik ve aileyi; “erkek egemen düzenin, kadını baskı altında tutmak için geliştirdiği bir yapı” olarak görür ve “çoğu feministler gibi ailenin tamamen ortalıktan kaldırılmasını” önerir.
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tevessül ve Vesîle: İnancı ve Tarihi
Sözlükte ‘bir aracı vasıtasıyla maddî veya manevî derecesi yüksek birine yaklaşmayı arzu etmek; iyi amellerle Allah’a yaklaşmayı ummak’ anlamındaki vsl kökünden türeyen tevessül, bir müslümanın işlediği sâlih amelleri, Hz. Peygamber’i yahut velî denilenleri veya sâlih kulları vesîle/aracı
Kimlikten Sınıfa: İslami Hareketlerin Dönüşümü ve Anti-Kapitalist Müslümanlar
Bu makale, Türkiye’de yakın dönemde İslamî hareketler içerisinden bir ayrışma süreci sonunda mücessemleşen Antikapitalist Müslümanlar’ın (AKM) nasıl bir bağlamda ortaya çıktığı ve temel karakterinin ne olduğu soruları üzerinden şekillenmektedir.
Gelecekte İnsan
Kimi temel kavramlar günlük yaşamımızın içine o kadar çok girerler ki, kavram bilincimizde herhangi bir yer etmezler. Biz hiçbir zaman bu kavramlar üzerine düşünmeyiz. Bu kavramları bir değişim veya güçlüklerin yaşandığı dönemler geçirirken farkına varırız. Bu kavramlardan en önemlilerinden biri benlik kavramıdır.
Şiddetin Meşrûiyetinden Meşrûiyetin Şiddetine: Döngüsel Bir İlişkiye Dair
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Kur’an ve Cihad Ayı Ramazan
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.